Mojab’ın ‘Marksizm ve Feminizm’i

Kadın Haberleri —

.

.

  • Mojab’a göre feminizm, Aydınlanma’nın ve onun burjuva devrimlerinin hem ürünü hem de üreticisi. Marksizm ise burjuvazinin iktidarı elde ettiği ve işçi sınıfının yükseldiği tarihsel bir bağlamda ortaya çıkan bir ideoloji.

ZABEL MİRKAN

“Sosyalizm ve feminizm günümüzün en önemli iki hareketidir. Biri yoksulluğu ortadan kaldırmayı hedefler, diğeri kadınların esaretini. Her ikisi de küresel hareketlerdir. Ziyaret ettiğiniz coğrafya ne derece geri kalmış olursa olsun, orada mutlaka yoksulluğun kader olmadığını söyleyen ve özel sermayeyi yok edecek ve insanlığın ortak refahını yaratacak bir büyük örgütün işlemekte olduğunu muştulayan devrimcilerle karşılaşırsınız.”

“Marksizm ve Feminizm” 1980’li yılların ortasına kadar ülkesi İran’da baskıcı uygulamalara tanık olan, ardından Kanada’ya yerleşen ve hâlâ Toronto Üniversitesi’nde akademisyenlik yapan Shahrzad Mojab’ın hazırladığı kapsamlı bir derleme. Kitap, bazen birebir bazen de kolektif olarak yürütülmüş görüşmelerden meydana geldi. Kapitalist devletlerin dünyanın dört bir yanında korkunç bir can ve mal kaybına neden olduğu Birinci Dünya Savaşı’nın yüzüncü yılında baskıya girmiş kitap. Bu, Mojab’ın özel bir tercihi.
Bu önemli derlemede Asya, Amerika ve Avrupa’dan tanınmış akademisyenlerle birlikte yeni seslerin katkıları bir araya gelirken, Marksizm ve feminizmle ilgili tarihsel tartışmalar, günümüzün en can alıcı ideolojik sorunlarına cevap arayan bir bağlamda inceleniyor, kapitalizm, ataerki ve ırkçılık sınıf odaklı bir perspektifle ele alınıyor. Böylece, Marksizm ve feminizm arasındaki tartışmalı ilişkiyi merak eden araştırmacı, öğrenci ve mücadeleye inananlar için çağdaş Marksist-feminist düşünceye kaynaklık edecek temel bir eser ortaya çıkıyor.

Tarihsel Marksist-feminist yaklaşım

İki bölümden oluşan kitabın birinci bölümünde, güncel ve tarihsel Marksist-feminist yaklaşımlar ele alınıyor. İkinci bölüm ise, feminizmin Marksist bir kavrayışla ele alınmasını sağlayacak anahtar kavramların incelendiği makalelerden oluşuyor.
Bir yandan küreselleşmenin sonuçları kadınları orantısız bir şiddette etkiliyor, öte yandan dünyanın her yerinde kadınlar, baskıya ve sömürüye karşı mücadeleye öncülük ediyor. Pek çok feminist ve akademisyen arasında Marksist teoriye ilgi artarken bu kitap, hem önceki tartışmaları yeniden değerlendirerek, ataerki ile kapitalizm arasındaki ilişkiyi anlamanın yollarını, hem de kadınlarla birlikte toplumu da özgürleştirecek feminist bir projeyi nasıl öngörebileceğimizi araştırıyor.

Yolları nasıl ayrıldı?

Mojab’ın amacı feminizmle sosyalizm ya da Marksizm arasındaki ilişkilerin tarihini yazmak değil. Bu ilişkinin hem “mutsuz bir evlilik” hem de yapıcı bir ilişki olduğunun bilincinde olarak yollarının nasıl ayrıldığına odaklanıyor daha çok Mojab. Ona göre sosyalizm ve feminizm, Mary White Ovington’dan bu yana radikal bir biçimde değişti. Ancak Ovington’ın fikirleri, bütün yalınlık ve önemiyle hem “yoksulluğu” hem de “esareti” sonlandırmak isteyenlerin gündeminde kalmaya devam ediyor.
Rusya’daki 1917 Ekim Devrimi, birçokları için bu rüyanın gerçekleşmesi demekti. Kadınların özgürleşmesi yönünde atılan büyük adımlara karşın, önce Sovyetler Birliği’nde (1956) ve yirmi yıl kadar sonra da Çin’de (1976) kapitalizmin restore edilmesiyle, geçen yüzyılın sosyalizm deneyimleri yıkıcı bir şekilde son buldu. Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa’nın 1980’ler ve 90’lı yılların başındaki çöküşüne “tarihin sonu” dahi dendi. Buna göre sosyalizm -ki popüler dilde ve medyada her daim komünizmle aynı anlama gelen şekilde kullanıldı- mezara gömülürken kapitalizm bu süreçten ne yazık ki zaferle çıktı.

