
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, cezaevlerinden devam eden açlık grevlerine müdahale edileceğinin sinyalini verdi. Önceki gün yapılan Bakanlar Kurulu sonrasında yaptığı basın toplantısında bir soru üzerine Babacan, "Biliyorsunuz, devletin bir şefkat eli vardır; ama öte yandan devletin yaptırım yapacak gücü vardır. Dolayısıyla biz bu her iki özelliği bir bakıma devletimizin alanını en etkin bir şekilde kullanarak bahsettiğiniz konularda gerekli adımları, gerekli kararları zamanı gelince atarız, yaparız" diyerek olası müdahalenin sinyalini verdi.
Hayata Dönüş Katliamı'nı hatırlattı
Hükümet'ten gelen bu açıklama 2000 yılında ölüm orucuna giren tutsaklara yapılan müdahaleyi ve ardından gelen katliamı hatırlattı. 19 Aralık 2000 tarihinde, Türkiye çapında 20 cezaevinde yapılan operasyonda 32 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce tutuklu ve hükümlü yaralanmıştı. Operasyona "Hayata Dönüş" adı verilmişti, ancak binlerce askerin cezaevi duvarlarını yıkarak içeri girdiği, ölüm orucundaki insanların diri diri yakıldığı, gerçek kurşunların kullanıldığı operasyon, Türk devletinin tarihinde "Hayata Dönüş Katliamı" olarak yerini aldı.
Adalet Bakanlığı'na seslendiler
İnsan hakları savunucuları ise müdahale yerine tutsakların taleplerine kulak verilmesi istiyor. Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Türk Tabibler Birliği (TTB) Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) üyeleri, yaptıkları tüm çağrılara ve başvurulara rağmen cezaevlerinde yaşanan açlık grevlerini görmezden gelmeye devam eden Adalet Bakanlığı'na yürüdü. Dün yapılan eyleme TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, KESK Genel Başkanı Lami Özgen, BDP Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan de katıldı. Orta açıklamayı İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan yaptı.
İntihar değil, protesto biçimi
Türkdoğan, Dünya Tabipler Birliği'nin Malta Bildirgesi'nin açlık grevcisini, "Zihinsel olarak ehliyetli, açlık grevine kendi iradesiyle karar vermiş, bu nedenle belirli bir zaman için yiyecek veya sıvı almayı reddeden kişi" olarak tanımlandığını hatırlatarak, açlık grevinin bir intihar değil, protesto biçimi olduğunun altını çizdi. İHD Genel Başkanı, açlık grevi yapan tutsakların B1 vitamini almasının da hayati önemde olduğuna dikkat çekti.
Bırakın tutsakları görelim
Cezaevlerinde açlık grevine girenlerin sayısını her geçen gün arttığına vurgu yapan Türkdoğan, 2000 yılındaki ölüm orucunun binlerce insanın ölmesine ve sakat kalmasına neden olduğunu hatırlatarak, Adalet Bakanlığı'na "Cezaevlerini ziyaret etmemize izin verin" diye seslendi.
Arabulucu oluruz
Hükümetin ölümler yaşanmadan talepleri değerlendirmesi gerektiğini söyleyen Türkdoğan, şunları belirtti: "1980 yılından bu tarafa Türkiye cezaevlerinde 144 kişi açlık grevleri ve ölüm oruçları nedeni ile yaşamını yitirmiştir. Bu kadar ağır bir sürecin yaşandığı Türkiye'de yeni ölümlerin yaşanmaması için hükümeti sorumlu davranmaya ve süreci zorlaştırmamaya davet ediyoruz. Mahpuslara zorla müdahale edilerek tek kişilik hücrelere atılması ve bilinçsizce yapılacak tıbbı müdahaleler sorunları daha da ağırlaştıracaktır. Bunun için de başta kurumlarımızın temsilcilerinden olmak üzere duyarlı kişilerin arabuluculuğuna başvurulmalıdır."
Talepler ortadadır
KESK Genel Başkanı Lami Özgen de Hükümetin açlık grevlerini görmezden gelmesini eleştirerek, "Talepler ortadadır. Bu talepler Kürt sorununun demokratik çözümünün de talepleridir. Tutsaklarla ilgili yaşamsal sorunlar ortaya çıkmadan hükümet, talepler eksenli müzakere sürecini başlatmalıdır" dedi.
Medyaya uyarı
ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı da Türk medyasının tavrını eleştirerek, "2000'li yıllarda attığınız iğrenç manşetler 'Hayata Dönüş' katliamını getirdi. Dezenformasyona izin vermeyin. O dönemki alçak tavrınızı yeniden kullanmayın" diye seslendi.
ANKARA