Suriye iç savaşında önemli bir yere sahip olan Minbic, stratejik konumu nedeniyle birçok gücün dikkatini çekiyor. Savaşta taraf olan hem uluslararası hem bölgesel birçok güç etrafında konumlanıyor. DAİŞ’ten özgürleştirilmesinin 3’üncü yılına girilen kentin tarihi ise çok eskilere dayanıyor. Tarihi 5 bin yıla uzanan kent; Roma, Sasani, Memlük, Makedon, Abbasi, Fatimi, Eyyübi, Moğol, Osmanlı ve Fransızlar tarafından işgal edilse de çok kültürlülüğünü bugüne taşımış. Fırat Nehri üzerinde bulunan Minbic, en son 2011 yılında başlayan Suriye iç savaşıyla beraber yeniden yıkım, talan ve yok edilme ile karşı karşıya kaldı. Önce Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), ardından da DAİŞ’in işgaline giren kent, 1 Haziran 2016’da Minbiç Askeri Meclisi tarafından başlatılan operasyon neticesinde 15 Ağustos 2016’da kurtarılmıştı. Kurtarıldıktan bu yana sürekli Türkiye’nin tehditlerine maruz kalan kent, şimdilerde de olası saldırı ve tehditlerle karşı karşıya.
Kent sınırları
Kent, Türkiye sınırına 40 kilometre, “Fırat Kalkanı” olarak adlandırılan gruplara ise 20 kilometre uzaklığında bulunuyor. Yaklaşık 500 bin nüfusu bulunan Minbic’te Arap, Kürt, Türkmen, Ermeni, Çerkez ve Çeçen halklar yaşıyor. Bölgede Minbic Askeri Meclisi, ABD ve koalisyon güçleri, Rusya, Suriye rejimi ve Türkiye ile desteklediği gruplar güçlerini bulunduruyor.
Savaşın başları
İç savaşın başlamasından sonra 2012’de ÖSO çatısı altında toplanan selefi gruplar tarafından ele geçirilen Minbic, 2 yıl boyunca bu grupların kontrolünde kaldı. Aynı zamanda hemen kuzeyindeki Cerablus’u da alan ve Karkamış Sınırı Kapısı’na hakim olan ÖSO, Türkiye’nin ÖSO ve selefi gruplara verdiği destekten de nasibini fazlasıyla aldı. Minbic, hem Rakka’ya hem de Halep’e açılan kapı olduğu için sahadaki birçok gücün de dikkatini çekti.
DAİŞ’in gelişi
Bu durum, 2013’ün sonlarında Irak’tan Suriye’ye hat çizdirtilen ve Suriye’de taraf olan birçok gücün desteği ile sahaya sürülen DAİŞ’in iştahını kabarttı. Rakka’yı ele geçirmesi ardından DAİŞ; adım adım bölgedeki kentleri de kontrolü altına almaya başladı. Arkasındaki güç, elindeki teknik ve gelişmiş silahlarla Rakka’nın doğusundaki Girê Spî, batısındaki Minbic ve Cerablus’u da işgal ederek, Türkiye sınırındaki iki önemli kapıya ulaştı. DAİŞ, özellikle lojistik ve eleman ihtiyacını bu iki kent üzerinden sağladı. Birçok ülkeden DAİŞ’e katılanlar geldikleri Türkiye’de, Karkamış Sınır Kapısı’ndan Minbic’e, Akçakale Sınır Kapısı’ndan da Rakka’ya geçiş yaptı. Lojistik ihtiyaçlar da bu iki sınır kapısından söz konusu merkezlere aktarıldı.
Minbic askeri meclisi kurtardı
Kobanê’de büyük kırılma yaşayan DAİŞ’e karşı Minbicliler de itirazlarını yüksek sesle haykırmaya başladı ve Kobanê’nin özgürleştirilmesinde yer alan El Fırat, Şemsi Şimal ve daha birçok grup, Minbiç Askeri Meclisi çatısı altında bir araya gelerek, Minbiç halkının çağrısına yanıt verdi. Minbic Askeri Meclisi, 1 Haziran 2016’da Minbic’in özgürleştirilmesi için operasyon başlattı. 73 gün süren şiddetli çatışmalardan sonra Minbic DAİŞ’ten alındı. Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ve koalisyon güçlerinin de destek verdiği operasyonda kent DAİŞ’ten tamamen temizlendi. Kentten göç edenler de zaman içinde topraklarına dönmeye başladı.
