Geçtiğimiz ay Çewlîg’de şehit düşen Mîzgîn Bilin’i 27 yıldır sürgünde olan amcası anlattı. Amca Bilin, Mîzgîn’in arayışlarının çok erken yaşlarda başladığını anlatarak, Elazığ gibi mücadelenin en zorlu alanında çalışmasına rağmen hep coşkulu olduğunu söyledi.

 

MEHMET ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG

Kürdistan dağlarında, hakikat arayışı kavgasının neferi Mîzgîn Bilin, tarihe, toprağa ve ülkesine karşı duyarlı bir bilince sahipti. Raperîn Baz kod isimli Bilin, 13 Eylül’de Çewlîg (Bingöl) kırsalında hava bombardımanında yoldaşları Muharrem Bingöl (Egîd Hazmaz), Sinem Arslan (Hêvî Roger Destan) Fırat Bulut (Şervan Çewlîg) birlikte şehit düştü.

8 yıl boyunca Kürdistan dağlarında hakikat arayışının kavgasında yer alan Mîzgîn Bilin, Çewlîg’de yurtsever bir ailede dünya gelmiş. Bilin ailesi, Kürt halkına yönelik tarihsel acıdan payını alan bir aile. Şêx Saîd isyanında Kelxasê köyünde Türk devlet güçleri tarafından taş üstünde taş bırakılmamış. Kıyımdan sonra, insanlar yanmış-yıkılmış temeller üzerinden yeni bir hayat inşaa etmeye çalıştı. 1990’lı yıllarda Kelxasê köyü bu sefer de “Şêx Saîd’in torunları yardım ediyor” denilerek yine devletin hedefi oldu.

Mîzgîn Bilin’in amcası, Mehmet Ali Bilin 1980 darbesinde  siyasi nedenlerden dolayı Almanya’ya sığınanlardan. 27 yıldır sürgün. 2008’den bu yana doğduğu topraklara gidemeyen Bilin, sürgün ömründen çok şeyler alıp götürse de gözlerinde Özgürlük Hareketi’ne beslediği inancı ve mücadelenin yansıması var. 2007’de siyasi yasağı kalktıktan sonra Bingöl’e gittiğini hatırlatan Bilin; “Mîzgîn o zaman Fırat Üniversitesi’nde eğitim görüyordu. Aradan uzun zaman geçmiş olmasına rağmen, hemen kaynaştık. Sanki hiç ayrılmamışız gibi bana yakınlık gösteriyordu. Yıllar sonra bir amcası olmuştu” dedi.

 

‘Ne aradığını biliyordu’

Amca Bilin, Mîzgîn ile anılarını anlatmaya şöyle devam ediyor: “Mîzgîn doğduğunda ben yasaklı bir mülteciydim. Zaten köyümüzde yasaklı, mağdur veya devletin gazabından nasibini almayan yoktur. Şêx Saîd kıyımından sonra köy diken üstünde. Mîzgîn, ağabeyim Selahaddin’in kızı. Uzun bir süre görüşme imkanımız olamadı. Sadece gençliğinde bir kaç kez telefonla konuşmuştuk. Ama dikkatimi çeken ilk şey arkadaşlarını herkesten üstün tutmasıydı. Arkadaşları köye gelince etraflarında adeta pervane oluyordu. O esnada üniversitede gençlik çalışması yürütüyormuş. Almanya’daki yaşamı ve bunun mücadeleye yansımasını merak ediyordu. Bazen durgunlaşır, sessizleşirdi. Belki bir iç muhasebesi yapıyordu. Ama ne aradığını biliyordu.”

 

Toprak sevgisi

Mîzgîn’in de köydeki her çocuk gibi isyandan kalma anılar ve hikayelerle büyüdüğünü aktaran amca, “Bunlar ruhuna nüfuz edince de arayışları çok erken yaşta başladı. Heyacanlıydı ve herşeyi hemen yapmak istiyordu. Elazığ gibi mücadelenin en zorlu yerinde çalışmasına rağmen hep coşkuluydu” diye konuştu.

Mîzgîn Bilin’nin “bizler haklı bir davanın neferleriyiz” dediğini aktaran amcası Bilin, yeğenin üniversitede bir ihbar sonucu tutukladığını belirtti. Mîzgîn’le Dersim’e gitme planlarının olduğunu kaydeden Bilin, yeğinine “Nereye gidelim?” diye sorunca, “Amca Hasankeyf’e, Amed’e gidelim” dediğini hatırlatarak, “Yüreğinde müthiş bir Amed sevgisi vardı. Hasankeyf’e gittiğimizde birden durgunlaşmıştı. ‘Ne oldu’ dedim, ‘Biliyor musun amca Kürdistan’ın kalbi tarihi bu topraklarda atıyor’ dedi. Tarihe karşı, toprağa ve ülkesine karşı çok duyarlıydı.”

 

Asla yanaşmadık!

Mîzgîn’in 2010’da üniversite okurken gerillaya katıldığını söyleyen amca şöyle devam etti: Bir gün gideceğini biliyorduk. Ben Almanya’daydım. 2008 de bana tekrardan yasak gelince ülkeme gidemedim. Mîzgîn’in dağa gittiğini söylediklerinde Mîzgîn’le yaşadığım her saniye sanki gözlerimin önünden geçti. Birden durgunlaştığımı hatırlıyorum. ‘Yolu açık olsun’ dedim. Tabi uzun bir süre haber alamadık. Ama parti ortamında kendisini çok geliştirmiş. Evde Dimilkî konuşulduğu için Mîzgîn Kurmancî bilmiyordu. Daha sonra dağda mükemmel Kurmancî konuştuğunu söylediler. Gittikten sonra devlet aileyi rahat bırakmadı tabi. Sürekli gidip Mîzgîn’le konuşmalarını ve teslim olmasını istiyorlardı. Asla böyle bir şeye yanaşmadık. 40 yıldır  mücadele içinde yer alan insanlarız.”

 

Haksızlığa karşı dağların yolu

Yeğinin şahadetiyle bir yoldaşı olarak etkilendiğini kaydeden amcası, “Söz konusu Mîzgîn oldu mu boğazım düğümleniyor. Konuşamıyorum. O gençler mücadeleyi bizden öğrenerek haksızlığa karşı dağların yolunu tuttu. Her şeye rağmen bu topraklara özgürlük gelecek. Mîzgîn ve yoldaşlarının şahadetiyle özgürlüğe daha yakınız…”