Murat Karayılan, Türk sömürgeciliğinin Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin Kuzey ve Rojava’daki kazanımları karşısında yeni bir savaş süreci başlattığını belirterek, bunun karşısındaki tutumlarının net olduğunu söyledi. “Direneceğiz ve kazanacağız” diyen Karayılan, kırda, şehirde, ovada misliyle yanıt verileceğini kaydetti.

Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanı Murat Karayılan uzun mesafeli telsiz aracılığıyla gerilla güçlerine seslendi.  İşte Karayılan’ın konuşmasından öne çıkan bazı bölümler özetle şöyle:

Türk sömürgeciliği, HDP’nin 7 Haziran’da barajı aşması ve Rojava Devrimi’nin 15 Haziran’da Girê Sipî‘yi kurtarması ile sarsıldı ve korktu. Kuzey ve Rojava’daki bu gelişmeleri engelleyebilmek için sistem kendi içinde ortaklaşma ve yeni bir konsept geliştirme çabasına yöneldi. Türk ulus devletçi kanatlar ile AKP/Erdoğan ittifak yaptı. Hedef, HDP’nin baraj altına itilmesi, PKK’ye imha operasyonları yapılması, Kürtlere katliam dayatılarak sindirilmesi, HDP bileşeni Türkiye sol hareketinin ürkütülmesi ve tek parti iktidarıydı. Eş zamanlı olarak Rojava’ya dönük diplomatik ve siyasi saldırıları askeri tehditle desteklemek; uluslararası alanda kriminalize ederek yalnızlaştırmak. 

Bunun için öncelikle 22 Temmuz’da ABD’nin tüm isteklerini kabul ettiler ve İncirlik’i ABD uçaklarına açtılar; 23 Temmuz’da hazırlakları bitirdiler ve 24 Temmuz’da bize karşı savaş ilan ettiler.


AKP rejiminin tahkimi

Tek başına iktidar çıkardılar. AKP, sistemin tamamına hükmeden pozisyonda seçime gitti. Bu tarz yöntemlerle giden tüm rejimler sonuç alabilir. Enver Sedat’tan itibaren Mısır böyledir. Seçim yapmak ve kazanmak, diktatörlük sistemi olmadığı anlamına gelmiyor. AKP rejimi de özünde oligarşik bir diktatörlüğü ifade ediyor. Seçimlerle kolay kolay yenilebilecek bir şey değil, çünkü ülkenin ve devletin bütün imkanları elinde.


HDP’nin başarısı

Tam saha terör uygulamalarına, zorbalığa ve hileye başvurmalarına rağmen HDP’yi barajı altına itemediler. HDP’nin barajı aşması sıradan bir konu değildir. Burada halkımızın ve gerillanın direnişi önemli rol oynamıştır. Miting bile yaptırmadılar. Dolayısıyla alınan bu yüzde 11’e yakın oyun hepsi Kürt halkının ve dostlarının direnişini işaret ediyor.


Sonuçların değerlendirilmesi

Kürdistan’da yürütülen psikolojik savaş ve geliştirilen saldırılar herkesi teslim almak istiyordu. İşte gerillanın dağdaki, gençlerin ve halkın ise şehirlerdeki direnişi buna karşı durdu ve amaçlarına ulaşmalarına, toplumu sindirmelerine izin vermedi. Halkımız sindirilemedi, ezilemedi; tersine halen ayaktadır ve direnmeye devam ediyor. 

7 Haziran seçimleriyle kıyaslarsanız HDP’nin oyları belli bir düşüşü yaşamış olabilir ama bu beklenen bir şeydi. 

Oyların azaldığı yerlerde niye azalma olduğuna dönük tartışma yürütülebilir. Eksiklikleri, yetersizlikleri ve yapılamayanları doğru bir biçimde tespit etmek çok önemlidir. Yaşanan yetersizliklerin üstü örtülmemelidir. Bu HDP’nin görevidir. 

Biz geneli esas alıyoruz; bu yapının etrafında toplanan halkın direngenlik tutumu bizi alakadar ediyor. Doğru olan da budur.


HDP seçmeni duruyor

Kürdistan’da HDP’ye oy veren kimseden AKP’ye oy gitmedi. Halkımız HDP etrafında kurmuş olduğu demokratik birliğini korumuştur. AKP’nin oyları hemen her şehirde yüzde 6-7 yükselmiştir, çünkü HDP’ye karşı devlette birliğin ürünüdür; Saadet Partisi, HÜDA-PAR gibi tüm sağ partiler, bütün devlet güçleri, milliyetçiler AKP’de toplandı. 

