“Söylememe” meselesi açılmışken. Dicle Üniversite olayları sonrası kontracılara yakın çevrelerin fırsat bu fırsat deyip Kürt hareketine yüklendikleri basın açıklamalarından birinde akılda kısa, boyda uzun ve işlevsel bir “kardeş” açıklamanın ortasında “Müslüman uyumaa…” diye söze girdi ve devamını getiremedi. Sloganı unutan adam olarak tarihe geçti ve tüm medyayı bir güzel salladı. Başını kaşıyarak gerisin geri sustu. Demem o ki, cahilliğin ideolojisi tektir. Ve böyle yarı yolda bırakır.
**
Alkol teşvikini eleştiren Başbakan Erdoğan, “Alkollü bir içki olan bira, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, bazı kitaplarda, ‘milli bir halk içkisi’ olarak takdim edilmiştir. Halbuki bizim milli içkimiz ayrandır” dedi. Buyur burdan yak! Hayır benim anlamadığım asıl mesele şu: Erdoğan’da ayran içmek bile bu kadar kafa yapıyorsa rakı ne yapıyordur, bira ne eyliyordur tahmin bile etmek istemiyorum. Ayran içerek bir ülkenin sosyal-siyasal felaketi ve Osmanlı ruhu olmaya çalışan adam bardakta bazen duramayan rakıya bulaşsa neylerdi onu da bilemiyorum.
Sırada milli ekmek, milli dozer, milli traktör, milli quzzulkurt, milli don, milli çöp, milli aşk gibi daha pek çok güzellik var. Aklıma bir video geldi yine. Daha önce elini masaya vurarak bol efektli bir kızgınlıkla Binali Yıldırım’a seslenen bir CHP’linin videosu. Demişti ki “Sen bilir kişi misin, sen uzman mısın sen kimsin?” He aynen bundan işte…
**
Taraf gazetesinin suları durulmuyor. Bizde keyifle izliyoruz. Her tarafı delik deşik edilmiş insanlarla kafa bulandırma projesinin sonuna doğru hızla yelkenleri açmış. Titanic gibi çarpmasına gerek yok. Yavaş ve derinden de suyun dibine girse sorun yok. Meğerse tüm yazarları da birbirinden nefret ediyormuş. Bunu da Pazar gecesi twitter üzerinden çıkan Yıldıray Oğur, Mehmet Baransu ve Emre Uslu kavgasından öğrendik. İnsanlığa bir armağan olarak verilen bu kavga elbet müthişti. Nasıl sabır ki aynı çatı altında birbirlerine bunca yıl tahammül etmişler. Helal olsun size pisê heramlar…
**
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, “Tek devlet, tek vatan, tek ülke, tek bayrak pazarlığı yaptık. Bunun dışında başka pazarlık yok” demiş. “Tek pazarlık” demeyi unutmuş.
**
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, “çözüm sürecine” ilişkin Seyhan Oteli’nde Adana’daki sivil toplum örgütleri, iş çevreleri ve basın kuruluşlarıyla bilgilendirme toplantısında ‘Devlete güveni azalan yurttaşlar var’ demiş. Gerçekten Beşir’in zekası her zaman ayrı olmuştur. Her zaman müthiştir ve her zaman böyle erken görmüştür gerçekleri!!! El sallayın ona…
Milli quzzulkurt û kerratî!
Akil İnsanların Çanakkale toplantısında ilginç bir olay yaşandı. Aslında bir ilginçliği yok. Videoyu sizde izlemişsinizdir. Neyi niçin eleştireceğini bilemeyen endişeli ultra milliyetçi tipolojiler ‘ne yapalım ne edelim’ derken akıllarına, hiç kimsenin aklına gelmeyecek bir çıkış yapmak gelmiş. Akil İnsanlara “Neden istiklal marşı okumadan başladık toplantıya” diye çattılar. Ardından ekledi biri “Ahaa ben gidiyorum, salonu terk ediyorum”… Aklı olan akillerden “De cehenneme kadar yolun var, git bakalım” diye bir çıkış bekliyordum ki, olmadı. Sonra bir dayı kalktı ve istiklal marşını okumaya başladı. İlk kıtanın ikinci satırında takılıp kaldı. Yanlış okudu, okuyamadı. Adamın bu saçma hareketinin saçmaca gelişen doğasına dair görüntüyü izlerken hemen onun önünde oturan faşizmde takla attırmış Sedat Laçiner’in durumu bana çok daha eğlenceli geldi.