„Kanıma ekmek doğrayıp, kaşıklayan zalim, bana, terörist diyor. İnsan oğlunu insan yapan adaletten söz etmiyorum. Eğer o insansa, evet, ben bir teröristim“ diye hakırdığında, gözleri kinden keskin şimşekleniyor, bakışlarında öfke, toz zerreciklerinin devindiği tîroj oluyordu.
„Coğrafyamın bingêh kavimlerı, ırk ve soylar yeşerip, boy attıkları ‘istan’ denilen topraklarla anılıyorlar. ‘İstan’, soylarına isimdir. Yunanistan, Hindistan, Arabistan, Afganistan, Pakistan gibi…
Ben, ne idüğü belirsiz türedi, devşirme, oradan buradan kaçıp saklanan sabıkalı, açlık sığınmacısı, muhacir değilim. Kürdistan’ın onbin yıllık evladıyım. Köklerim orada yeşerdi. Bana isim ve kişilik veren odur. Soy pınarımdır, Kürdistan. Kültürüm, yaşama biçimim orada şekil buldu. Makedonyalı İskender, Romalılar, Cengiz’in taştan yumuşak ne varsa yiyen, yiyemediğini yakan, yıkan sürüleri, Arap süvarileri gelip, geçti ama tutunamadılar. Ben kadim yurdumun sahibi, tartışmasız efendisi olarak tarihte yol aldım.
Osmanlı, Acem ile karışmazlık ilkesi içinde komşu oldum. Onlar imparatorluk, ben, gece yıldızların dağlarına konacak kadar yakın olduğu dağlarımda kimseye hesap vermeyen, bağsız, bağlantısız, başı ezmana değecek kadar hür Kürdistan’ın efendisiydim.
Sonra hırsızlar, kurtlar gibi yalanıp, entrika yolları çizerek göründüler, kapımda. Sözden anlayınca, anladıkları dille koşuşarak kovmaya çalıştık onları. Yurt hırsızı katil, talancı değildim, ama bana „eşkıya“ dediler. Sonra, adımı „teröriste“ çıkardılar. Düşünebiliyor musunuz yurt hırsızı, insani değerler, maddi varlıklar talancısı, soyumun katili adaletli, adil, ama ben teröristim. Düşünebiliyor musun kainatın vicdanı, beni anlayabiliyor musun evrenin ruhu, dini!.. Kürdistanım, gözle görülmeyen dikenli, elektrik akımlı tellerle çevrili hapishane. Gırtlağımdan çıkan seda, ağzım, dilimin hareketiyle sese dönüşen, anlaşılır olan kelimeler izne bağlı. Kişiliğim, onurum kirli postal altında ezilmekten cılk yara, bedenim sızılar içinde. Fakat terörist olan, benim.
Kürdistanımda, Kürdistan’a hasretim. Adını söyleyemiyorum. Çünkü adı suç, suçun cezası ağır hapis. Köle deseniz, değilim. Esirden de sayılmıyorum. Yer yüzünün bir statüsüz halkıyım ben.
Köle değilim. Çünkü kölenin dilini konuşma özgürlüğü var. Evrenin kültüründe „Q, X ve W“ harfleri, zalimin dilinde yoktu. Benimse ses uyumumdu. O habersiz diye teröristliğime hükmedip, hakkımda zindan cezası biçiliyordu.
Romalı kölenin, teslim alınmış esirin, bebeğine kendi kültüründen isim vermesi haktı. Benim için „izin dahilinde“. Yine de teröristim ben. Vandal adam, insanlığımla alay ederek, „dilinle konuşmana izin verdim, daha ne istiyorsun“ diyor. Vay caınına yandığım vicdan, yurdumun hırsızı sokakta konuşmamı alicevapca bağış olarak sunuyor, bana.
Bundan daha büyük bir aşağılama olabilir mi? Bir halkın diliyle konuşmasını izne bağlamak, esir alınmış o halkı aşağılamaktan çok, zalimin kendine biçtiği aşağılama gömleğidir. Yakışandır. Zalim olmak için, önce kişiliksiz olmak gerekiyor, çünkü… Adaleti ve hukukuyla kırımlar yapıyor. Şehirleri gazla zehirliyor. Bebeklerin, çocukların başını eziyor. Polisi, askeri insanlığını arayan sivil, savunmasız Kürde kurşunla „dur“ diyor. Kürdistan’ın her gün yeni kayıplarının „şin û şivanına“ duruyor. Lakin zalimi kiralık tetikçi, çıkarlarına fedai, orayı burayı terörle karıştırma aleti olarak kullananların dilinde adaletli, ben hala teröristim, vicdanını sevdiğim Batı medeniyeti… Efendisinden güç alan baş zalimi ise bana yalanlardan yalanlar örerek insaniyet masalları anlatıyor. Asırlardır süren kardeşçe beraberlik, hak, adalet diye düm düz gidiyor.
Söyledikleri temelinden yalan. Çünkü, yurt hırsızlığının tarihi asırlara dayanmıyor. Daha dündür, işgalin başlangıcı. Yüz yıllık geçmişi var. Kürtler, o günden beri, hırsızı korva savaşında. İşgalcinin adaleti, hukuku da kendinden menkul. Vicdanı olan gaspçı, işgalci olmaz. Adalet duygusuna sahip olan, dil, kültür soykırımcısı, lanetli katil olmaya kalkışmaz…
Bir de „öldürürken teröristle masumu ayırıyorum“ diyor baş katil, bana iyilik edercesine… Ve ben, baş katile bir iyilik edip, ihbarda bulunayım: Kürdistan, dünün Kürdistan’ı, Kürtler de eskinin insanları değildir, artık. Bugün Kürdistan baştan başa, zalimden kurtulmak üzere ayakta. Dün ayaklananlar binler, on binler, yüzbinlerleydi.
Bugün ar, namus ve hayası olan bütün Kürtler, zalimin ağzında pelesenk yaptığı deyimle, birer teröristtir. Sayısal olarak, oğlunu, kızını gerdeğe hazırlarcasına dağa gönderen Kürdistan’a adanmış partiye oy veren, dağdaki gerillaya arka çıkan herkes teröristtir ki, sayıları milyonları buluyor.
Kürdistanımın gerçeği budur. Zalimin kırma azmi, katillerinin öldürmesiyle bitmez!..