
Colemêrg'in Şemzînan İlçesi'nde 11 Eylül 2012'de yaşanan çatışmada yaşamını yitiren HPG gerilla komutanlarından Ekin Morsümbül (Hüseyin Welat) Zürih Kürt Kültür Derneği'nde düzenlenen bir etkinlikle anıldı. Anma etkinliğine Morsümbül'ün eşi ve kızının yanı sıra çok sayıda Kürdistanlı da katıldı. Konuşmacılar Şemzinan'daki Devrimci Operasyon'da Ekin Morsümbül'ün büyük bir direniş sergileyerek yaşamını yitirdiğini söyledi.
Anmada Ekin Morsümbül'ün eşi Lütfiye Morsümbül konuşmasında, ''Ekin halkına, ülkesine ve özgürlüğe sevdalıydı. Şemzinan çok önemli bir hamleydi, bilince çıkması gerekirdi. Ekin kahramanca öncülük yapıp şehadete ulaştı" dedi.
Ardından Ekin Morsümbül'ün kızı Gizem babasına yazdığı mektubu okudu. Gizem'in mektubuna katılımcılar ''Şehit namırın'' sloganlarıyla karşılık verdi.
Kahramanım olarak, dağlardasın...
Anmada Gizem Morsümbül'ün babasına yazıp okuduğu mektup:
"Bu satırları yazarken durakladım, düşündüm nereden başlasam anlatmaya hissettiklerimi… 3 yaşımdaydım gittiğinde. Çok küçüktüm birşeyleri anlamak, hatırlamak ve seni hatırlamak için...
Ama zaman geçtikçe anladım, çünkü anlamak istedim, anlamak zorundaydım. Bekledim, geldin, parmaklıklar ayırdı bizi. Boyumdan büyük duvarlar örüldü aramıza. Pazartesiydi, benim en mutlu günümdü. Senin için hazırlandım her pazartesi, anneme saçlarımı tarattım, en güzel elbiselerimi giyindim, en güzel kokumla geldim sana. Gözyaşlarımı içime yutkunarak yüzümde en tatlı gülümsememle geldim sana. Bir gün o zindandan çıkacaksın diye bekledim. Hep o parmaklıkları, o duvarları aşıp geleceksin diye bekledim. Başımı göğsüne koyup ağlayacağım günü. Elimden tutup götüreceğin günü. Aynı masaya oturup yemek yiyeceğimiz günü. Sabah beni öperek uyandırmanı. Beraber yiyeceğimiz basit bir kahvaltı. Çantamı taşıyıp okula götürmeni, akşam yemeğini hazırlayıp, annemle seni beklemeyi...Tam o gün geldi, dedim sen geldin, bitti zannettim. Yanılmışım. Bir hafta seninle geçirdiğim her güne, her saate, her dakikaya şükrettim ben. Ve sen yine gittin. Bana seninle geçirdiğim 168 saat kaldı, ömrüm boyunca yetmek zorunda olan... Kaç saat geçirdiğimizi sen biliyor muydun baba? Gittin ve bana seni anlamak kaldı yine, bana seni bekelemek. Bana fotoğrafın kaldı yine, gözyaşı kaldı. Her gün tebriklere sarılıp bir umutla dua etmek kaldı. Oradan oraya taşıdım seni yüreğimle, hayalinle yaşadım.
Sen ve ben değil, biz olmaya çalıştım. On yıldır Almanya'da annemin yanındaydım. Herkesten uzak. On sene sonra bir hayalim gerçek oldu, ülkeme geldim, aileme geldim, meğer sana gelmişim, meğer seni uğurlamaya gelmişim baba. Bir anda senin resmini internette gördüm, Şehid Ekin Morsümbül yazıyordu baba... İşte asıl şimdi gitmiştin sen, asıl şimdi bitmişti seni beklemek. Asıl şimdi kalmamıştı, tükenmişti söylenecek sözler... Seni görmek için görmek için beklediğim iki gece, bütün senelere bedeldi. Bir asır gibiydi, her saat. Sana kavuştuğum gün en mutlu günüm olacaktı benim. Böyle olmayacaktı o gün, hayır. Yılların verdiği hasretle seni gördüm, ama tanıyamadım. Dokunamadım, öpemedim, koklayamadım. Ağlasam görmeyyecek, konuşsam duymayacaktın. Bakamadım sana doya doya. Şimdi senden kalan bir kaç fotoğraf, bir de video var elimde. Kaç defa izledim bilmiyorum. Buna bile şükretmek zorundayım. Cansız bedenini toprağa gömebildiğim için bile şükretmeliyim. Tam parça halinde olduğuna bile şükretmeliyim. Savaşın da bir onuru, bir gururu olmalı, sevgi olması imkansız evet, ama ölüye saygı olmalı en azından. Ben bir gerilla kızı olarak, babamla gurur duyuyorum. Onlar var olduğu sürece biz varız. Dedim ya, sen anlatılmazsın, cümleler yetmez. O yüzden son sözüm baba, benim kahramanım olarak, hala dağlarındasın. Asıl sen şimdi özgürsün. Benim ve annemin, ilk ve son aşkısın.
Y.ÖZGÜR POLİTİKA/ZÜRİH