Türkiye, Suriye'de parsa toplamaya çalışırken Erdoğan 30-31 Mart'ta sırasıyla Kerry, Biden ve Obama ile görüşmüştü. İlk iki görüşmede ABD heyetindeki isimler dikkat çekiyordu. Obama'nın IŞİD'le Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk ve ABD Dışişleri Bakan Yard. Victoria Nuland bu görüşmelerde yer almıştı. McGurk, Türkiye ile geleneksel ilişkileri soğutma pahasına Rojava kantonlarını ziyaret etmişti. Bu, bir gün önce başlayan Cenevre-3'e davet edilmeyen Rojava'nın gönlünü almak, Kobane zaferi yıldönümünü tebrik etmek ve Şeddade'ye yapılacak hamle için HSD komutanlarıyla koordinasyonu görüşmek içindi. 

Nuland ise basın toplantısında dönemin Başbakanı Erdoğan ile dönemin Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun Suriye ve İsrail konusundaki açıklamaları sorulunca "Türk liderlerden gelen tahrik edici yorumlar, bizi açıkçası çok rahatsız ediyor. Son 24 saat içerisinde bu konudaki kaygılarımızı ABD'nin Ankara Büyükelçiliği kanalıyla üst düzey Türk yetkililerine aktardık." (7 Şubat 2013 / hurriyet.com.tr) diyen isimdi. Biden'ın heyetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı Anthony Blinken de vardı. Blinken ise PYD yönetimiyle diplomasiyi yürüten isimlerden biriydi. Heyetler Kürtleri denklemden düşürme ve Minbiç hamlesini engelleme hedefinin tutmadığının göstergesiydi. 

Bu görüşmeler öncesi HSD-YPG güçleri Minbiç (Mimbiç) hamlesine hazırlanıyordu. Arap aşiretlerle, Minbiç'ten Kobane'ye göçenlerle görüşmeler vardı. Baas rejimi ile Riyad Grubu arasında yapılan Cenevre-3 ikinci turuna Rojava kantonlarının alınıp alınmaması, 17 Mart'ta Rimelan'da ilan edilen Rojava-Kuzey Suriye Demokratik Federal Sistemi baş gündemlerden olmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu, İsrail ile siyasi-askeri ilişkileri düzeltip lobiyi Rojava'ya karşı kullanmak modundaydı. Nitekim Erdoğan-Obama görüşmesi sonrası Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu Nisanın ilk haftası İsrail heyetiyle Londra'da buluşacaktı. Sahada da MİT-Suudi-Katar konsorsiyumu, Halep-Şêx Meqsûd Mahallesi'ne cihadistlerin saldırılarına ivme kazandırdı, birkaç günde 24 kişi yaşamını yitirdi. Efrin-Halep bağlantısını ketleme, cihadistlere yeni alan açma, Efrin-Kobane kantonlarının güneyden Minbiç-Bab-Dabık-Mare üstünden koridor açılarak birleştirilmesini önleme taktiğiydi bu. HSD-YPG, Şêx Meqsûd'a odaklanırsa Mimbiç hamlesi olmaz üstünden hesap yapılıyordu. Bu esanda Cerablus ile Ezaz arasındaki El Rai MİT'e bağlı gruplara geçti. (7 Nisan 2016) Bölgedeki gazetecilerden aldığım bilgiye göre Kilis-Elbeyli'yle sınır kapısı olan El Rai'yi (Çobanbey) IŞİD'den alan Ahrar'u Şam, Feylak-u Şam, Sultan Murat Tugayı, Mutasim Tugayları gibi gruplar, kalan Kürtleri tehcir ediyordu.   

Konsensus, 14-15 km, soru işareti:

Sızanlara göre Erdoğan'ın Obama'dan IŞİD'de karşı kuzey Suriye'ye Arap ve Türkmen gruplarla TSK'nın girmesini teklif edip hava desteği ve YPG koordinasyonuna son verilmesini istemesinden, yani bir nevi IŞİD şantaj kartı olarak masaya koymasından sonra 

Nisanın ilk haftası ABD'den bir heyet Ankara'ya geldi. ABD, PYD ile de diyalog halindeydi. (Masalara kartlar konurken ABD'nin YPG'ye Rimelan havaalanından yine silah sevkettiği haberleri servis edildi. Aslolan ise ABD Kobane sonrası silah-mühimatı YPG'ye değil kozmopolit HSD güçlerine veriyordu. ABD helikopterleri, Rimelan'a Cizire ve Kobane'deki koordinasyon birimlerinin ihtiyaç duydukları lojistiği indiriyordu.) Bu diplomasi nereye varabilir? 

Mimbiç Askeri Meclisi oluşumunun (2 Nisan) ardından Kürt, Arap, Çerkes ve Türkmenlerden 43 kişi Kobane'ye bağlı Sirrin'de Minbiç Yürütme Meclisi kurmuştu. (5 Nisan 2016) Bu Rojava federalizmi felsefesinin izdüşümüydü. Cenevre-3'ün ikinci turuna da Kürtler alınmazsa "seçeneksiz değiliz" deyip harekete geçebilirlerdi. ABD uçakları destek vermezse Rusya fırsatı kaçırmazdı. Bu nedenle ABD, Ankara'yı sıkıştırdı. Edindiğim bilgiye göre çapraz diplomasiden -değişiklik olmazsa- şu konsensus çıktı: Minbiç hamlesi yakında başlayacak. Minbiç kırmızı çizgisi de paspas olacak, Ankara, IŞİD'in Minbiç'ten sökülmesini sineye çekecek. Kilis'ten 14-15 kilometre derinlikte bir tampon bölge planlanacak. Bu derinlik Dabık'ı geçiyor, Mare'nin kuzeyine kadar uzanıyor. Sonuçta çift koridor çıkıyor. Ancak konsensusa göre tampona TSK girmeyecek. Plan tutarsa burda uluslararası güçler hangi grupların olacağını belirleyecek. MİT destekli gruplar eliyle El-Rai alınarak el yükseltildi. Cerablus ise hala soru işareti...