ABD’nin Ortadoğu ve Kürdistan’ın içinde olduğunu, PKK ve ABD’nin de birbirlerini görmezden gelemeyeceğini kaydeden Bayık, “Türkiye’nin kaygılarını gidermek için en güvendiği müttefiği Amerika’nın üçüncü taraf olabileceğini söyledik” dedi. Demokratik müzakerelerin bir gün dahi bekletilmemesini isteyen Bayık, tüm görüşmelerin artık kayıt altına alınması gerektiğini söyledi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, İMC TV’den Ayşegül Doğan’a verdiği söyleşide, 17 Aralık’ta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmede ortaya çıkan sonucun pek de istedikleri tarzda müzakere taslağının kabul edildiği, orda belirlenen tarihlere uyularak müzakerelerin geliştirileceği biçiminde olmadığını söyledi. “Gördüğümüz yine oyalamadır. Yine o müzakere taslağını hep tartışma içerisinde tutma, böylelikle tarihleri aşındırma, herşeyi seçimlere endeksleme/kurban etmedir. Eğer bu yaklaşım terk edilmezse bizim bunu kabul etmeyeceğimizi kamuoyunun bilmesi gerekiyor” diyen Bayık, kamuoyunun bir de şu gerçeği çok iyi bilmesi gerektiğini vurguladı: “Biz tek taraflı şimdiye kadar bir çok adım attık, en son bu demokratik müzakere taslağını Önderliğimiz geliştirdi. Eğer bu da kabul edilmezse belirlediğimiz tarihlere göre müzakereler geliştirilip sonuçlandırılmazsa artık bizim yapabileceğimiz herhangi bir şey kalmamıştır. Artık eski tarzda süreci sürdürmenin bir anlamı yoktur.”

Sürüncemede bırakılıyor

Türk tarafının açıkça “biz reddediyoruz” da “biz bunu kabul ediyoruz müzakerelere hemen başlayalım” da demediğine dikkat çeken Cemil Bayık, “Hep sürüncemede tutuluyor. Derhal, hiçbir gün dahi ertelemeden müzakereler başlatılmalı ya da bu taslak reddedilmeli. Durumun netlik kazanması gerekiyor” dedi.

PKK rejimin karakterini biliyor

Kürt Özgürlük Hareketi’nin kendi içinde anlaşmazlık, çelişki veya sorun varmış gibi propaganda yapılmasını, “Osmanlılarda oyun çoktur” belirmesini hatırlatarak yorumlayan Bayık, sürekli böyle oyunlar oynandığını, tezgahlar düzenlendiğini ama artık bunların sökmediğini söyledi. Bayık, PKK’de bunların artık etkili olmasının düşünülemeyeceğini ifade ederek, ekledi: “Çünkü PKK bu rejimin karakterini çok iyi çözümlemiştir. Bu rejimin bir özel savaş rejimi olduğunu, psikolojik savaşı sürekli önde tuttuğunu çok iyi biliyor. Yıllardır bu rejimle mücadele içindeyiz, çok iyi tanıyoruz. Bu tip çabalar boştur.

Tek gün dahi geçilmemeli

Kendileri için görüşmelerin olup olmaması veya heyette yeni kişilerin katılıp katılmamasının geride kaldığını; esas sorunun  Demokratik Çözüm Taslağı’nın kabul edilip edilmemesi olduğunu kaydeden Bayık, “Bunun tek gün dahi geçirilmeden netlik kazanması gerekir. Taslağın kabulü de yetmez, müzakerelerin de belirlediğimiz süreçlerde gerçekleştirilmesi, uzatılmaması gerekir. Artık tahammül sınırlarının sonuna geldiğimiz için son bir kez olarak bu müzakere taslağını sunduk ve tekrar oyalama, zaman kazanma, aldatmaların önünü almak için takvime bağladık. Bu takvime göre işlerin yürütülmesi gerekiyor” diye konuştu.