Genele bakıldığında 7 Haziran’da gelen bazı yeni oyların kendini geri çekmesi de yaşandı. Yine Türkiye tarafında daha önce Erdoğan karşıtlığı nedeniyle oy veren kimi kesimler oy vermemiş olabilir. 

Bütün bunlara rağmen yüzde 11’e yakın bir sonuç, asıl gerçekliktir. Bu Kürt halkı, Türkiye sol-demokratik güçleri, sistemden dışlanan bütün inanç ve kültürel gruplar ile AKP faşizmine karşı durmak isteyen her kesim için önemli bir mevzidir.


Halk taviz vermedi

Öz yönetimini ilan eden şehirlerde, devlet o kadar evi yıkmasına, o kadar sivil insanımızı şehit etmesine ve çocuklarımızı katletmesine rağmen HDP’nin oyları pek de azalmadı. Demokratik özerkliği benimseyen halkımız, psikolojik savaş, katliam ve tehditlere teslim olmadı. Kısmi düşüşler de katılım oranın düşmesindendir.


Geri adım atılmayacak

AKP, 1 Kasım seçimlerinde Kürt Özgürlük Hareketi iradesinin ördüğü duvarlara çarptığı için yeniden bize karşı savaş ilan etti. Çünkü Türkiye’de her kesime geri adım attırmaktadır. Bize de geri adım attırmak istiyorlar. PKK ve Kürdistan halkı asla ve asla onların karşısında geri adım atmayacaktır. Tersine sömürgeci zihniyete karşı halkımızın ve Hareketimizin direnişi daha da yükselecektir. Bu şekilde sadece Kürdistan Özgürlük Mücadelesi değil, aynı zamanda bütün Türkiye halklarının iradesi de temsil edilecektir. Savunma savaşı güçlendirilecektir. Yanıtımız böyle olacaktır. Bize geri adım attıramazlar. Sonunda kazanacak olan biziz. 


Misliyle yanıt verilecek

Erdoğan ve Davutoğlu ‘biz saldıracağız’ diyorlar. Buyurun saldırın. Ser seran ser çavan (yani baş göz üstüne). Her saldırınız misliyle yanıtını da alacaktır. Eylemsizlik kararımızın ucu açıktı ama şartları ortadan kaldırdılar. Eylemsizlik sürecini biz değil, onlar sonlandırdı. Şu an AKP, “silahlarınızı toprağa gömün ve gelin teslim olun” diyor. Türk sömürgeciliği tam 30 yıldır bizden bunu istiyor. Hepsi de cevaplarını aldılar. AKP bu tutumunu sürdürürse çok daha sert ve kötü yanıt alır. Kış tedbirlerimizi de almış durumdayız. Onlar nerede saldırırlarsa, bir arkadaşımızın tırnağı bile kanarsa bedelini kat kat ödeyecekler. Nerede olursa olsun misliyle yanıtını alacak; bunu iyi bilmeliler. Biz çocuk değiliz; nerede, hangi mevsimde ne yapacağımızı biliyoruz.

AKP-derin devlet işbirliği kirli bir savaş yürütmektedir. Bizim bu savaşa karşı tutumumuz nettir: Direneceğiz ve kazanacağız. Bu şartlarda kimse bizden tek taraflı bir şey istememelidir. Önder Apo özgür, Kuzey Kürdistan özerk olmadıkça; Türkiye demokratikleşmedikçe Kürdistan gerillası her daim bir özgürlük ve demokrasi gücü olarak mücadeleyi yükseltecek, tüm zalimlere gerekli cevabı verecektir. Bu takat, bu güç, bu irade ve bu cesaret onda vardır. Bunu ölçmek isteyenler elbette cevaplarını alacaklardır. Dolayısıyla kimse, ‘kıştır; gerilla ne yapabilir ki!’ demesin. Gerilla kışın da çok şey yapabilir. Kırda da yapar, şehirde de yapar, ovada da yapar.


DAİŞ ile zihniyet kardeşliği

AKP, DAİŞ’in savaş tarzından ilham alıyor. Mesela DAİŞ, bönce toplumu korkutuyor, sonrasında o toplum üzerinde kontrol sağlıyor, istediği yerlerin hepsini bu temelde ele geçiriyor. AKP de şimdi aynı tarzı yürütüyor. DAİŞ, o toplumun kutsal yerlerini; ziyaretleri, mezarları, şehitlikleri, ibadethaneleri, hepsini imha ediyor. Simdi AKP de öyle yapıyor. 


Devrimin gerçekleri açıktır

Önderliğimizin, kahraman şehitlerimizin ve gözü yaşlı analarımızın beklentilerine cevap olmalıyız. Her bir yoldaşımız, taşıdığı fedai ruhla bu çerçevede üzerine düşen görevlerin gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür. JİTEM Cizre davasının sonucuna bıkılırsa durum nettir. Hem halkımız hem de tüm yapımız bu gerçeği hiçbir zaman unutmamalıdır. Devrimin gerçekleri açıktır. 