Burjuva devrimlerin üreticisi ve ürünü

Mojab’a göre feminizm, devlet gücü ile birkaç ülkede birkaç on yıl boyunca sosyalizm inşasına rehberlik eden Marksizmin aksine, eşit hak talebiyle yola çıkan kadın hareketleri üzerinden ataerkinin kapitalist devlet sınırları içinde reforme edilmesine görünür şekilde katkıda bulundu. Öte yandan feminizm, Marksizmin seyrine şaşırtıcı derecede aksi bir istikamette, bugün yeni feminist araştırmacı ve entelektüel nesiller yetiştirecek yüzlerce kadın ve toplumsal cinsiyet çalışmaları programına, yüzlerce akademik dergiye ve güçlü bir yayın sektörüne sahip. Ancak eğer Marksizm “kendi sönümlenmesini” planlaması gereken bir “sosyalist” devlet tarafından rayından çıkarıldıysa, bazı feministlere göre feminizm de akademik bir statüye evrilerek sistem içi bir unsur haline getirilerek rayından çıkarıldı. Yani Mojab’a göre feminizm, Aydınlanma’nın ve onun burjuva devrimlerinin hem ürünü hem de üreticisi. Marksizm ise burjuvazinin iktidarı elde ettiği ve işçi sınıfının yükseldiği tarihsel bir bağlamda ortaya çıkan bir ideoloji.

12 sosyalist-feministin zihin açan tartışmaları

Kitapta ele alınan görüşler sadece Mojab’ın görüşlerinden ibaret değil. Marksizm ve feminizm ana hattı çerçevesinde 12 sosyalist-feministin konuya dair makalelerine yer veriliyor. Ve ortaya son derece zihin açıcı tartışma metinleri çıkıyor. Türkçeye Funda Hülagü tarafından çevrilen kitap, Yordam Kitap aracılığıyla okurla buluştu.
Mojab’ın Türkçeye çevrilen bir diğer kitabı ise “Devletsiz Ulusun Kadınları-Kürt Kadını Üzerine Araştırmalar”.
Kitabın tanıtım metni şöyle:
“Yirminci yüzyılın sonuna gelindiğinde, Kürt kadınlar parlamentolar (Irak, Türkiye, Avrupa), gerilla orduları (İran ve Türkiye), yüksek eğitim safları, medya, sanat, bilim, yönetim ve hukuk gibi erkek egemen alanlara girmiş bulunuyorlardı. Aynı zamanda da, hem egemenliğinde oldukları ulus-devletlerin hem de kendi devletsiz uluslarının ataerkil rejimleri tarafından çifte şiddete maruz kalıyorlardı. Kürt kadınlar Ortadoğu ve Batı’daki kadın araştırmalarında genellikle görmezlikten gelinirler. İngilizce ve diğer dillerdeki araştırma ve kaynaklarda ciddi bir kıtlık söz konusu. Türünün ilk örneği olan bu kitaba katkıda bulunanlar, Kürt kadınlarının siyaset, tarih, kültür, din, tıp ve dil alanlarındaki yaşamlarının farklı yönlerini inceliyorlar. Buradaki bazı başlıklar daha önceki çalışmalarda hiç kullanılmamıştır: Cinsiyet ve kendi kaderini tayin hakkı, kadınlar ve Sufilik, dil ve ataerkillik ve geleneksel tıpta kadınlar.”

Shahrzad Mojab kimdir?

1954 İran, Şiraz doğumlu. Toronto Üniversitesi’nde Liderlik, Yüksek Öğrenim ve Yetişkin Eğitimi Bölümü’nde öğretim üyesidir. Aynı üniversitenin Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Enstitüsü’nün eski direktörü olan Mojab; eğitim politikaları, toplumsal cinsiyet, devlet, diaspora ve ulus aşırılık, kadınlar, savaş, militarizasyon ve şiddet, feminizm ve ırkçılık karşıtlığı konularının yanı sıra sömürgecilik, emperyalizm ve Marksizm, feminizm ve devrimle ilgili çalışmalar yürütmekte ve dersler vermektedir. Dört yılını (1979-1983) devrim sonrası İran’da geçirdi ve orada da sol hareket, kadın hareketi ve Kürt özerk hareketi çalışmalarına ağırlık verdi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.