Koşullar Türkiye’nin aleyhine

Uluslararası koşulların Türk Hükümeti’nin aleyhine olduğunu belirten Bayık, şunlara dikkat çekti: “Ortadoğu’da DAİŞ ve Katar’ın dışında hemen hemen ilişkide olan, destek veren yoktur. Geçmişte destek veren uluslararası güçler şimdi bu desteği kesmiş durumda. İki şeyle övünüyordu; vesayetle mücadele ve ekonomi. Vesayete karşı mücadele yerine orduya oldukça yakınlaşma var. Polis teşkilatı güçlendiriliyor, güvenlik yasaları çıkarılıyor. Her gün tutuklamalar, baskılar, Kürt gençlerinin katledilmesi yaşanıyor. Bütün bunlarla iktidar korunmak isteniyor. Ekonomi alanında ise Türkiye’de ekonomik kriz kapıdadır. Dışarıda ve içeride, ekonomik ve siyasi olarak daralıyor. Eğer biz de bu süreçte hareket edersek iktidarın buna dayanamayacağı çok açıktır. Tekrar bu iktidarı uyarıyorum. Demokrasiye, özgürlük ve adalete dönmeli, bunun içinde derhal Önder Apo’nun sorumluluğunda oluşacak müzakere heyeti ile müzakereye oturmalı. Eğer bunu yapabilirse hem kendisini hem de Türkiye’yi kurtarabilir. Aksi takdirde ne kendisini ne de Türkiye’yi kurtarabilir. Gelecek bir felakettir Türkiye açısından.”

Tecrit çemberi yıkılıyor

NATO üyesi olduğu için NATO’nun çıkarları düşünülerek Türkiye’nin PKK ile ilgili tezlerinin esas alındığını hatırlatan Cemil Bayık, “Şimdi bu değişiyor. PKK ve Kürtler etrafında geliştirilen tecrit çemberi uluslararası alanda yıkılıyor. Kürtler ve PKK uluslararası alana giriyor. Türkiye bundan çok korkuyor. Panik içerisinde diyebilirim. Çünkü o kadar tecrite rağmen PKK’yi etkisiz kılamadı şimdi PKK’yi etkisizleştirme şurada dursun artık Ortadoğu’nun en önemli aktörüdür. Artık PKK’siz Kürtlersiz Ortadoğu’da siyaset yapmak, Ortadoğu’yu yeniden düzenlemek mümkün değildir. Başûr ve Rojava’daki direnişler  PKK’nin daha doğru algılanmasına yol açmıştır. Geçmişteki algı yıkılmıştır. Dünya PKK gerçekliğiyle tanışmaya başlamıştır. PKK’siz 21.yüzyılda Ortadoğu’da herhangi bir şeyin yapılamayacağı giderek anlaşılmaya başlanıyor” şeklinde konuştu.

‘Kamu düzeni’ ile itaat isteniyor

Bugüne kadar çözüm için adım atmayan Türk Hükümeti’nin şimdilerde ‘kamu düzeni’ne sarıldığını anımsatan Bayık, ‘kamu düzeni’ dedikleri şeyin sömürgeci faşist yasaların uygulanmasına boyun eğilmesi olduğunun altını çizdi. Bayık, şunu net olarak ifade etti: “Kesinlikle hiç kimse bizden bunu isteyemez. Biz Kürt’ü inkar ve imha eden hiçbir yasayı, uygulamayı kabul etmeyiz. Kimliğimizin, dilimizin, kültürümüzün, değerlerimizin kabul edilmesini bu temelde kendimizi özgürce örgütleyip ifade etmemizin kabul edilmesini istiyoruz. Eğer faşist yasalar çıkarılırsa elbette ki Kürtler kabul etmez. Türk Hükümeti güvenlik yasaları geliştiriyorsa bu tamamiyle Kürtlere karşıdır. Burada ısrar edilmemeli; ısrar edilirse Kürtler de kendilerini koruyacaktır.”

Türkiye’ye özgü çözüm yanlıştır

Türk tarafının “İşte yerli milli çözüm, çözüm Türkiye’ye özgü olacak, yepyeni bir anlayışla çözüm gerçekleştirilecek. Bu herkese de model olacak” dediğine işaret eden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, bunun doğru bir anlayış ve tutum olmadığını şöyle izah etti: “Kürt sorunu, sadece Türkiye’yi ilgilendirmiyor. Bölgesel ve uluslararası bir sorundur. Çözümü de bölgesel ve uluslararası olmak zorundadır. Bu boyutlarından çıkarıp sadece Türkiye’yi ilgilendiren bir sorunmuş gibi göstermek herkesi aldatmaktır. Eğer burada bir art niyet yoksa gerçekten insan buna anlam vermekte zorlanıyor. Ben öyle çok safça, temizce söylendiğine inanmıyorum. Kürt sorunu çözmeme niyeti var. Uluslararası bir sorun uluslararası güçler olmadan çözümlenebilir mi? Buna yerel, milli Türkiye’ye has bir çözüm denilebilir mi? Globalleşen dünyada hangi ülkede ne tür bir sorun olursa olsun sadece o ülkeyi ilgilendirmiyor. Tam tersine herkesi ilgilendiriyor. Şimdi dünyada globalizm var, Kürt sorunu uluslararası bir sorun; Türkiye NATO üyesi, AB adayı ama Kürt sorununu sadece Kürtlerle çözecek, hiç kimseyi yaklaştırmayacak… Bu mümkün müdür? Gerçekten Türkiye sorunu çözme amacı taşıyorsa bunun uluslararası güçler olmadan çözülemeyeceğini bilmesi gerekiyor ve bütün dünyadaki çatışmalı sorunlarda iki tarafla Türkiye’nin dediği gibi oturularak çözülmemiştir. Mutlaka üçüncü bir tarafın gözetimi altında sorunlar çözümlenmiştir. Belki üçüncü taraf başından, ortasından girmiştir veya sonlarına doğru girmiştir ama mutlaka iki tarafın sorunları üçüncü bir tarafın gözetimi altında onun şahitliği altında çözümlenmiştir.”