Düşman darbelerin farkında

25 Temmuz’dan itiaren yaşanan 3.5 aylık savaşta HPG’nin gösterdiği performans ana hatlarıyla iyidir, başarılıdır ama eksiklikleri de vardır. Sömürgeci sistemi ciddi anlamda sarstı. Birçok yerde düşman şok oldu; ciddi darbeler yedi. Bu süre içerisinde gerilla AKP hükümetine gerekli mesajı verdi. Düşman bunu biliyor.


40 günde Çarçella

Geliyê Doskî-Çarçella-Oramar hattındaki operasyonda kendini başarılı göstermek istiyor, sanki gerillaya ciddi darbeler vurmuş, birçok yeri almış, ‘girilemez’ dediğimiz yerlere girmiş gibi göstermek istiyor ve 2 gündür Türk basını hep bu çerçevede yayınlar yapıyor. “Bu operasyon 40 gün sürdü; özel güçlerimiz katıldı; çok zor şartlarda büyük çatışmalarla Buzul (Cîlo) Dağı’na, İkiyaka (Çarçella) Dağı’na ve her yere girdik” diyorlar. Propagandalarını bu eksende yürütüyorlar.


Doğruları

* Operasyon 40 gün sürdü

* Onların en seçkin, Genel Komutanlığa bağlı özel kuvvetleri, Bolu ve Kayseri Tugayları bu operasyona katıldılar.

* Onların da dediği gibi savaş birçok yerde bomba mesafesinde yaşandı.


Gerçekler

* Bu 40 günde Türk devleti istediği yerlere giremedi. Çarçella halen gerillanın kontrolü altındadır. Çarçella’da 20 tepe var; ancak onlar 2 tepeye girdiler. Günlerce en ileri savaş teknolojisini kullanarak 2 tepeye ve üstündeki sığınaklara gelmişler; onu da propaganda malzemesi yapıyorlar. Fotoğraf çekiyorlar, reklam ediyorlar. İyi de Çarçella’nın hepsi bu mu? Çarçella sadece Oramar-Şitazin’a bakan bir tepe değil ki! Çarçella büyük bir dağdır. Oramar’da arkadaşların Şehit Zerdeşt dedikleri tepeyi tutmuşlar; kıyameti koparıyorlar, kendilerine zafer kazanmış edasıyla yaklaşıyorlar. 

* Madem o kadar başarılısın; neden bu savaşta 2 Tabur Komutanı’nın verdin. 2’si yarbay, 150 asker orada öldü. Bunların çoğu subay ve özel seçilmiş askerler. 

* Yine, “Geliyê Doskî’yi aldık” diyorlar. Halbuki biz eylemsizlik ilan etiğimiz zaman zaten Geliyê Doskî yolunu bıraktık. 

* 40 gün süren bu operasyon Türk ordusu ve devleti için bir yenilgidir. Bu tür yayınlarla yenilgilerinin üstünü örtmeye çalışmasınlar. Türkiye halklarını da böyle kandırmaya kalkışmasınlar. 

* Çarçella’da Türk sömürgeciliğinin saldırılarına karşı tarihi bir direniş yaşandı. Bu direnişte tabii ki kahramanlar verdik, şimdiye kadar 26 arkadaşım şehit düştü. Onların belirttiği ‘119 gerilla öldürdük’ söylemi, külliyen yalandır. 

* Cîlo’ya hiç yönelmediler bile.


Şehirler yalnız bırakılmamalı

Bugün şehirlerde Kürt gençleri ve halkımız toplumsal bir direniştedir. Yurtsever Kürt halkı bu onurlu direnişe sahip çıkmalıdır. Kürt toplumu çok daha üst düzeyde sahiplenmelidir. Eğer gerektiği gibi sahiplenme olmazsa, görülüyor ki AKP’nin polisleri şehir şehir yönelerek katliamlar yapacaklardır. Bunun önüne geçmek gerekiyor. Yapılması gereken şey, direnişi daha da yükseltmektir. 

Gerilla da 16-17 yaşındaki gençlerimizin suikastçıların mermileriyle şehit edilmesine karşı misilleme yapmalıdır. Belki oraya gitmeyebilir ama kendi alanında cevap verebilir. Yani misilleme eylemleri yapabilir. Hangi şehirde gençlerimiz infaz şeklinde şehit edilmişse gerillanın bunun misillemesini yapması gerekir. Türk devleti, nerede bir Kürt’ü öldürürse yanıtını alacağını bilmelidir.


DENİZ KENDAL/ANF/BEHDİNAN