Demokratik Suriye Meclisi (MSD) 3. Kongresi, ”Siyasi çözüme doğru ve merkezi olmayan demokratik bir Suriye inşa etmek yolunda” şiarıyla başladı.
Suriye'nin bütün kentleri ile Avrupa ve Mısır'dan gelen heyetlerin yanısıra 270 delegenin katıldığı kongrede Suriye ve Kuzey Suriye'nin geleceği tartışıldı.
MSD’nin 3’üncü Kongresi’nde ortak açıklama yapan MSD Eşbaşkanları Îlham Ehmed ve Riyad Dirar, Suriye’deki savaşın çözümü için demokratik ve merkezi olmayan stratejik bir değişime ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Suriye savaşı yeni bir aşamaya geçtiğine dikkat çeken Îlham Ehmed ve Riyad Dirar'ın açıklamasında şu hususlar öne çıktı.
* İktidarcı ve uluslararası hegemon sistem savaşı kızıştırmaktadır. Geniş bir bloklaşma durumu yaşanırken, Suriye'yi kendi aralarında bölüyorlar.
* Türkiye’nin Efrîn işgali ve Deraa’daki gelişmeler uluslararası devletlerin Suriye toprakları için birbirleriyle nasıl anlaştıklarını gözler önüne sermektedir. Bu anlaşma önümüzdeki süreçte Idlib’te de yaşanabilir.
* Suriye savaş yeni bir aşamaya geçmiştir. Ülkedeki uluslararası devletlerin vekil grupları arasındaki savaş son bulmuş ve savaş ülkeler arasındaki anlaşmalar ile sürdürülmektedir.
* Bölgede demokratik bir dönüşüm sağlanması gerekliliğinin aksine totaliter sistemlerin görev başlarında tutulduğunu görüyoruz. Lübnan, Irak ve Türkiye’deki seçimler bunun göstergesidir.
* Hizbullah’ın Lübnan’da, Mukteda El-Sadr’ın Irak’ta ve Erdoğan’ın Türkiye’de seçim sonuçlarıyla ömürlerinin uzatılması direkt Suriye’yi etkileyecektir.
Demografik yapı ile oynanıyor
* Türkiye’nin Güney Kürdistan başta olmak üzere Irak ve Suriye’ye yönelik saldırıları uluslararası alanda yapılan anlaşmalara dayanmaktadır. Efrîn, Doğu Guta ile değiştirildi, Deraa ise İran’ın Suriye’den çıkarılması için rejime teslim edildi.
* Bölgedeki en tehlikeli politika ise bölgedeki devletler tarafından yürütülen demografik yapıyı değiştirme politikasıdır. Yaşam alanlarından çıkarılan Suriyelilerin yerine bölgenin yabancısı aileler yerleştirilmektedir.
* Yine Efrîn’de Kürt ailelerin yerine çeteler ve ailelerinin yerleştirilmesi bilinçli bir politikadır. Bölgesel devletler bu politikalar ile bölgedeki varlıklarını kalıcı hale getirmeye çalışmaktadır.
Türkiye çözümü engelliyor
* Suriye savaşının üzerinden geçen 7 yıl ardından görüşmeler halen sürdürülmektedir. Ne yazık ki bu görüşmeler bölgede yıkım politikası izleyen Türkiye’nin vetoları ile hiçbir sonuca ulaşmamaktadır.
* Suriye muhalefetinin bölge devletlerinin denetimine girme çabaları da sürmektedir. Suriye rejimi ise mevcut kargaşadan yararlanarak her geçen gün hegemonyasını genişletmektedir.
* Suriye’de askeri çözümü dayatma ve barış görüşmelerini kabul etmeme yaklaşımı ilk günden bu yana devam etmiş ve Suriye’yi bir savaş meydanı haline getirmiştir.
Merkezi olmayan bir sistem
* Demokratik Suriye Güçleri’nin rejim güçlerine sayısız diyalog çağrılarına rağmen henüz bir pratik sergilenmemiştir. Bu çağrılar rejime olduğu gibi uluslararası devletlere bir çözümün diyalog ile sağlanacağı mesajıdır.
* Kördüğüm haline gelen Suriye krizi içerisinde Demokratik Suriye Meclisi'nin amacı demokratik, laik, çoğulcu ve insan haklarına saygılı bir Suriye inşasını savunur.
* Demokratik Suriye Meclisi sisteminde, siyasi inşanın yükünü kaldırabilecek ve demokratik, ulusal alternatif olma özelliğine kavuşturacak yeniden düzenlemelere gidilmesi gerektiğini görüyoruz.
* Bu stratejik sistemde demokratik ve merkezi olmayan bir siyasi sisteme bağlıdır. Çünkü devam eden savaş sonucunda radikalleşme artmış ve karşıtlarını yaratmıştır.
Yeni kimlik
* Slogan ve ideolojilerin ardına gizlenmemiş ve büyük bir değişim getirebilecek yeni bir kimliğe ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kimlik tüm Suriye halklarını kucaklamalı ve halkların ulusallığı, siyasi ve kültürü koruma altına alınmalıdır. Yine insan hakları koruma altına alınmalı ve yeni kanunlar çıkarılmalıdır.
* Suriye halklarının bir hukuk devleti çatısında ortaklaşması çok önemlidir. Yine çok renklilik bir halkı yok etmez, korur. Barış, toplumsal anlaşmaya dayanmalı ve yöntemi uluslararası ve insanlık kanun ve ölçülerine göre olmalıdır. Mezhepçilik ve ırkçılıktan uzaklaşılmalıdır.
TEBQA