Kürt Halk Önderi İmralı'ya giden heyetle yaptığı bir görüşmede, 'Kadın bir güneş gibi doğmalı' diyor. Kendini yaratan kadın olmanın, yani 'Xweda' olmanın bir kadın için ne kadar vazgeçilmeyecek yaşam ilkesi olması gerektiğinden bahsediyor. Kendi olabilen kadın kimliği, duruşu, yaşam inşası, tam bir mücadele ve direniş gerçekliğini ifade eder.
İnsanlığın şafağı Ortadoğu'da, Mezopotamya'da parladı. Kadınla yaratılan bu doğuş, gündüzde güneşle, gecede ise yıldızlar ve ay ile kendini ifade etti. Gündüz kadar gecede de doğan bir gerçekliği ifade etti. Yani kadın 'kendinden veren, yaratan' olarak insanlığın gecesinde ve gündüzünde doğuşunu hep gerçekleştirdi.
Fidan Doğan yani Rojbîn, bu doğuşu gerçekleştiren milyonlarca kadının öncülerinden biri. Genç ömrüne kadının binlerce yıllık özgürlük özlemini, arayışını, aşkını ve direnişini sığdırmış bir kadın. Kadına dayatılan tüm sahte doğuşlara, yaşamlara karşı bir duruş. Sahte duygu ve düşüncelere karşı hakikatin dili olmuş bir kadın.
Elbistan'da 17 Ocak 1982 tarihinde başlıyor Rojbîn'in yaşamı. Kürdistan'da o kadim topraklarda ortaya çıkmış kültürlerin, uygarlıkların kökleri Rojbin'in ruhuna, kişiliğine yerleşmiştir. Yerleşmese, Avrupa'nın o buz gibi dünyasında, o sahte yaşam imkanlarını reddederek, Kürt halkı için, Önderliği için ateş olmayı, özgürlük aşkında yanmayı, hakikat arayışında erimeyi seçer miydi?
Ülkesinden, toprağından koparılanlar için yurtseverliğin temel ölçüleri arasındadır; insanın toprağını, o toprağın kuşunu, ağacını, suyunu, rüzgarını unutmaması. Rojbîn, o değerlerini unutmayanlardandır. Fransa'nın Strasbourg kentine 1990'larda gelir. Burada okumaya devam eder. Sade bir insandır. İnsana saygı nedir, öğrenmiştir. Devrime, devrimciliğe ilgisi vardır. Kürt Alevi bir aileden gelmesi, Kürt, Alevi, kadın kimliklerinin yanında ülkesizliği en derinden yaşaması onun arayışlarını hızlandırır. Kürt Özgürlük Mücadelesi'nin en sıcak dönemlerinde yaşanan gelişmelere karşı ailesi duyarsız değildir. Rojbîn'i eylemlerde görmek mümkündür.
15 Şubat 1999 tarihinde Kürt Halk Önderliğine yönelik geliştirilen uluslararası komploya karşı verilen toplumsal cevabın içinde Rojbîn de yer alır. Bu tarihten itibaren onu mücadelenin en temel alanlarında Önderliğinin, halkının ve kadının özgürlüğü için gece gündüz çalışırken görürüz. Kadın özgürlüğü ve örgütlenmesi çalışmalarını büyük bir aşkla yürütür. Kendini ideolojik, siyasal, toplumsal, felsefik olarak yetiştirdiği bir alandır kadın çalışmaları. Sistemin yarattığı kadın ve erkek gerçekliğini tanır. Köle kadın ve egemen erkek gerçekliğiyle sürekli mücadele etme kararlılığını her fırsatta dile getirir. Bunun yanında halkına olan saygısı, onu halk içinde çok sevilen bir öncü haline getirir. Güler yüzü, canlılığı, aldığı sorumluluğu mutlaka yerine getirme kararlılığı dikkat çekicidir.
Kişiliği, duruşu ve pratiğiyle mücadelesine ve birlikte çalıştığı arkadaşlarına güven verir. Genç yaşı ile birlikte olgunluğu, onun daha büyük işleri başaracağına dair inancı güçlendirir. Halk çalışmalarından kısa süre sonra diplomasi çalışmalarına geçer. Bu alanda halkla bağını asla zayıflatmadığı gibi özgür ve örgütlü kadın duruşunu ve kültürünü hep temsil etmeyi esas alır.
Halkını tanımayan, onu yaşamayan, halkı temsil edemez. Rojbîn bu ilke temelinde yoldaşlarıyla, halkıyla ve kadınla bağlarını hep güçlü tutar. Önderliğinin, halkının ve kadının özgürlük sorununu çözme sorumluluğu olduğunu hiç unutmaz. Kendini bu sistem içinde zayıf ve etkisiz kılmaz. Kapitalist sistemin ideolojik saldırılarına karşı kendini hep temiz, görkemli, mücadeleci kılar. Okumayı sever, mücadelesini daha iyi anlamak, bilince çıkarmak için kendini eğitmeyi, her günü kendisi için bir doğuş günü yapmayı esas alır.
