
HDP Sözcüsü Osman Baydemir, Avrupa ülkeleri ile yaratılan krizin bir algı operasyonu olduğunu belirterek, “Akılsız hükümetin, akılsızlıkla yönetilen hükümetin cezasını maalesef halk öder. Bu faturanın halka çıkartılmaması için bu suni krize ‘Hayır’ diyoruz” diye konuştu.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) haftalık Grup toplantısında Parti Sözcüsü Osman Baydemir, değerlendirmelerde bulundu. Toplantıya HDP Adana ve Antalya il ve ilçe yöneticileri katıldı. Baydemir, “Hiç şüpheniz olmasın bu zulüm mutlak suretle bitecek. Baskının hükmü ve gücü hakkın ve haklının gücü karşısında mutlaka mağlubiyete uğrayacak” diyerek konuşmasına başladı.
Figen Yüksekdağ’ın vekilliğinin ve parti üyeliğinin düşürülmesine tepki gösteren Baydemir, bunun HDP projesine dönük bir saldırı olduğunu ifade etti. Baydemir, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Size bir sorum var Kürt halkının mazlum halkların 6 milyon seçmenin yüreğine yazılmış Figen Yüksekdağ’ın ve tüm vekillerimizin o saygın yerini nasıl sileceksiniz? Silemezsiniz, düşüremezsiniz.
Ortadoğu coğrafyası ilklerin coğrafyasıdır. Bir o kadar da zulmün ve katliamların coğrafyasıdır. Qamişlo katliamını bir kez daha kınıyoruz. Orada yaşamını yitiren kardeşlerimize rahmet diliyoruz. O zalimler bir gün mutlaka hakkın divanında hem de dünyada hukukun önüne mutlaka çıkacaktır. Aynı zamanda Gazi Katliamını bir kez daha kınıyoruz, bir kez daha lanetliyoruz. O 22 canın hesabı bir kez daha sorulacaktır. Halepçe Katliamının yıl dönümüne yaklaşıyoruz. Bu katliam öyle bir katliam ki Koçgiri’den, Zilan’dan ayrı ele alamayacağımız bir katliamdır. Bu katliam öyle bir katliam ki Şengal’deki katliamdan ayrı ele alınamayacak bir katliamdır. O katliamın emir vericileri kendi zulümlerinin kurbanları oldu. Gün gelecek bu coğrafya HDP fikriyatının öncülüğünde geçmişle yüzleşecek. 1915’lerden bugüne değin dayatılan tekçi zihniyetle yüzleşilecek.”
Bu devrin zalimleri
“Öyle bir zamandan geçiyoruz ki zulmün her akla her isimle kendisini bir kez daha yaşatma ve yaşatırken de kaos, çatışma üzerinden yaşatma gayretine bir kez daha tanıklık ediyoruz” diyen Baydemir, Nemrutlar, Saddamlar gibi her devrin zalimlerinin olduğunu söyledi.
AKP hükümetinin suni gündemler yaratarak varlığını sürdürdüğünü belirten Baydemir, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye’nin dört tarafı düşmanla çevrili diyorlar. Nasıl düşmanlarla çevrili olduğunu AKP politikalarına bakarak görüyoruz. İçerideki kutuplaşma yetmedi şimdi de Avrupa ile bir kriz yaratmanın çabasını en üst düzeyde veriyorlar.
Mağduriyet edebiyatı yapıyorlar
HDP bir ilke partisidir. Kimden gelirse gelsin fikir hürriyetinin engellenmesine hayır diyoruz. Faşizm kimden gelirse gelsin hayır diyoruz. Ama şu anda yaşanan tamı tamına bir algı operasyonudur, bir kandırma operasyonudur. Duyguları suistimal etmedir. Bu ülkenin bir mevzuatı var. Bu yasa bana nasıl uygulanıyorsa ben nasıl yerine getirmekle mecbur isem bu ülkenin cumhurbaşkanının, bakanının da uymakla mükellef olduğu yasadır. Seçim Kanununu düzenleyen yasanın kendisi AKP döneminde bir değişikliğe uğradı ve denildi ki ‘yurtdışı temsilciliklerinde propaganda yapılamaz.’ Sen bakan olarak niye kendi koyduğun yasayı ihlal ediyorsun. Bunlar bir mağduriyet edebiyatıyla referandum çalışmasını yürütmek istiyorlar.”
Kayum mu atayacaksın?
“Hollanda’daki belediyeye de kayyum mu atayacaksınız? Senin ülkende insanlar fikirlerini özgürce ifade edebiliyorlar mı? İnsanlar fikirlerini özgürce ifade edemiyorlar” diyen Baydemir, 2015 yılında Cizre’ye girmek isteyen HDP’lilerin engellendiği fotoğrafları göstererek, milletvekilleri ve bakanların o gün Cizre’ye girişine izin verilmediğini hatırlattı.
