Her şeyden önce ve her şeyden önemlisi Gülen Cemaati ile AKP Hükümeti arasındaki çatışma Türkiye’de demokratikleşmenin ne önünü açar, ne de demokrasi güçlerine bir fayda sağlar. Demokratikleşme bir egemen iktidar gücüyle onun benzerinin çatışmasından değil ilerici, özgürlükçü toplum kesimlerinin verdiği mücadele sonucunda ilerleme sağlanabilecek bir süreçtir.
AKP toplumda yarattığı kutuplaşma nedeniyle her dönemde iktidarına ittifak güçleri oluşturup kendisine karşı gelişen muhalif dinamiği parçalı halde tutmayı sağlama konusunda son derece becerikli bir siyasal parti. Dayandığı o meşhur yüzde 50'lik kitlenin dışındaki yüzde 50’den korunma araçlarını yaratmak durumunda.
AKP’nin cemaatle yaşadığı çatışmanın ardından yapmaya çalıştığı açılımlar eski ittifak sisteminin yerine toplumsal muhalefeti dindirecek, hızını kesecek bir ilişkiler sistemi kurmaktan öteye bir amaç taşımıyor. Farklı yorumlarsak büyük yanılgılara düşeriz.
***
İşin aslında ilginç tarafı iktidarın kendini muhafazakar, dindar olarak tanımlayan hareketlerin birbirlerine karşı girdikleri mücadelede hiçbir ölçü tanımamaları. Bu ölçüsüzlüğün her iki hareketin de iktidar gücüne ne kadar muhtaç olduğunu ortaya koyuyor.
Fethullah Gülen hareketi hiçbir dönem devletle, hükümetle herhangi bir şekilde bir bilek güreşine girmedi. 12 Eylül darbesiyle uzlaştı. Ardından gelen tüm iktidarlarla alttan alta ilişkilenerek kendine karşı topyekün yönelimlerin önüne geçmeyi başardı.
AKP iktidarı döneminde ise cemaat kendini tamamen iktidar gücüne eklemledi. Öyle bir konuma geldi ki AKP’nin iktidar gücü olmadan yıllardır kurduğu örgütlenme hiçbir şey ifade etmemeye başladı. Bürokrasideki etkinliği artarken toplumsal tabanda kendini genişletemedi. Toplumun diğer kesimlerine karşı adeta bir derin devlet rolü içerisine girerek kendini iktidarın "gerçek ama görünmez sahibi” olarak görmeye başladı.
Sıkça söylendiğinin aksine cemaat Aralık ayındaki operasyonla AKP’ye karşı savaş açmadı. AKP, cemaatin etkinliğini Aralık operasyonundan çok daha önce başlattığı hamlelerle kısıtlamaya girişmişti. Cemaatin son andaki hamlesi artık savaşı kaybedeceği belli olan bir ordunun son hücumlarından birine benziyordu.
***
AKP birçok defa belirttiğimiz gibi iktidara muhtaç. İktidar gücü ortadan kalktığında AKP’yi çok büyük bir tasfiye bekliyor. Bu nedenle AKP iktidarını korumak için elinden gelen tüm hamleleri yapmaktan hiçbir zaman geri durmayacak.
Bu gözü karalık demokrasiye hizmet edemez. Hiçbir şekilde demokrasinin gelişmesine katkıda bulunamaz.
***
Böylesi bir süreçte AKP’nin yeniden tanımlamaya çalıştığı toplumsal ve siyasal ilişkiler sistemi içerisinde demokrasi güçlerine, muhaliflere yer yok. AKP’nin yaptığı her açılım sus payı olmaktan öteye gitmeyecek.
Muhafazakarlık dindarlık ve iktidar
Aralık ayından beri Türkiye’deki "muhafazakar, dindar” iktidarla bunun uzun yıllardan bu iktidar gücünün ittifakı değil temel dayanağını oluşturan Fethullah Gülen cemaatinin çatışmasına şahit oluyoruz.