NATO’yu arkasına almayı biliyor!

Nasıl ki NATO’nun beşinci maddesini işletti, bütün NATO’yu, arkasındaki sistemi PKK’nin karşısına diktyse çözümünde de bu güçlerin yardımını istemesi gerektiğini dile getiren Cemil Bayık, “Bu güçleri yardıma çağırmadan bu sorunu çözemez. Bu güçler çözümde yer almadan çözüm gelişemez. Biz Türkiye’nin kaygılarını gidermek için en güvendiği müttefiği Amerika’nın üçüncü taraf olabileceğini söyledik. Amerika üçüncü bir taraf olursa herhangi bir endişesi olmaz, sanmıyoruz. Bu aynı zamanda Türkiye’ye bir güvence vermedir bizim açımızdan. Bunu neden farklı değerlendiriyorlar, neden bundan korkuya kapılıyorlar, bunu anlamış değiliz. Sorunu çözmek isteyen üçüncü bir tarafı kabul eder. Neden kabul etmesin? Bırakalım tarafsız bir gücü tam tersine Türkiye yanlısı olan, sürekli Türkiye’yi destekleyen bir gücü taraf olarak sunduk. Bununla da Türkiye’ye güvence vermek istedik. Bizden çekinmemesi, korkmaması, paniğe kapılmaması için Amerika’nın arabuluculuğunu teklif ettik. Bundan daha olumlu bir yaklaşım olamaz” şeklinde konuştu.

ABD’nin Ortadoğu’daki pozisyonu

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, siyasetle uğraşan herkesin şu gerçeği çok iyi bilmesi gerektiğini söyledi: “Bugün ABD, Ortadoğu’dadır, Güney Kürdistan’dadır, Rojava Kürdistanı’ndadır, NATO ile ilişki içerisinde Kuzey Kürdistan’dadır. Amerika’yı Kürdistan ve Ortadoğu’nun dışında düşünmek mümkün değildir. Ortadoğu, bugün dünyanın; Kürdistan da Ortadoğu’nun bel kemiğidir. Birinci ve ikinci dünya savaşındaki durumda değiliz. Artık Ortadoğu’da sistemi Kürtlerin inkarı ve imhası üzerine oturtmak mümkün değil. Bu dönem bitmiştir. Yepyeni bir dönem başlamıştır. Ortadoğu’daki özgürlük ve demokrasi mücadelesinin öncülüğünü yapan Kürtler olmadan Ortadoğu’da siyaset yapılamayacağını da her insan görebilir. Ortadoğu’nun Kürdistan’ın içinde olan Amerika’yı görmemek mümkün değildir. Kürdistan’ın en dinamik ve mücadeleci gücü PKK’dir. Bunu ne Amerika ne Avrupa hiç kimse gözardı edemez. Türkiye’nin kendisi bile göz ardı edemez. Nitekim de etmiyor.”

Türkiye’nin Kürt düşmanlığı

Eğer Türkiye DAİŞ’i destekliyorsa bunun bir nedeninin de Kürtleri etkisiz kılmak isemesi olduğunu belirten Cemil Bayık, şöyle devam etti: “DAİŞ’le Kürt statüsünü ortadan kaldırmak istiyor Rojava’da. Türkiye Rojava’da Kürt statüsünü ortadan kaldırmadan Kuzey’de rahat edemez. Çünkü Güney’de bir statü var, Rojava’da da bir statü oluşursa Kuzey’de de Kürtlere statü tanımak zorundadır. Oysa ki Kürtleri bir halk olarak yok sayıyor; Kürtlere bir statü tanımak istemiyor. Onun için Rojava’yı ezmek istiyor. Oradaki kantonları yıkmak, bunu başaramazsa bile sürekli savaşlarla tahrip etmek istiyor. Yeni Suriye’nin şekillenmesinde Kürtlerin rolünü en asgari düzeye düşürmek istiyor. Neden bir NATO üyesi olarak DAİŞ’e karşı kurulan koalisyona katılmadı? Çünkü katılabilmesi için ideolojik bağlarını kesmesi ve Kürtlere karşı düşmanlığına son vermesi, hegamonya amaçlarından vazgeçmesi gerekiyordu. Türkiye, DAİŞ’le olan ilişkilerini hiçbir zaman terk edemez. Koalisyonun yanında DAİŞ’e karşı savaşamaz, bu Türkiye’nin Kürt düşmanlığından kaynaklanıyor. Türkiye’nin resmi bir ideolojisi ve stratejisi var; bütün hükümetler uyguluyor. İşte biz bunu değiştirmekle uğraşıyoruz. Bu zihniyet değişmedikçe ne Kürt sorunu ne de Türkiye’de demokrasi ve özgürlük sorunları çözülebilir.”

