
Ana akım televizyon kanallarını izleyenler, ‘reality’ ve ‘casting’ showların giderek artış gösterdiğini fark etmiştir. Sözde ‘gerçeği’ yansıtan, gerçekte ise tamamen sentetik olan bu programların yayındaki güncel örneklerinden biri de “Der Bachelor”. Sınır tanımayan bir toplumsal cinsiyetçilik vakası olan bu program, ortalama 5 milyon kişiyi ekran başına çekiyor.
2002’den beri ABD televizyonu ABC’de yayınlanan “The Bachelor”un Avrupa’daki seyirciye uyarlanmış versiyonu olan “Der Bachelor”, çarşamba akşamları Alman televizyonu RTL’de yayınlanıyor. İlk kez 2003’te Almanya’daki ekranlara yansıtılan bu format, Ocak ayından beri ikinci kez milyonlarca seyirci tarafından izleniyor. Bachelor denildiğinde akıllara çoğunlukla fakülte mezuniyet diploması gelir, ancak buradaki anlamı “bekar erkek”. Zira bu programda bir bekar erkek, ‘hayatının kadını’nı, ‘gerçek’ aşkı arıyor. Harem TV’ye hoşgeldiniz!
Manken görünümlü özneler, nesneler
Öznemiz, 2009 Hamburg Erkek Güzeli ve (ne demekse) “imaj menajeri” Paul Janke. 30 yaşındaki bu “Bachelor”, günümüzde öne sürülen yakışıklılık ‘ölçü’lerine birebir uyuyor: Uzun sarı saçlar, masmavi gözler, kaslı ve bronzlaşmış bir vücut.
Gelelim nesnelerimize: Her biri manken görünümlü, birbirinden güzel 20 genç kadın. Program formatımızda bunlara “yarışmacı” deniliyor. Doğru tanım da budur. Zira hepsi, bekarımızın yüreğini fethetmek için yarışıyor. Her bölümün sonunda, kalbini kazanmaya çalıştıkları erkekten bir kırmızı gül alamayan kadınlar diskalifiye ediliyor. Bir nevi Muhteşem Yüzyıl’daki haremin bugüne uyarlanmış versiyonudur bu kırmızı gül töreni. Kırmızı bir gül alan kadın, öznemiz tarafından ‘seçilen’dir. Zaten çekimleri Güney Afrika’da yapılan bu programda ‘yarışmacı’ kadınların bütün uğraşı, bütün çabaları da bunun içindir: seçilmek!
TV ekranlarının başındakiler
İzleyen kadınlar, muhtemelen kendilerine ‘yakın’ buldukları bir ‘yarışmacı’yı tutup, onunla bir identifikasyon geliştiriyordur. Artık baş parmaklar favori yarışmacı için sıkılıyor, ‘gelin pazarı’nda ona da bir kırmızı gülün uzatılması için dua ediliyor. Zaten internet siteleri ve magazin dergilerinde de yarışmacılar ‘hangisi daha güzel?’ diye seçtiriliyor. Böylece kadınlar, ikinci kez nesneleştiriliyor. Ancak bu kez puan verenler de kadın.
Erkek izleyiciler açısından ise tam bir zevk ve keyif anı olmalı çarşamba akşamları. Ne de olsa ‘anne dışındaki bütün kadınlar birer sürtük’! Birbirlerine girsinler! Dedikodu yapsınlar! Hatta fitne fesatlık yapsınlar! Kendilerini beğendirtmek için bütün kadınsılıklarını kullansınlar! Biraz daha dekolte olsun, biraz daha derin bir yırtmaç... Oh, ne kadar keyifli, ne kadar zevkli, değil mi?
Kadın sadece nesnedir
İşte bu gibi programlar, kapitalist çağda ‘modern’ kadın pazar merkezleridir. Erkek burada kriter belirleyen, beğenen, seçendir. Onun verdiği kırmızı gül, herşeyi ile kendini ona sunan kadının statü sembolüdür. Peki bu nasıl bir statüdür? Arzu edilesi gibi görünen, aslında modern zamanların köle kadın statüsüdür. Çünkü o sadece beğenilen veya beğenilmeyen, seçilen veya seçilmeyendir. Seçilmek için, erkek güzelimizin ölçülerine uymalı, çekici olmalı, diğer yarışmacıları da bir şekilde geride bırakmalı. Kadın burada sadece bir nesnedir.
“Der Bachelor” tabii ki sadece bir örnektir. Televizyonlar, bu gibi programlarla doludur. Ancak bu somut örneğimiz, toplumsal cinsiyetçiliğin günümüzde ne kadar ince bir tarzla yeniden üretildiğini çok net bir şekilde gözler önüne seriyor. Dikkat edilirse bu programdaki ‘yarışmacı’ kadınların hepsi ya meslek sahibi ya da öğrenci. “Kariyer de yaparım, çocuk da” diyebilecek ‘modern’, ‘özgür’ kadınlar olarak yansıtılıyorlar.
Reytingde 4. sırada
İdeolojilerin zamanının bittiğini iddia ederek kendi sonsuzluğunu güvence altına almaya çalışan kapitalist modernitede ideolojik olan tek bir şey yoktur. Ve bu tarz programlar da ideolojik açıdan değerlendirilmeli. Çünkü burada, feminist hareketlerin ve ilerici/devrimci kadın kurtuluş örgütlerinin on, hatta yüz yıllardan beri aşmaya çalıştığı bir kadın stereotipinin savunuculuğu yapılıyor.
Şimdi denebilir ki, “bu programları izleyenler belli zaten”. Bence denilmemeli. Çünkü “Der Bachelor”un reytingi, geçen her hafta ile birlikte daha da artıyor. Hatta geçen hafta yayınlanan bölüm ile ilk kez 5 milyon izleyici sınırı aşıldı. Çarşamba akşamı en çok izlenen program, devlet televizyonu ARD’de yayınlanan polisiye filmi “Die Schatten, die dich holen” (5.7 milyon - 17.2%) oldu. İkinci sırada, “Almanya Süperstarını Arıyor” (5.64 milyon - 17%) yer alırken, devlet televizyonundaki akşam haberleri (5.2 milyon - 16.6%) üçüncü sıradaydı. Sıranın devamında, 5.13 milyon seyirci ile “Der Bachelor” yerini aldı. Yani akşam haberleri ve “Der Bachelor”u izleyenlerin sayısı hemen hemen aynı. Aradaki temel fark, 5.13 milyon (16.1%) kişiden 3.2 milyonunun gençlerden oluşuyor olması.
MERAL ÇİÇEK