Cezasını halk çekmesin
Baydemir, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Gelip dönüp dolaşıp bir kez daha algı operasyonuyla bir kez daha vicdanları suistimal etmek suretiyle bir oy avcılığı ile karşı karşıyayız. Ömer Çelik çok net söyledi ‘bu krizden iki puan oyumuz arttı’ diye. Bütün mesele bu. İki puan oyları artsın memlekete ne oluyorsa olsun. ‘Akılsız başın derdini ayaklar öder’ diye bir laf var; ama akılsız hükümetin, akılsızlıkla yöneltilen hükümetin cezasını maalesef halk öder. Bu faturanın halka çıkartılmaması için bu suni krize ‘Hayır’ diyoruz.”
Referandum meşru değil
Baydemir, referandumun eşit bir ortamda gerçekleştirilmediğine değinerek, “Böylesi bir zemindeki referandumun sonucu nasıl meşru olabilir. Venedik Komisyonu’nun raporuna dikkat çekmek istiyorum. Toplantı ve gösteri özgürlüğü bu ülkenin neresinde var? Urfa’da 8 Mart’ta kadınlar yerde sürüklene sürüklene gözaltına alındı. Bir kez daha söylüyoruz: KHK’leri, tek adam rejimini iki yıl boyunca dayatılan sindirmeyi kalıcılaştıracak bu faşizm dayatmasına ‘Hayır’ diyoruz” şeklinde konuştu.
Silahla arana mesafe koy
Baydemir, konuşmasına şöyle devam etti: “Bir yandan referandum çalışması adı altında toplumun bir kesimi ötekileştiriliyor öte yandan gizli genelgeler yayınlanıyor. Nusaybin’de 15 günü aşkın sistematik bir işkence yapıldı. AKP Kürt coğrafyasında referandum kampanyasını silahlı olarak yürütüyor. Burada bir kez daha hükümete AKP’e sesleniyoruz eğer ki demokrasiye inanıyorsa şiddetle, silahla arana mesafe yok. Silahı bırak gel ne sözün varsa tartışalım.
Şırnak’ta, Nusaybin’de, Cizre’de, Sur’da yapılanların tümünün şahidiyiz. Bu halkın o katliamı gerçekleştirenlerin iki yakasında iki eli olacaktır. Tıpkı Miloseviç yargılandığı gibi bunlar da yargılanacaktır.
Bu son kışımız olsun
Bu karanlığa ışık tutacak olanlar yine sizlersiniz. İhraç edilen 130 bin insana, akademisyenlere çağrım var; yapacağımız tek şey var boyun eğmemek, kapı kapı dolaşmak ve ‘Hayır’ları büyütmektir. Her kışın sonu mutlaka bahardır. Bu da son kışımızdır.
Bir gün hesaba çekileceğiz. O hesap günü geldiğinde alnımız açık şekilde ‘ben zulme karşı durdum’ demenin aynı zamanda fırsatıdır 16 Nisan ve hiç şüpheniz olmasın 16 Nisan cumhuriyet tarihinin en hayırlı pazarı olacak. Bu ‘Hayır’da hiç kimse kaybetmeyecek. AKP tek başına hükümete devam edecek. Erdoğan cumhurbaşkanı olmaya devam edecek; ama zulüm ve yıkım politikaları onaylanmamış olacak. Halk ‘senin bu politikan doğru değil’ demiş olacak. Bu paketle bu ülkenin önüne koydukları şer cephesi dağılmış olacak.”
Soruları da yanıtladı
HDP Sözcüsü Osman Baydemir, Grup toplantısından sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gazetecilerin hükümetin Hollanda ile yaşanan krizin ardından açıkladığı dört maddelik önlemlere ilişkin görüşü sorulan Baydemir, şu değerlendirmeyi yaptı: “Demokrasi herkes için, fikir özgürlüğü herkes içindir. Siyaset yapma hürriyeti herkes için. Hükümetin Sayın Demirtaş, Yüksekdağ ve HDP’li milletvekillerimiz cezaevinde tutulduğu bir atmosferde dünyaya söyleyebileceği herhangi bir lafının beş kuruşluk kıymeti harbiyesi olur mu? Ben bir kez daha hükümeti bu suni krizden bir an önce çıkmaya ama aynı zamanda kendi iç dinamiği içinde HDP’ye gönül vermiş milyonların temel hakkı olan eşbaşkanların özgürlüğüne kavuşması önündeki engelleri ortadan kaldırması çağrısında bulunuyorum. Rusya krizindeki tavrınız ne oldu? Sonuç ne oldu? Bütün bu atmış olduğunuz adımların, çıkışları bir tek faturası var o da ekonomik ve siyaset olarak bu halka kaybettirmektir. Bugün bu noktada oluşumuzun tek nedeni iki yıllık politikalardır. Bugün eşbaşkanlarımız tutuklu olmasaydı, kayyumlar atanmış olmasaydı, şehirler yakılıp yıkılmasaydı bu çıkışların bir karşılığı olurdu. Şu anda hükümetin eleştirilerinin hiçbir karşılığı yok.”
ANKARA