I(i) Harfi: 

Bu harf için “şiva“ (Shva) da temel sesli harf (zentral Vokal, central vowel) deniliyor. Bazı kişiler ise ”murmel Vokal, murmel vowel“ şeklinde tanımlıyorlar. Birçok dilde (Kurmancî, Türkçe ve bir kaç dil dışında) bu harf yazılmıyor. Bu dillerde yazılmamasının birçok nedeni var: 

1- Bu harf çok kısadır, yokmuş gibi ele alınıyor ve yazılmıyor. 

2- Latincede bu harfi karşılayacak bir ses yok. 

Elbette dil bilimcilerinin uzun süredir bu sesten haberleri var ve bu sesi için “merdiven üstünde iken akla gelen düşünce“ ifadesini kullanmışlar. Bu ifadeden amaç şudur. Bir toplantıda bazı konularda derin tartışma yürütüldükten sonra toplantı sona erer ve toplantı çıkışında, merdivende insanın aklına konularla ilgili bir şey gelir ve, “aha“ bunu unutmuştum der. Birçok Slav dilinde bu ses (phonem) var, ancak bazı kelimeler sesli harfsiz kalmasına rağmen yazılmıyor.

Örnek: Wek nimûne: 

A- Adriyadik denizinde bir ada var, ismi şöyle yazılıyor: “Krk“. Kurmancî yazıma göre ise bu “Kirk“ şeklinde yazılması lazım. 

B- “prst“ kelimesi Slavcada “parmak“ anlamına geliyor ve bu dillerde sesli harf olmadan yazılıyor. Kurmancî göre “Pirst“ olarak yazılması lazım. 

Almancada bu ses birçok kelime ve sözde duyulur ancak onun yerine “e“ seslisi yazılır ve “i“ olarak telafuz edilir. 

Örnek: “Tante“ sözcüğü. Kurmancî yazıma göre ”Tanti“ olarak söylenir. Buna (Hatte, Renate, Inge, Liebe, ….) gibi birçok sözcük de örnek verilebilir. 

Birçok Avrupa dilinde “i“ harfi Kurmancîdeki “î“ sesi için kullanılır. Ya da İngilizcede olduğu gibi “ay“ olarak seslendirilir. Bu nedenle:

A- Avrupa dillerinden bir kelime alındığında  “firma, info“ örneğinde olduğu gibi bunları Kurmancîde “fîrma, înfo“ yazmak zorundayız. Yoksa kelimenin temel dengesi ve özü kaybolur. 

B- Yabancı birisi bizim dilimizden bu harfin olduğu bir kelimeyi gördüğünde, örneğin “Min pirtûk bir“i, ”Mîn pîrtûk bîr“ olarak okuyor. 

Başka bir ifade ile, “i“ harfi birçok dilde “î“ sesi için seçilmiş. Keşke Kurmancîde de öyle bir tercih yapılsaydı. Mir Celadet Bedirxan “ç“, “ş“ selerini Türkçedeki gibi seçmiş. Türkler bu ses için “ı“ harfini seçmiş. Ancak bu Latin alfabesinin temel harflerinde yok. Elbette Türkçedeki “ı“ sesi Kurmancîdeki “i“ sesi gibi değildir. Keşke Mirimiz bu ses için başka “ɘ“ gibi bir işaret seçseydi. IPA (International Phonetics Alphabet) listesine bakıldığında “ɘ” işaretinin tamamen Kurmancîdeki “i“ sesi için kullanıldığı görülecektir. Eğer öyle yapılsaydı ”i“ harfi “î“ olarak kullanılırdı. O zaman biz de “kirîn, birin, kirin“ gibi kelimeleri “kɘrin, bɘrɘn, kɘrɘn“ şeklinde yazabilirdik. Elbette şimdi bu harfi yadırgıyoruz ve bize yabancı geliyor. Ancak zaman ile doğal bir hal alırdı. 

Kuzey Kürdistanlı bazı kişiler Kurmancî ile ilgili “i“ harfinin Türkçedeki haliyle “ı“ olarak kullanılmasını, yani noktasız olarak kullanılmasını önerdi. Öneride “î“ harfinin de Türkçedeki “i“ gibi kullanılması vardı. 

Bilimsel olarak böyle bir öneri iyidir, ancak ulusal-siyasal nedenlerden ötürü birçok Kürt bu öneriyi dikkate almıyor artık. Bizim “i“ Türkçedekine benzemiyor diyorlar. Elbette bu doğrudur. Her dilde harflerin tercihi ve kullanımı bir birinden farklıdır.  

Bu harf üzerinden birçok tartışmasının bir diğer nedeni de otografik açıdan yaklaşımdan kaynaklanıyor. “î“ harfinin üstündeki şapka daha geniş ve yazı stilini kötü gösteriyor. Ancak temel sebep yurıkarıda da dediğim gibi harfler Latince seslerine göre seçilmeli, Latincede olmayan seslerin de işaretlele vurgulanması gerekiyor. 

Biliyoruz ki artık çok geç ve Mir Celadet’in alfabesinin değiştirilmesi artık kabul edilmez. O başta “k“ ile “q“ harflerinin yerini değiştirdi. Ancak kısa sürede yaptığı hatanın farkına vardı ve düzeltti.  

Burda Mir Celadet’in alfabesini değiştirmek gibi bir amacımız yok. Bir tartışma ve fikir alışverişinde bulunmak istedik. Değişiklik yapma girişimleri var ve bu nedenle de böylesi bir tartışmaya ihtiyaç olduğu görüşündeyim. 

Gelecek yazıda heceler üzerine bir tartışmaya başlıyacağız.