Kürt Özgürlük Mücadelesi'ne dönük en ağır saldırı dönemlerinde Rojbîn'in gözlerine bakanlar, umudu yaratmanın ışığını görür. Onun sözlerindeki kararlılığı dinleyenler kendi zayıflıklarından utanır. Onun çalışma azmine tanık olanlar kendilerini onun karşısında gözden geçirme ihtiyacı duyar.
Öcalan, 'İnsanlar ancak uçurumun kenarında kanatlanır' der. Rojbîn de, en zor dönemlerde özgürlüğe doğru uçmasını, kanatlanmasını bilenlerden olur. 2007 yılında Öcalan'ın zehirlenme olayına karşı Avrupa'da yapılan süresiz açlık grevi eyleminde Rojbîn dış ilişkiler boyutuyla görev yürütür. Bir yanı açlık grevindeki arkadaşlarıyla adeta erirken, diğer yandan eylemin amacı ve başarısı için soluk almadan çalışır. Yalnız kendisi değil, çevresindeki insanlarla da birlikte çalışır. Çalışmak, üretmek, paylaşmak ve bu temelde değerleri büyütmek, bu mücadelenin ahlaki ilkelerinden biridir. Amaca kilitlenmek, her ne zorluk olursa olsun mutlaka aşmak, onda çalışma ilkesi gibidir. Bu tarzını 2012 yılında Strasbourg'da yapılan 2. büyük açlık grevinde de sergiler.
Rojbîn'in çalışma tarzında 'kendini bil' ilkesi de esastır. Yani yaptığı işin esaslarını, gereklerini tam öğrenmek ve hakkını vermek. Yani işlerini yarım yamalak ortada bırakmamak, olumluluk veya olumsuzlukları abartmamak, yanlış varsa üstünü örtmemek, mutlaka düzeltmeyi esas almak. Bu yaklaşım nedeniyle değerlendirmeleri, tahlil, öneri ve eleştirileri ciddiye alınır, etkili olur.
Rojbîn, halk diplomasisine büyük önem verir. Avrupa devletlerinin soğuk kurumlarında diplomatik mücadelenin yanısıra, Kürt halkı için temel alınması gereken çalışmanın halklarla kurulacak ilişkiler olduğunu her fırsatta dile getirir. Kapitalist devletlerin Kürt sorununa yaklaşımlarının 'çıkar ilişkilerine dayalı' olduğunu, aslında bu devletlerin Kürt sorununun siyasal temelde çözülmesini istemediklerini bilir. Uluslararası komplonun 13. yıldönümünde Nûçe TV'de yapılan bir panelde şunları belirtir: 'Başkanımız diyalogla Kürt sorununun çözümünün mümkün olduğunu söylemek için, barış için Avrupa'ya geldiğini çok net olarak gösterdi. Fakat bu güçler Başkanımızı Türkiye'ye teslim ederek, aslında ne kadar savaştan yana olduklarını bize göstermiş oldu. Kürdistan, bizim coğrafyamız çok zengin bir coğrafya. Birçok AB projesi bu coğrafyadan geçiyor. Buna petrol diyebiliriz, su diyebiliriz, gaz kaynakları diyebiliriz. Birçok projede bu devletlerin payı var. Dolayısıyla hiçbir şekilde Kürt sorununun çözümünden yana olmadıklarını gösterdiler. Karşımızda duran çok net bir duvar var ve bu güçlerin birliktenliği var. Kürtler 15 Şubat günü yaşanan komployla birlikte bulundukları ülkelerin ikiyüzlülüklerini anladı. Ve başta kadınlar olmak üzere eylemselliklerini birçok yerde sürdürdü. Ve komployu gerçekleştiren güçlere şu mesajı verdiler: Biz hiçbir şekilde size teslim olmayacağız. Biz Başkanımızın arkasındayız. Biz Başkanımızla, kendi irademizle birlikteyiz.'
Kürt halkına ve kadınına Fransa'da ve uluslararası alanda büyük dostluklar kazandıran Rojbîn, kendini yaratan kadın öncülerden biri oldu. Bir güneş gibi doğuşunu gerçekleştirdi. 'Kendimi bu mücadelenin dışındaki hiçbir yerde görmüyorum. Benim yerim mücadelenin içindedir' diyen Rojbîn, özgürlük doğuşunu yapmak isteyen her kadına 'mücadele içinde olun' çağrısını yapıyor.
Kendisinden 9 Ocak 2013 tarihinde fiziken ayrılsak da, onunla ve birlikte şehit düşen Sara ve Ronahi ile gündüz güneşin doğuşunda, gece ise ay ve yıldızların doğuşunda sonsuza kadar birlikteyiz.