• Deprem sonrası konteyner kenti küçük bir kütüphaneye dönüştüren yazar Nede Hocaoğlu, çocuklara ‘ne düşünmeleri gerektiğini’ anlatan değil, düşünmenin özgürlük, merakın cesaret, umudun ışık olduğunu hissettiren hikâyeler yazıyor.
  • Yazdığı hikâyelerde çocukların bağımsız düşünmesine yardımcı olmaya çalışan Nede Hocaoğlu: “Çocuk gibi duygu yoğunluğunu yaşayabilmek büyük bir erdemdir. Asıl amaç, çocuğun kendi düşüncesini inşa edebileceği sağlam bir zemin oluşturmaktır.”

 

Çocuk kitabı yazarı Nede Hocaoğlu, 6 Şubat 2023 depremlerinden sonra Hatay’ın Antakya ilçesindeki bir konteyner kentte yaşadığı ve gönüllü çalıştığı süreçte kaleme aldığı eserleriyle çocuklara teselli değil, yeniden hayal kurma ve umut etme alanı açmayı hedefliyor. “Bir insan, büyürken içindeki umudu, merakı kaybetmeden yetişebilir mi?” sorusunun peşinden giden yazar, kusursuz kahramanlar yerine hata yapan, korkan ama vazgeçmeyen karakterler yaratıyor; dayanışmayı, doğayı ve çocuğun hayret etme yeteneğini korumayı ön plana çıkarıyor.

Çocuk kitapları yazarı Nede Hocaoğlu, çocuk edebiyatını, deprem sonrası çocuklarla çalışmalarını, yazma sürecini, hayal gücünü ve dayanışmayı Ekmek ve Gül’den Elif Turgut’a anlattı.

Çocukluğun hafızasını korumak

Kendisini “çocukluğun hafızasını korumaya çalışan biri” olarak tanımlayan yazar Nede Hocaoğlu, mesleğinden ya da yazdığı kitap sayısından ziyade, hayatı boyunca peşinden gittiği temel soruyla tanınmak istiyor. Nede Hocaoğlu, çocukları yaş gruplarına göre sınıflandırmayı sevmediğini ifade ederek, “Onları, dünyaya ilk hayret ettikleri zaman diye ayırıyorum; ilk gök gürültüsünü duydukları, seslerinin boşlukta yankılandığını fark ettikleri ya da bir şekerin tadına ilk baktıkları o eşsiz anlarla…” dedi. 

‘Büyüdükçe hayret etmiyoruz’

Nede Hocaoğlu, konuşmasına şu sözleri ekledi: “Çocukluk hayret etme yeteneğinin en güçlü olduğu dönemdir. Fakat bizler büyüdükçe bilgimiz artsa da hayret yeteneğimiz azalıyor. Kitaplarımda çocuklara yeni bilgiler öğretmekten çok, yetişkinlerin unuttuğu o hayreti korumaya çalışıyorum. Belki de bu yüzden kendimi çocuklara yazan bir yazar olarak değil, çocukluğun hafızasını korumaya çalışan biri olarak görüyorum.” 

Hayal kurmayı bırakmasınlar diye

6 Şubat 2023 depremini yaşamış biri olan Nede Hocaoğlu, kitaplarını konteyner kentte yaşarken kaleme aldı. Süreç hem kendisi hem de çocuklar için son derece zordu. Depremden sonra herkes çocuklara “Korkuyor musun?” diye sordu. Oyuncaklar verildi, etkinlikler yapıldı. Ancak en önemli ihtiyaç gözden kaçtı. İnsanı hayatta tutanın yalnızca nefes değil, geleceği zihninde kurabilme gücü olduğu gerçeği. Nede Hocaoğlu, “Çocuk oyuncağı kaybolduğunda ya da kırıldığında üzülebilir. Evini kaybettiğinde sessizleşebilir. Ama hayal kurmayı bıraktığında büyüyecekti. Hayal kurmayı bırakan çocuk yetişkin gibi düşünmeye başlar. Çocukların bu kadar erken büyümesini istemedim. Bu düşünceyle çalışmaya başladım” diye konuştu. 

Çocuklar onu ayağa kaldırdı

Nede Hocaoğlu, aldığı desteklerle bir konteyneri küçük bir kütüphaneye dönüştürdü. Yaklaşık iki yıl boyunca gönüllü olarak çocuklara derslerinde destek verdi. Zamanla fark ettiği şey ise şuydu: O, onlara yardım ettiğini sanırken, aslında çocuklar onu yeniden ayağa kaldırıyordu. Onların merakı ve heyecanı sayesinde ilk dosyasını büyük bir coşkuyla yayınevine gönderdi. İlk kitabının açılış cümlesi de o çocukların hayatından doğdu: “İnsan yeni bir şehre taşındığında neler hisseder?” Çünkü depremden sonra her biri, birkaç günlüğüne bile olsa, evinden ve alıştığı hayattan kopmuştu.

