Toplumsal muhalefetin HDP üzerinden susturulmak istendiğini belirten EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, “Kararlı duruş sergileyen bütün toplumsal ve sınıfsal kesimlerle bir hesaplaşma yoluna gidilecektir. Demokrasi mücadelesini ortaklaştırmak, birleştirmek zorundayız" dedi. 

 24 Haziran seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) destekleyen Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, bütün toplumsal muhalefetin HDP üzerinden susturulmak istendiğini söyledi. Valilere verilen yetkilerle sokaktaki hak ve özgürlüklerin askıya alınacağını belirten Gürkan, "Türkiye'deki siyasal rejim böyle yapılanmaya çalışılırken karşısında doğal olarak muhalefetin olması istenmiyor. Aslında Bakan Soylu'nun sözünü bir kere de birinci elden Erdoğan tekrar etmiş oldu. 'HDP'yi destekleyenler, destekleyerek barajı aşmasını sağlayanlar bunun hesabını verecek' derken, aslında bunun işaret fişeğini önceden Bakan Soylu vermişti. Şimdi Erdoğan bunun neredeyse talimatını vermiş oluyor. Bu bütün toplumsal muhalefetin, HDP üzerinden susturulması anlamına geliyor" dedi.

HDP rejim kurgusunu engelledi

HDP'nin barajı aşmasının Türkiye siyaseti açısından önemli olduğunu kaydeden Selma Gürkan, AKP’nin ise Meclis’te tek başına iktidar olmak için HDP’yi istemediğini vurguladı. Gürkan, “Türkiye'de demokrasi güçleri, buna karşı önemli bir çaba sarf ettiler. Partimiz de bu gereklilikler üzerinden ‘Halk demokrasisi nedir?’, ‘Halkın siyasete dahil olması ne demektir?’, ‘Halkın devlet yönetimine katılması işçi sınıfının demokrasiye katılımı nasıl olacak?’ tartışmaları yürütürken, diğer taratan da HDP'nin barajı aşması için destek verilmesi konusunda bir seçim çalışması yürüttü. Şimdi ortaya çıkan bu gerçeklik, çalışma kararın ne kadar önemli olduğunu bir kere daha göstermiş oldu. HDP barajı aştı. Bu da AKP'nin Meclis’te istediği siyasal rejimi kurgulayabilmesi ve engelsiz bir şekilde yürütebilmesi için istediği çoğunluğu engelledi" şeklinde konuştu.

Yüzde 50 cezalandırılmak isteniyor

Toplumun yüzde 50’sine yakın bir kısmın 'tek adam' rejimine karşı direnç gösterdiği için cezalandırılmak istendiğine işaret eden Selma Gürkan, şöyle devam etti: “Hesaplaşmaya çalıştığı kesimler içerisine CHP de dahildir. Toplumsal mücadelede dinamik rolü olan, kararlı duruş sergileyen bütün toplumsal ve sınıfsal kesimlerle bir hesaplaşma yoluna gidecektir. Çünkü baskı rejimini kurgulamaya çalışıyor, baskı rejimi üzerinden kendi siyasetini inşa etmeye çalışıyor. Elbette bu sadece Erdoğan'ın ve AKP'nin ideolojik emelleri ile sınırlı değil, bu tek adam tek parti yönetiminin inşası. Aynı zamanda egemen sınıflar da burjuvazinin, sermayenin bütün klikleri de böylesi siyasal bir yapılanmaya onay vermektedir. Dolayısıyla Erdoğan sandık gücünü meşruiyet olarak kullansa da, esas olarak siyasal rejimi değiştirme gücünü işte bu arkasına aldığı sınıflardan, sermaye guruplarından, tekelcilerden ve onlarla iş birliği yapan diğer sermaye gruplarından almaktadır.”

Bu tehdidin aynı zamanda Kürt halkının taleplerini zorla bastırmak anlamına da geldiğini kaydeden Gürkan, “Demokrasi güçlerine, emek güçlerine ve barış güçlerine düşen görev bu tehdit karşısında boyun eğmeden demokrasi mücadelesini ilerletmek birlikte mücadelenin yolunu açmaktır. Yeni dönemde özelikle 24 Haziran'dan sonra bizlere düşen görev ve sorumluluğu bu çerçevede değerlendirmek gerekir" dedi.

Erdoğan’ın ekonomideki yağma, çalışma hayatındaki sömürü ve toplumsal hayattaki gerici düzeni kadınlar üzerinden planlayarak kurmaya çalıştığını ifade eden Gürkan, şöyle dedi: "Demokrasi mücadelesi dediğimiz şey, demokratik hak ve özgürlükler sadece Kürtlere, Alevilere gerekli değil. İşçi, emekçi sınıflar, ezilen halklar, ezilen inançlar ve ezilen cins olarak demokrasi mücadelesini ortaklaştırmak, birleştirmek zorundayız. Çünkü birinin talebi diğerinin talebi ile doğrudan bağlantılıdır."

JINNEWS/ANKARA