Sivil meclis
Kurtarıldıktan sonra halklar Minbic Sivil Meclisi çatısı altında bir araya geldi. Sivil mecliste Araplar ve Kürtler yoğunluktayken, diğer halklar da nüfuslarına göre temsiliyetini buluyor. İlk başlarda sayısı 40 olan meclisi üye sayısı şimdi 200’ü aşarken, diğer halklar ve inançlar da örgütlenmelerini ve kültürlerini geliştirebilmek için çalışmalarına devam ediyor. Bu çalışmaları en çok Türkmen ve Çerkez halkı yapıyor.
Operasyon gerçekliği
Yine son saldırı ve tehditlere karşı kenetlenen halklar, Kobanê ve Serêkanîyê’de yapılan canlı kalkan eylemine Ereb Hesen köyünde başladı. İdlib’in gündeme gelmemesi için Minbic etrafı sıcak tutulmaya çalışılırken, yer yer Meskenli ve Ereb Hesen köylerine gruplar tarafından taciz atışları gerçekleştiriliyor. Birçok yerde Minbic Askeri Meclisi mevzilerini güçlendirirken, Türkiye medyasının yansıttığı “operasyon başladı” haberlerinin ise sahada bir karşılığı yok.
Sacur cephesi
Kentin en hareketli olduğu bölgelerden biri ise Sacur bölgesi olarak göz çarpıyor. Sacur Suyu; Minbiç Askeri Meclisi ve Türkiye destekli “Fırat Kalkanı” grupları arasında sınır olarak biliniyor. Tehditlerin yapıldığı günden bu güne bu hat üzerinden bulunan Erep Hesen, Meskenli ve Ondadat köylerine yer yer atışlar da gerçekleştiriliyor. Ondadat Köyü aynı zamanda sınır kapısının açıldığı bir yer ve bölgedeki siviller bu kapıyı geçişler için kullanıyor. Bu tehdit ve saldırılar bölge halkına da olumsuz yansırken, Erep Hesen Köyü bu saldırılarda en çok nasibini alan bölge oldu. Bazın basın yayın kuruluşları tarafından abartıldığı gibi bir güç sevkiyatı ya da “operasyon” havası da görülmezken, her iki güç arasında bulunan 100 metre mesafesinde dahi bu durum gözlendi. Minbic Askeri Meclisi savaşçıları mevzilerini güçlendirmeye devam ederken, bölge halkı da hem günlük yaşamına hem de sürece hazırlık yapıyor.
Yine bu hatta bulunan koalisyona bağlı güçler de Sacur hattı üzerinde devriyelerini arttırırken, bu durum kent merkezi içine de taşınmış durumda. Kimi zaman kentin belirli yerlerinde de devriyeler atılırken, yine bölge semalarında koalisyona bağlı uçaklar da dolaşıyor.
Arima cephesi
Kentin batısında ise Bab sınırları başlıyor. Bu hatta ise Bab’a bağlı Arima Kasabasında Suriye rejim güçleri ile Bab Askeri Meclisi ile El Ekrad güçleri koordineli bir şekilde hareket ediyor. Bölgede Rusya da güç bulundururken, Arima’dan Boğaz Köyü’ne kadar sınırların korunmasında ortak bir şekilde çalışma yürütülüyor. Türkiye ve ona bağlı gruplar bu duruma bozmak için çeşitli girişimler de bulunuyor. Halen bu tür girişimlerine kimi yerlere saldırarak, yapan Türkiye bir sonuç elde etmiş değil. Bu hatta yapılan saldırıların hemen arkasında servis edilen “ÖSO saldırdı rejim geri çekilde” haberinin de bir gerçekliği bulunmuyor. Hatta Suriye rejim güçleri, Bab Askeri Meclisi ve Rusya’nın bayrakları dalgalanıyor.
Kent merkezindeki durum
Kent içinde de büyük bir yoğunluk göze çarparken, sivil meclis mahallelere ve sokaklara inerek, halkı olası bir süreç karşısında nasıl davranması gerektiğini noktasında örgütlüyor. Caddeleri, sokakları ve mahalle araları renkli olan kentte, güvenlik de en üst seviyeye çıkarılmış durumda. Bu konuda rol üstlenen asayiş ve iç güvenlik güçleri güvenlik birimler oluşturarak gece gündüz nöbet tutuyor. Kentin merkezi yerlerinde güvenlik noktaları kurularak, kimlik kontrolleri de sıklaşırken, aynı zamanda kent halkı da bu tür önlemler karşısında hassas davranıyor.