Silahsızlanma gündemde değil

Türk Hükümeti ve resim propaganda aparatlarının PKK’nin sihasızlanmasını ve bunun kısa vadede olabilirliğini sürekli gündem tutmasını dikkate almayan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, bu konuya da bir kez daha açıklık getirdi: “Bizim gündemimizde silahsızlanma, silah bırakma gerillanın yurtdışına çıkması yoktur. Şengal ve Kobanê örnekleri tazedir. Eğer Şengal Kobanê‘de daha büyük katliamların önüne geçildiyse bu Kürtlerin kendi öz savuma güçlerini yaratmış olmasından ötürüdür. Bu güçten yoksun olan bir Kürt kesinlikle katliam altındadır. Katliamın dışında herhangi bir şey Kürtleri bekleyemez. Bunun için Kürtler yıllarca mücadele etti, kendilerini koruyacak bir savunma gücü oluşturdu. Ortadoğu’da büyük bir savaş yaşanıyor. Kürtlerin üzerinde DAİŞ’in saldırıları var. Kürtlerin silahsızlanması mümkün değildir.”

Gerilla ve Pêşmege birlikteliği

Gerilla ve Pêşmege’nin bugün birçok yerde birlikte DAİŞ’e karşı durduğunu; aslında tabanda birlik sağlandığını vurgulayan Cemil Bayık, “Belki partilerde daha gerçekleşmemiş ama gelişmeler bunu zorluyor. DAİŞ sadırıları ve halkın istemi de zorluyor. Uluslararası güçler de Kürt siyasal birliğini istiyor. Nereden bakılırsa bakılsın artık tabanda gerçekleştirilen Ulusal Kongre, partiler arasında da kendisini dayatıyor. Biz bu temelde bazı görüşmeler yapıyoruz” dedi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, Evrensel’deki söyleşisinde de bu konuda şunların altını net olarak çizmişti: “Biz, kesinlikle Kürt halkını partilere kurban ettirmeyeceğiz. Partiler, Kürt halkı için olacaktır. Partiler, demokratik ve ulusal çıkarlar için siyaset yürütecektir. Bizim temel yaklaşımımız böyledir.”

Bağımsızlarla girmek tasfiyeciliktir


HDP’nin parti olarak devlet dışı yapılarla işbirliği ve ittifak yaparak seçimlere katılması gerektiğini belirten KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, şunları ifade etti: “Bağımsızlarla girmek çok tehlikelidir ve tasiyeciliktir. Rejim, rejimden beslenen siyasi partiler sürekli şu propagandayı geliştiriyor; HDP ile seçimlere girilmemeli bağımsız girilmeli. Bununla aslında HDP projesini boşa çıkarmayı amaçlıyorlar. Çünkü HDP bir demokrasi projesidir. Türkiye’nin zihniyetini değiştirmek isteyen; devleti, toplumu, siyaseti dönüştürmek; sorunları çözmek isteyen bir proje. Böyle bir projenin gelişmesini istemiyorlar. Bağımsız adaylarla girilmesini dayatıyorlar buna inandırmaya çalışıyorlar… Bütün demokrasi güçleri de HDP etrafında birleşmeli, bir demokrasi programı geliştirmeli bununla topluma gitmeli.. Eğer bunu yaparsa baraj sorunu olmayacağı gibi barajın üstünde bir sonuç alacağı kesindir.
Türk istihbaratı, Türk derin devleti, HDP’yi yıpratmaya çalışıyor, bununla HDP’de çatlaklar yaratmaya çalışıyor. Sonuç alamazlar. HDP şu anda operasyonlara uğrayacak bir güç değil. HDP tam tersine ittifak politikalarının doğru geliştirerek Türkiye demokrasisini güçlü taşımayı kendine amaç edinen bir siyasi ve toplumsal oluşum.


HABER MERKEZİ