- HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, muhalefet ve demokrasi güçlerini önlerine adil barış programını koymaya davet etti.
Sancar, partisinin dünkü Grup Toplantısı’nda konuştu. Halepçe Katliamı’nın 33. yıl dönümüne işaret eden Sancar, "Yüzleşilmeyen, tamir edilmeyen bütün acılar o günkü tazelikle bugün yaşamaya devam eder. Halepçe’de 33 yıl önceki bu acı, kendisini Kobanê’den Şengal’e dalga dalga gösteriyor. Hakikat ve adalet mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeliyiz. Bu katliamlar aynı zamanda Kürt halkının birlik olmasının tarihsel bir görev ve sorumluluk olduğunu, bütün yakıcılığıyla bizlere hatırlatmaktadır. Bunu başarmak Kürt halkına karşı siyasi olduğu kadar vicdani borcumuzdur. Bu borcu yerine getirmek için var gücümüzle çalışacağız. Bir kez daha bunun sözünü veriyoruz” dedi.
2013’teki Newroz’u hatırlattı
Newroz haftasına girildiğini hatırlatan Sancar, şöyle devam etti: "Bu acılı topraklar burada yaşayan kadim halklar 100 yıldır adil bir barışın peşindedir. Adil bir barışın özlemini çekiyor. Adil bir barış kurulamadığı için bu topraklar darbelerin, kan ve gözyaşının, hukuksuzluğun, adaletsizliklerin acısını yaşıyor. Barışı engelleyen, barış imkanlarını ortadan kaldıran her politikanın bedelini halklar ödüyor.
2013 Newrozu’nu hatırlatmak gerekiyor. O tarihi büyüklükteki kalabalığı ve oradan verilen tarihi mesajları hep birlikte hatırlamak ve hatırlatmak bir görevdir. O meydanda okunan çağrı, bugün yine ve yeniden sahiplenilmek durumundadır.
Adil barış talebi zayıflık değil
Adil barış talebi zayıflık, korkaklık, taktik bir hamle değildir. Barış istemek bu ülkede her zaman cesaret işi olmuştur. Barış için mücadele etmek her zaman bedel gerektiren bir yol olmuştur. O nedenle barışı isterken de adresimizi doğru belirlememiz; sesimizi ve sözümüzü doğru kurmamız gerekiyor. Biz bugün bütün bu yıkıntının sorumlusu olan iktidardan beklemiyoruz barışı. Eğer Kürt sorununda çözüme doğru yol alacaksak ve adil barış sağlayacaksak bunu adresi toplumun bizatihi kendisidir, demokrasi güçleri ve muhalefettir.
Kaybedecek vakit yok
Muhalefet ve demokrasi güçleri önlerine bir demokratik çözüm ve adil bir barış programı koymak zorundadır. Boş, manipülatif tartışmalarla kaybedecek vakit yok. Silahların gerçekten susmasını istiyorsak herkes sorumluluğunu yerine getirecek somut adımlar atmalıdır. Barış, aşağıdan yukarıya kurulacak bir inşa sürecidir ve ancak toplumsal güçlerin dayanışması, emeği ve cesaretiyle bu yolda yürünebilir. Aradan 8 yıl geçse de 2013’te Newroz alanında bütün dünyaya ilan edilen barış çağrısının temeli ve zemini de budur. O çağrıyı dikkatle incelerseniz ve yeniden okursanız göreceksiniz ki barış yukarıdan ihsan edilecek bir lütuf değil, aşağıdan inşa edilecek bir süreç ve yeni bir yaşam biçimidir. Biz o çağrıya bugün de sahip çıkıyoruz. Biz kendi siyasi birikimimize, halkımıza olan adanmışlığımıza güveniyoruz. Barışın gücüne inanıyoruz. Kürt halkını fedakarlığına, azmine, özgürlüğe olan sarsılmaz bağına güveniyoruz. Bu çerçevenin genişlemesi ve toplumun en geniş kesimlerini kapsaması için de elimizden geleni yapıyoruz.
Asla başaramayacaklar
Kürt halkının iradesini, dilini, kimliğini yok sayarak, seçilmiş temsilcilerini her gün tutuklayarak, belediyelerine kayyımlar atayarak, Kürtçeyi engelleyerek, Kürt düşmanlığı üzerinde siyaset yürüterek Kürtleri demokrasi ve barış mücadelesinden vazgeçireceğini sanan bir akıl, asla başaramayacak, sonuç alamayacak. Newroz’un coşkusu her renkten, kimlikten halklarımızın buluşmasının ortaya çıkaracağı güçlü irade, bu ülkede çözümü de barışı da mutlaka getirecektir. Bu inşayı mutlaka başaracaktır. Bu irade barışla birlikte demokrasiyi, adaleti yeniden inşa edecektir. Newroz’a heyecanla hazırlanıyoruz. Bu bir umut buluşmasıdır. Umudu en yüksekte tutma buluşmasıdır. Bu haksızlığa, zulme direnme inancıdır. Barışa yolculuktur, demokrasi buluşmasıdır, zulme karşı mücadele yürüyüşüdür. Özgürlük bizim kimliğimizdir, diye haykırmamız bunun içindir. Newroz yaşamı yenilemenin, yeni yaşamın günüdür.” ANKARA