MUB Başkanlık Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, Musul’un el değiştirmesiyle Irak’ta yeni bir dönemin başladığı ve Süryanilerin de bu gelişmelerden zarar gören halklar arasında yer aldığı belirtildi. MUB, Suriye’de Baas rejimine karşı başlayan halk ayaklanmasının giderek Sünnileştirildiği, Hıristiyan halkların varlığı ve kimliği üzerinde bilinçli bir ambargo uygulandığını ifade ederek, Rojava’da yaşayan farklı etnik köken ve inançtan halkların oluşturdukları demokratik kantonlara yönelik saldırıların da arttığına dikkat çekti.


Özgürlüğe kadar mücadele

Baas rejimi ve çetelerin bölge devletlerinin desteğiyle halkların demokratik kantonlarını ortadan kaldırmak için kirli bir ittifak içinde olduklarını belirten MUB, din örtüsünde halklara ve inançlara yönelik katliamlara karşı uluslararsı güçlerin sessizliğini kınadı. Açıklamada, ‘’Kobanê direnişi, Ortadoğu’da özgürlüğün bedelinin ne kadar pahalı olduğunu ispatlamaktadır. Rojava’ya yönelik saldırılar, Süryani halkını kaygılandırmakta ve göçü süreklileştirmektedir. Suriye’nin genelinde Süryani halkı Kürt halkıyla birlikte değişik güç ve çevrelerin saldırılarına sistematik bir şekilde uğramalarının sebeplerinden birisi de kurdukları demokratik çözüm ittifakıdır. Ancak ezilen halklar birlikte hareket etme konusunda kararlıdırlar. Ya Ortadoğu değişecek ve halklar özgürlüklerine kavuşacaklar, ya da verilen mücadele köleleştirme zihniyetine karşı yüzyıl da sürse devam edecektir” ifadelerine yer verildi.

Halklar için fırsat

MUB, Ortadoğu halklarına saldırı karşısında Türkiye halklarının sorumluluklarını da hatırlatarak, ‘’Türkiye’de ezilen toplumsal kesimler, dinsel, etnik, kimlik sahipleri, ötekileştirilenlerin tutumlarını belirleme, güçlerini birleştirme zamanı gelmiştir” dedi. Bütün olumsuzluklara rağmen yaşanan çatışmalı sürecin yeni oluşumları beraberinde getirdiğini, halkları bölen Skyes-Picot ve Lozan Antlaşmalarının geçerliliğini yitirdiğini ve Ortadoğu’nun siyasi haritasının yeniden çizildiğini belirten MUB, bu gelişmelerin inkar edilen ve yok edilmeye çalışılan halkların bir araya gelmelerinin koşullarını, çağdaş çözüm modellerini oluşturup yaşama geçirmeleri için fırsat sunduğunun altını çizdi.

Süreç direnme süreci

Bethnahrin Ulusal Konseyi bu koşullarda tüm halklara olduğu gibi Süryani halkına da tarihi sorumluluklar düştüğünü belirterek, “Halkımız yaşadığı tehlikelere karşı kararlı bir tutumla, olumlu bir direnişle ve kendi anavatanında varlığını koruyup, kimliğini temsil edip gücünü göstermelidir’’ dedi. MUB, Asuri-Süryani-Keldani halkına şu çağrıyı yaptı: ‘’Bu süreç susup pasif kalmak, ülkeyi terk etmek ve değerlerimizi karanlık güçlere terk etmek süreci değildir. Süreç örgütlenmek, direnmek ve ulusal birlik içinde hareket etme sürecidir. Halkımızın bütün kesimlerini, kurum-kuruluşlarını görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye ve mücadele vermeye çağırıyoruz.”

ANF/STOCKHOLM