Brezilya Topraksız Kır İşçileri Hareketi (MTS) çalışanı Marina Dos Santos, Rojava halkının ile MTS’nin düşmanlarının aynı sistem olduğunu belirterek, “Bu sisteme karşı kendi yaşam modellimizi savunuyoruz” dedi. 

Brezilya’da büyük toprak sahiplerinin veya devlet çiftliklerine el koyarak işletmeye başlayan, sadece ekonomik anlamda değil, kurdukları altyapılarla özyönetime dayanan bir yaşamı örgütleyen Topraksız Kır İşçileri Hareketi (MTS), kolektif bir yaşamla eğitimden sağlığa yaşamın her alanında var olan sisteme karşı alternatif bir yol örgütlüyor. Hareketin aktif çalışanlarından biri olan Marina Dos Santos, hareketin amacını, işleyişini ve mücadelesini anlattı. 

Topraksızlar Hareketi’nin 30 yıllık bir hareket olduğunu hatırlatan Santos, temel prensiplerinin toprak ve tarım reformu ile toprak işgali olduğunu altını çizdi. Brezilya’da mülkiyet sahiplerinin yüzde 1’nin, toprakların yüzde 49’ına sahip olduğunu aktaran Santos, Brezilya’da toprak mülkiyetinde büyük bir eşitsizliğinin söz konusu olduğun kaydetti.

MTS’nin örgütlenmesinin ise topraksız olan köylülerin örgütlenmesiyle işlendiğini belirten Santos, topraksız köylülerin MTS çatısı altında işlevlerini gerçekleştirmeyen toprakların işgalini gerçekleştirdiğini kaydetti. Toprakların işgalin ardından kurdukları alt yapılarla topraklarda kolektif bir yaşam tarzını oluşturduklarını aktaran Santos, “İşgal edilen topraklar, yaşam başladıktan sonra bizim için yerel gelişim denilen bir süreç başlıyor. Bu süreçte örgütümüz için çok önemli olan bazı prensipleri dikkate alıyoruz. Birincisi, yerleşim yerlerinde muhakkak okul kurulur. Şu an okul sayısı 200 bindir. Bu okullar çocukların eğitiminde başlayarak üniversiteye kadar devam ediyor. MTS alanlarında yetişen bir anlaşma çerçevesinde kamu üniversitelerinde eğitim alıyor. Yine bu okullarda eğitim veren hocalar, MTS’nin politik çizgisinde kurulan okullarda eğitim aldıktan sonra çocuklara ve gençlere eğitim veriliyor” dedi. 


‘Kooperatifleri üzerinde hareket ediyoruz’

İkinci bir prensiplerini ise toprağa yerleştikten sonra üretim şeklini değiştirmek olduğunu kaydeden Santos, toprakta ne üretileceği ve nasıl bir model ile üretimin sağlanacağını MTS prensipleri ile yaptıklarını söyledi. 

Santos, MTS’nın tarım üretim modeline ilişkin şunları aktardı: “İşgal edilen topraklar üretim modeli, ilk önce gıda üretimi için ayrılmak zorundadır. Bu gıda üretimi asla ve asla endüstriyel gıda üretimi olmuyor. Bu topraklarda mutlaka organik üretim modelini takip ediyoruz. Dolayısıyla bu aynı zaman da ekolojik olarak ürettiğimiz ürünlerin, tekrar üretebilmek için ve pazarlamak için kurduğumuz üretici kooperatifleri üzerinde hareket ediyoruz. Bu üretici kooperatifleri mutlaka bu toprakları işgal eden aileler tarafından işletiliyor. Bunlar birebir ailelerin kooperatifleridir. Biz buna Tarım ve Deniz Üretimi Kooperatifleri diyoruz. Ürünlerin işleyişi ve pazarlaması bu kooperatif üzerinden gerçekleşiyor. Bizim mücadele içerisinde yer alan aileler, işgal edilen topraklarda, bizim tarım programımızı uyguluyor. Bu prensipleri üretimiz için esas alıyoruz ve aynı zaman da bu prensipler, devlet tarafından tüm halka garanti edilmesi gereken olarak düşünüyoruz. Sadece MTS değil tüm toplum için görüyoruz.” 

Bir diğer prensiplerinin de toprağın bölüştürmesi olduğunu ifade eden Santos, Brezilya’da toprak mülkiyetinde büyük bir eşitsizlik olduğunu söyledi. Santos, üretilen ürünlerin mutlaka işlenebilmesini ve garantilenmesi için de çalışma sürdürdüklerini kaydetti. 


‘Kendi yaşam modelimizi savunuyoruz’

Rojava ve Kürdistan’daki halkların özyönetim modelini de değerlendiren Santos, “17 Nisan 1996 tarihinde, Kuzey Brezilya’da bin 500 kişi toprak mücadelesi için yürüyüş düzenledi. Polis bu yürüyüşe saldırdı, 19 kişi hayatını kaybetti. 19 topraksız köylü öldürüldüğünde biz hareketin artık biteceğini düşündük. Ama çok fazla destek aldık. Dünyanın her yerinde dayanışma mesajları aldık. Bu mesajları içinde çok önemli olanlardan bir tanesi de Kürt kadın ve erkelerden gelen dayanışma mesajlarıydı. Onlar bizim yanımızda oldular, bize güç verdiler. Bizim için çok önemliydi. Biz de bugün onların mücadelesinde onların yanında yer alıyoruz. Bunu bilmelerini istiyoruz. Direnişlerine devam etmeleri için yanlarındayız. Fiziksel olarak yan yana olamasak da biz Brezilya’da kendi yerleşim yerlerimizde onların yanlarında olduğumuzu hissetmelerini bilmelerini istiyoruz. Onların düşmanı ile bizim düşmanlarımız aynıdır. Bu sisteme karşı kendi yaşam modellimizi savunuyoruz” dedi.


WELAT DAÐDELEN/DİHA/İZMİR