Sendikacılar ve hukukçular ise göçmenlerin ülkede yaratılan “Modern köleliği” birbirleriyle dayanışarak ortadan kaldırabileceği görüşünde.

Avrupa’da son yıllarda yabancılara yönelik ayrımcı uygulamalar artış gösteriyor. Siyasetçiler yaşanan ekonomik krizin faturasını yabancılara çıkarırken, gelinen nokta insan hakları konusunda kaygı verici boyutlara ulaşmış durumda. Avrupa’nın en demokratik ülkelerinden biri olarak tabir edilen İsviçre ise özellikle son yıllarda yabancılara yönelik uygulamalarından dolayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde mahkum olmakla beraber, uluslararası insan hakları kuruluşlarının izlediği ülkeler arasına girdi.

Yabancılar yasası sertleştirildi

Son olarak geçtiğimiz yıl ülkede yabancılar yasasında sert değişiklikler yapıldı, ancak aşırı sağcı parti İsviçre Halk Partisi (SVP) bunu yeterli bulmuyor.  SVP, kamplarda kalan mültecilerin kent merkezlerine girişlerinin yasaklanması veya izne tabi tutulması, oturum hakkı kazanmış mültecilerin sosyal haklarının daha da kısıtlanması için çalışma başlattı. Seçim kampanyalarını yabancı düşmanlığı üzerinden yürüten sağcı partilerin kullandığı argümanlar aslında çok da gerçeği yansıtmasa da basın aracılığıyla yürütülen manipülasyon sonuç almalarını sağlıyor.

240 Frank’la kim geçinebilir?

Üstelik ülkedeki mültecilerin yaşam koşulları çok ağır. İsviçre’de asgari ücret uygulaması yok. Ama bir kişinin asgari koşullarda yaşaması için gerekli olan ücret aylık 3 bin 400 Frank civarında. Ancak binlerce mülteci, yeni yasaya göre devletin verdiği aylık 240 Frank’la yaşamak zorunda. Bir ekmeğin 3,5 Frank olduğu İsviçre’de bu ücretle yaşamak neredeyse imkansız.

Yıllarca kamplarda kalıyorlar

Mülteciler ayrıca oturum hakkı elde edene kadar ise geçmişte sığınak olarak kullanılan yer altı kamplarında 8 ile 24 kişilik odalarda kalmak zorunda. Birçok kantonda “N kimliği” statüsünde olan ilticacıların çalışma izni yok. Mülteciler, devlet kurumları tarafından ormanda ağaç kesmeye, temizlik ve inşaat gibi ağır iş sektörlerinde saati 3 ile 7 Frank ile çalışmaya zorlanıyor. Ancak bu ücret de kendilerine, “zaten devlet yardımı alıyorsunuz” denilerek verilmiyor. Yani mülteciler bedava çalıştırılıyor.

Kağıtsızların güvencesi yok

Ülkede ayrıca “Kağıtsızlar” olarak adlandırılan büyük bir yabancı kitlesi var. Bunlar resmi olarak ülkede değiller. Hiçbir sağlık veya iş güvenceleri yok. Varlıkları devlet tarafından bilinse de herhangi resmi bir belgeye sahip olmadıkları için, gayri resmi olarak çok düşük ücrete çalışmak zorundalar.

Yıldırma politikası uygulanıyor

Ülkesinin mülteci politikasını değerlendiren İsviçre Basın Sendikası Syndicom’un Göçmen Komisyonu Başkanı Salvatore Pittà, iltica yasasındaki son değişikliğinin ülkenin yabancılar için cazibe merkezi olmaktan çıkarmak amaçlı yapıldığını, bu nedenle insanların daha iyi bir yaşam için terk ettikleri ülkelerinden daha kötü koşullarda tutulduğunu ve çalıştırıldığı söyledi.

Devlet şiddeti meşru kılınıyor

“Öncelikle yabancı tanımlamasını ret etmek gerekiyor” diyen hukukçu Hüsnü Yılmaz ise mevcut hukuk sisteminin yabancılara karşı devlet şiddetini meşrulaştırdığını söyledi. “İsviçre artık ülkemizde iltica ve mülteci istemiyoruz diyor” diyen Yılmaz, bu nedenle yabancılar yasasının sürekli sertleştirildiğinin ve asıl amacın ise “Getir, kullan, işin bitince ve çalışamaz hale gelirse memleketine geri yolla” olduğunu söyledi. İltica yasasında gelecek yıl da ciddi değişiklikler öngörüldüğü bilgisini veren hukukçu, “2020’lerde iltica yasası sadece var olan ama uygulama alanı neredeyse kalmamış bir tarihi belge olarak kalacak” tespitinde bulundu.

Ucuz iş gücü yaratıldı

İsviçre’de devletin desteğiyle mülteciler, kağıtsızlar ve atölyelerde çalıştırılan engelli vatandaşlardan ucuz iş gücünün yaratıldığına dikkat çeken Yılmaz, “Şirketler serbest piyasada 10’a mal edeceği ürünü, bu şekilde 3’e mal ediyor ve ciddi bir kâr el ediyor” dedi.

Eğitimliler vasıfsızlaştırılıyor

İsviçre’de denklik prosedüründeki ciddi sorunlar nedeniyle diploması olanlara yeniden üniversite kapılarının gösterildiğini belirten Yılmaz, ekonomik sıkıntı yaşayan insanlar için tek çarenin niteliksiz işçi olarak çalışmak olduğunu söyledi. Yılmaz, politik ve ekomik kaygılarla yabancıların kendi mesleklerini yapmasının ağır bürokrasiyle engellendiğini ifade etti.

Siyasete kurban ediliyorlar

Son on yıldır ‘yabancılara’ yönelik aşırı sağ partilerin saldırgan ve şiddet içerikli kampanyalar yürüttüğüne dikkat çeken Yılmaz, bunun sebebini de şöyle açıkladı: “İsviçre’de siyasetçilerin savaş yürüteceği, üzerinden politik projelerini gerçekleştirebileceği ve asıl sorunları saklayabileceği kurbanlar olarak göçmenler keşfedildi. Politik arenada bu ihale sağa verildi.”

Bu politika örgütlenmeyle aşılır

Yılmaz, yabancılar yasasının uzun zamandır İsviçre’de yaşayanları hedef almaya başladığına dikkat çekerek, “Önümüzdeki dönemde gönderilmeler nedeniyle oluşacak ciddi aile dramlarına hazırlıklı olmalıyız” dedi. Yılmaz, bu politikalara karşı göçmenlere ise birlik çağrısı yaptı ve şöyle dedi: “İsviçre solu bu siyasete retorik olarak muhalefet edecektir ama somutta kılını dahi kıpırdatmayacaktır. Tek direnç mekanizması yine göçmenlerden ve onlara samimi destek veren tekil kişilerden gelecektir. Ülkenin aslında en dinamik kesimi göçmenler ciddi bir ekonomik gücü ellerinde bulunduruyorlar. Bu konuda göçmenlerin kendi içlerinde örgütlenmeleri şart.”


RÜŞTÜ DEMİRKAYA / ANF/BERN