Hikaye masa başında başlamıyor

Nede Hocaoğlu’nun hiçbir hikayesinin masa başında başlamadığını ifade ederek şunları ifade etti: “Hikâyelerimi hayatın içinden buluyorum. Bazen bir çocuğun yarım bıraktığı cümlede, bazen yemlediğim kuşların sanki akıllarına önemli bir şey gelmiş gibi yemi bırakıp hep birlikte uçmalarından ve bazen de kimsenin önemsemediği küçük bir ayrıntıda… Ben yazmaya oturduğumda aslında uzun zamandır zihnimde biriken o küçük anları bir araya getiriyorum. Bir hikâye tek bir olaydan doğmuyor; farklı zamanlarda karşıma çıkan insanların, duyguların ve ayrıntıların birbirine dokunmasıyla oluşuyor.” 

Kitap kapandıktan sonra…

Yazma sürecinin sonunda kendine hep aynı soruyu sorduğunu ifade eden yazar, “Benim için iyi bir çocuk kitabı, okuruyla son sayfada vedalaşan değil, kitap kapandıktan sonra da çocuğun zihninde yaşamaya devam eden kitaptır.

Hikayelerimi bir mesaj vermek için yazmıyorum. Çünkü edebiyatın görevinin cevaplar dağıtmak değil, insana sorular sordurmak olduğuna inanıyorum. Bir çocuk kitabı kapattığında ona ne düşüneceğini, nasıl düşüneceğini söylemişsem, yazarlık görevimin eksik kaldığını hissederim. Ama kitabı bitirdiğinde çevresine başka gözlerle bakmaya başlamışsa, bir arkadaşının yalnızlığını, bir kedinin korkusunu, bir bulutun gökyüzündeki süzülüşünü ve kendi içindeki cesareti fark ediyorsa, işte o zaman hikâye gerçek yolculuğuna başlamış demektir.” 

Şekil veren şeyler kırılgandır

Kitaplarını yazarken en çok dikkat ettiği şeyin, çocukların dünyasına yetişkin aklıyla müdahale etmemek olduğunun altını çizen Nede Hocaoğlu, şunları ifade ediyor: “Yetişkinler olarak çocuklara sürekli bir şey öğretme telaşındayız. Bunu öğretirken de sürekli parmağımızı çocuğa doğru sallarız. Her hikâyenin sonunda bir ders olsun, her karakter bir örnek oluştursun, her olay bir sonuca bağlansın istiyoruz. Çocukluk cevap verilen bir dönem değil; cesaretle soru sorulan bir dönemdir. Ben o soruları ve merakı tüketmek istemiyorum. Bu yüzden yazarken kendime ‘Bu kitabı yazarken çocuğun elinden neyi alıyorum, ona neyi bırakıyorum?’ sorusunu soruyorum. Şekil veren şeyler kırılgandır. Asıl amaç, çocuğun kendi düşüncesini inşa edebileceği sağlam bir zemin oluşturmaktır. ”

Çocuk gibi düşünebilmek

“Yarattığım ufak bir aydınlanmayla benden bağımsız düşünebilmelerini isterim” diyen Nede Hocaoğlu, sözlerine şunları ekliyor:” Bir başka dikkat ettiğim hatta çok sevdiğim cümle: ‘Çocuk gibi düşünme,’ illaki hayatınızın bir döneminde bunu size söylemişlerdir. Eksik ve kusurlu gibi yansıtılmıştır. Ama o çocuk gibi duygu yoğunluğunu yaşayabilmek büyük bir erdemdir. Bu yüzden onların dünyasını basitleştirmekten çekinirim. Aksine o dünyaya büyük bir ciddiyet ve saygıyla yaklaşmaya çalışıyorum.”

Samimiyetsizliği erken fark ediyorlar

Çocukların samimiyetsizliği yetişkinlerden çok daha hızlı fark ettiğini ifade eden Nede Hocaoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Bu yüzden ben çocuklara ‘Ne düşünmeleri gerektiğini’ anlatan kitaplar, kusursuz kahramanlar yazmıyorum. Onlara, düşünmenin bir özgürlük, merak etmenin bir cesaret vicdanın insanın en güvenilir pusulası, umudunun da bir ışık olduğunu hissettiren hikayeler yazamaya çalışıyorum.” 

HABER MERKEZİ