
Heyecanlıyım, yüreğim bir çocuk gibi kıpır kıpır.. Trene doğru yürürken 98 haftadır süren Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve tüm siyasi tutsakların özgürlüğü için başlatılan eylemin bir parçası olmanın gururuydu bendeki heyecan.. Strasbourg’ta Avrupa Konseyi önündeki eylemde bulunmak şanstı. 'Beni buraya getiren neydi' diye düşündüğümde esir ve tutsak edilenen iradem olduğu için ben de eyleme katılıyordum.
Bu düşüncelerle eylem yeri Stasbourg’a ben tren ile, diğer 4 arkadaş ise, arabalarla yola çıktı. 98 hafta 98 grup ve 679 gündür süren Nöbet yerine bir iki saat gecikmeli olarak coşkuyla fakat nöbeti geç almanın burukluğu ve mahçubiyeti ile üzerimizde olarak vardık.
İlk gün imza çalışması
Nöbet yerindeki eylem koordinasyonundan Munzur arkadaş refakatinde Arnheim grubundan nöbeti basın emekçileri adına devraldık. Nöbetin başına gelmenin huzuru ve rahatlığı dolmuştu içimize... Grup sözcümüz olarak Devrim arkadaşı belirledikten sonra Munzur arkadaş burada uygulanması ve uygulanmaması gerekenleri anlattı. Bunlar günlük yapacağımız pratiklerdi.
İlk günümüzde heyecan, huzur ve coşkuyu aynı anda yaşıyordum. Bu eyleme destek vermek için imza atacaklar için imza defterlerimizi ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ı Fransızca ve İngilizce anlatan broşürlerimizi ellerimize alarak o gün halka açık olan Avrupa Parlamentosu önüne giderek imza topladık, broşür dağıttık. Broşürleri alanlar arasında gencinden yaşlısına, her renkten her ırktan insanlar vardı. Karşılaştığımız ilginç bir o kadar da önemli tespitlerde bulunananlar da vardı...
Angola'da benzer mücadele
Bunlardan biri Angola ve Eritreli üç gençti. İki genç Öcalan'ı fotoğraflardan tanırken bir tanesi ve daha politik olanı buna benzer bir mücadelenin Angola'nın bir bölümünde de yaşandığını haklı davaya tabii ki imza vereceğini söyleyerek imzaladı. Hollanda'da bir üniversitede profesör olan Marcel van der Wergen ve Öğretmen Th. Beyerbergen v.Henegouwen imza verdi. Profesör Wergen okulda tezinde Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesini konu eden öğrencisine Abdullah Öcalan özgür olmadan, Kürtler haklarını almadan Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesinin zor olduğunu dile getirdiğini söyledi. Yine bir Alman vatandaşının imza vermekten kaçındığını ama, "Özgür olan bir kişi tutuklu olamaz" diyerek düşüncesini dile getirdi.
Yaşlılar temkinli
Arada bir Türk vatandaşlarına da rastlıyoruz. Yaşlı olanlar broşürlere temkinli yaklaşırken genç olanlar broşür almaktan çekinmiyorlardı. Mevcut barış ve huzur ortamının baş mimarının Öcalan olduğunun farkındalar...
İlk günü böyle hareketli bir şekilde geçirip akşam kalacağımız yere geldiğimizde herkeste görevini yapmanın bir iç huzuru vardı. Gündüz yaşadıklarımızı karşılaştıklarımızı anlatırken Munzur arkadaşın anlattığı kurallar bölümünü mizaha çevirip şakalaşıyorduk..
700 gündür nöbette
Aslında bunu yaparken Munzur arkadaşın emeğine ve fedekarlığına diyecek tek bir kelime bile yoktu. Nerdeyse 700 gündür her hafta yeni gruplar yeni insanlar ve bunların kalacak yerlerinden yemeğine nöbetinden rahatsızlığına bazen şoför, bazen lojistikçi çözümde hep Munzur arkadaş olurdu.
Ama o bizden biraz daha farklı. O hergün nöbetçi, hergün Önderliğinin, halkının ve kendi özgürlüğünün nöbetçisi. Arada, "Evet buradayım, burada olmaktan gururluyum" derken "Önderlik boşuna kadına önem vermiyor burada olmamı en fazlada eşim istiyor inanın" diyordu.
Grubumuzda basının değişik alanlarından gelen arkadaşlarımız var. Şilan Fırat, Ardıl Rojbin, Devrim Arslan ve Evin Amed arkadaşlarla görevimizi yapmaya çalışıyoruz
Eylemin amacını anlatıyoruz
Herkes görevini yapmanın verdiği rahatlık içinde... Bekliyoruz nöbet yerlerimizde her gün yeni gruplar, yeni insanlar geliyor. Bunlara anlatmaya çalışıyoruz eylemimizin amacını. Yeni bir grup gelecek 5000 kişilik onlara hazırlıyoruz imza defterlerimizi broşürlerimizi, heyecanla... Bazen 'Ne zamana kadar bu eylem' diye soruyorlar cevap; Abdullah Öcalan özgürleşinceye kadar. Belki yarın belki yarından da yakın ama bu özgürlük olmadan bitmez bu eylem, bitmez bu mücadele, bitmez bu direniş...
Ve Şilan arkadaş çayın bayat olduğunu söyleyerek, öğle saatlerinde çay demlemeye gidiyor...
FERHAT YAŞARSOY