DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in öncülüğünde başlayan açlık grevine katılan binlerce tutsak arasında Kürt kamuoyunun yakından tanıdığı yazarlar da var. Murat Türk, Erd. Agron, Fırat Can, Ali Koç, Kerem Bilen, Ehmedê Bilokî, A. Hekim Kozluk ve İsmet Taş, aydın, yazar ve sanatçılara çağrı yaptı: ‘’Aydın olmanın sorumluluğunu almanın zamanı. Toplumun vicdanına gözünü kapatıp kulağını tıkamk entelektüel ahlakla bağdaşmaz.’’
MİHEME PORGEBOL
Leyla Güven öncülüğünde başlayıp Türk zindanlarında devam eden ve dünyanın her yerine dalga dalga büyüyen açlık grevleri sürüyor. Toplumun her kesiminden insanların bedenlerini açlığa yatırarak büyüttüğü direnişte hapishanelerde tutsak edilen yazarlar da yerini alıyor.
Murat Türk, Erd. Agron, Fırat Can, Ali Koç, Kerem Bilen, Ehmedê Bilokî ve İsmet Taş gibi yazarlar da Leyla Güven’le ortak taleplerle açlık grevlerini sürdürüyorlar. Açlıklarının 70’inci gününde bir açıklama yapan tutsak yazarlar direnişlerine, taleplerine ve son durumlarına değindiler.
Türkiye Cumhuriyeti zindanlarında tutsak edilen yazarlar açlık grevlerine ilişkin yaptıkları açıklamada talepleri karşılanıp tecrit kırılmadan eylemlerinden vazgeçmeyeceklerini belirttiler. Karar ve inançlarının ilhamını Kürt halkının tarihsel ve direngen yönünden aldıklarını ifade eden yazarlar, taleplerinin insan hakları temel ilkelerine dayandığını vurguladılar.
Direnişten vazgeçmiyoruz
Talepleri karşılanmadıkça direnişlerinden vazgeçmeyeceklerini belirten yazarlar açlık grevi direnişçilerinin ortak taleplerini hatırlattılar. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın koşullarının iyileştirilip ailesi, avukatları ve Kürt halkıyla iletişiminin hayati önem taşıdığını hatırlatan yazarlar “Önderliğimiz üzerindeki tecridin kaldırılması birincil talebimizdir. Sayın Abdullah Öcalan’ın ailesi ve vasisiyle görüşebilmesi, avukatlarıyla düzenli görüşmeler yapabilmesi ve bu görüşmelerin kesintiye uğratılmaması, iletişim haklarının sağlanıp korunması, radyo ve televizyon hakkının engellenmemesi ve günlük olarak istediği tüm gazete, dergi, kitap gibi yayınlara ulaşabilmesi, İmralı zindanındaki diğer tutsaklarla düzenli ve kesintisiz olarak görüşebilmesi, bağımsız heyetlerce düzenli olarak tedavi ihtiyaçlarının karşılanması ve Kürt sorununun demokratik barışçıl ve temelde çözümünde rol alabilmesinin önündeki tüm engellerin kaldırılması bizim vazgeçmeyeceğimiz esas taleplerimizdir. Öcalan’ın Ortadoğu’nun demokratikleşmesi ve Ortadoğu halklarının özgürleşebilmesi için yapacağı katkıların önünün açılması bizim için elzemdir. Bu talepler en başta Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu halklarının çıkarınadır. Bu talepler ışığında süren direnişimiz haklıdır ve sonuç alınana kadar sürecektir” ifadelerini kullandılar.
Bu insani ve vicdani bir sorumluluktur
Sürdürdükleri açlık grevini insani bir sorumluluk ve devrimci bir görev olarak değerlendiren yazarlar, bu direnişin herkesi ilgilendirdiğinin altını çizdiler. “Dünyanın daha iyi bir yer olması gerektiğini savunan herkesin bu direnişe destek olması gerekmektedir. Bu insani ve vicdani bir sorumluluktur” ifadeleriyle yürüttükleri grevlerin evrensel değerlere hitap ettiğini belirten yazarlar, “Demokrasi ve insan haklarına inanan herkesin bizim taleplerimizi sahiplenmesi ve sürdürdüğümüz bu direnişe omuz vermesi gerekmektedir” dediler.
Yaşanacakların sorumlusu iktidardır
Öcalan’ın 2 Mayıs tarihinde avukatlarıyla kısıtlı imkanlar ve yine dayatmacı, keyfi ihlallerle yaptığı görüşmeden çıkan notlara ilişkin de değerlendirmede bulunan yazarlar, “Sayın Abdullah Öcalan’ın 8 yıl aradan sonra avukatlarıyla yapabildiği görüşmede yine devletin keyfi ve dayatmacı uygulamalarına tanık oluyoruz. Bu uygulamalar iktidarın çözüme dair yaklaşımındaki ciddiyetsizliğini göstermektedir. Siyasi iktidar bu ciddiyetsizliği sürdürdükçe ona karşı yürütülen mücadele büyüyecek ve faşist iktidar bu mücadelenin karşısında ezilecektir. Bir an önce çözüm odaklı adımlar atılmazsa yaşanacakların sorumlusu iktidar olacaktır” diye konuştular.
Annelere yapılanlar kabul edilemez
Açlık grevi direnişinin yaşamsal ve toplumsal yönlerini hatırlatan yazarlar, başta Kürt halkı olmak üzere tüm Türkiye halklarının bu direnişe ses vermesi gerektiğini hatırlattılar. Bu mücadelenin halkların özgürlüğünü mümkün kılacak koşulların yaratılması için verildiğini söyleyen yazarlar “Her ortam ve koşulda açlık grevi direnişçilerinin sesi yükseltilmelidir. Herkesin gözü önünde Kürt annelerine dönük alçakça saldırılar yapılmaktadır. Bu saldırılar hiçbir koşul altında kabul edilemez. Annelere yapılan saldırıların yanıtsız kalmayacağını herkesin görmesi gerekmektedir. Annelerin öncülüğünde dışarıda verilen mücadelenin milyonların desteğini alarak büyütülmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandılar.
Aydınlara çağrı
Açlık grevindeki tutsak yazarlar, yürüttükleri mücadele bağlamında dışarıdaki aydın, yazar ve sanatçılara da seslendiler. Aydın olmanın sorumluluğunu hatırlatan yazarlar, toplumun vicdanına gözünü kapatıp kulağını tıkamanın entelektüel ahlakla bağdaşmadığını belirttiler.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Aydın olmanın sorumlulukları vardır. Aydınlar toplumun vicdanıdırlar. Haklı bir mücadeleye sessiz kalmanın ne vicdani ne de entelektüel bir geçerliliği vardır. Kaldı ki bu haklı mücadele yaşamsaldır ve özgürlük istencine dayanır. Varoluşun en kritik ilkelerine dayanıyor. Aydınlar bireyin özgürlüğü ve sonra da kitlelerin özgürlüğüne sessiz kalamazlar. Aydınlar kulaklarını vicdanın sesini duymazdan gelemezler. Kendine aydın, sanatçı, yazar diyen herkesi yapmaları gerekeni yapmaya çağırıyoruz. Halkın haklı taleplerine, kitlelerin özgürlük mücadelesine destek vermeye davet ediyoruz.”