
Bağımsız İletişim Ağı (Bianet) tarafından hazırlanan Temmuz, Ağustos, Eylül aylarını kapsayan 2016 BİA Medya Gözlem Raporu açıklandı. Hazırlanan rapora göre, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ve yürürlüğe konan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK), medyaya yönelik yaygın gözaltı, tutuklama, kapatma gibi ölçüsüz ve hukuka aykırı uygulamalara yol açtı.
Medyaya dönük yargısal ve idari müdahalelerin çeşitliliği ve çokluğunu gösteren rapora göre, toplam 226 gazeteci Temmuz-Ağustos-Eylül döneminde bir ömür boyu ve 2 bin 235 yıl 4 ay hapis tehdidi altında.
Medya Gözlem Raporu’nda “öldürülen gazeteciler”, “hapis gazeteciler”, “saldırı, tehdit ve engellemeler”, “soruşturmalar, açılan-süren davalar, kararlar”, “hakaret, kişilik hakları ve tazminat davaları“, “yasaklamalar, kapatmalar, toplatmalar”, “Anayasa Mahkemesi”, “AİHM”, “RTÜK” ve “YSK” bölümleri yer alıyor.
Üç ay boyunca gazeteciler hakkında TCK ile TMK birlikte uygulanmak suretiyle yargılamalar sürdü. Yargılamalarda gazeteci ve dağıtımcı/medya çalışanlarına yönelik gazetecilik yoluyla “silahlı örgüt üyesi olmak”, “örgüte yardım etmek” veya “örgüt kurmak, sevk ve idare etmek” suçlamaları devam etti.
107 gazeteci ve 10 dağıtımcı Ekim 2016’ya cezaevinde girdi. Tutuklu gavzetecilerin 71’i ‘Cemaat medyası’na çalışanlardan oluşurken, habercilerden 29’u ve dağıtımcıların tamamı Kürt medyasındandı. Bu kişiler, TMK ile TCK kapsamında “örgüt” bağlantılı olarak hapiste bulunuyor. 2015’in aynı döneminde 24 gazeteci ve 9 dağıtımcı cezaevindeydi; gazetecilerden 13’ü ve dağıtımcıların tamamı Kürt medyasındandı.
Hapisteki 107 gazeteci
Hapisteki 107 gazeteciden 70’i “FETÖ/PDY”, 28’i “Kürdistan Topluluklar Birliği-Türkiye” (KCK), “PKK” ve “DYG”; ikisi ‘Marksist Leninist Komünist Partisi’ (MLKP); biri ‘Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’ (DHKP-C); biri ‘Direniş Hareketi’, biri ‘Türkiye Komünist Emek Partisi/Leninist’ (TKEP/L) örgütü üyeliği, biri “casusluk”, biri “gizli bilgi temini/tahribi”, biri de “Askeri yasak bölgeyi ihlal etmek” iddiası çerçevesinde yargılanma konusu oldu. Biri de üç örgüte birden üye olmaktan (Ergenekon Örgütü Mersin Teşkilatı, Türk İntikam Birliği Teşkilatı ve İç Örgüt) yargılandı.
Tutuklu 107 gazeteciden 82’si soruşturma geçirirken, 18’i hükümlü, 1’i yerel mahkemede hüküm giydi, Yargıtay kararını bekliyor; 5’i halen yargılanıyor.
Temmuz-Ağustos-Eylül 2016 döneminde 7 gazeteci ve 2 medya bürosu saldırıya uğradı. Ayrıca, 2 gazeteci tehdit edildi, 2 gazeteci de kötü muamele gördüklerini açıkladı.
Aynı dönem içerisinde 78 gazeteci ve medya çalışanı gözaltına alınıp, daha sonra serbest bırakıldı. Yine 24 gazeteci için gözaltı kararı çıkarıldı, 6 gazetecinin evine baskın düzenlendi. 1 gazeteci ise halen ev hapsinde tutuluyor.
29 Erdoğan mağduru
Rapor döneminde TCK’nin 299. Maddesi kapsamında ve “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla yargılanan 6 gazeteciden 4’ü beraat etti, ikisi 10 bin 500’er TL adli para cezasına mahkum edildi.
Bu dönemde 22’si gazeteci toplam 29 kişi, TCK’nin 299 (Cumhurbaşkanı’na hakaret) ve 125. Maddeleri (Erdoğan’a görevinden dolayı hakaret) kapsamında açılan ceza davaları veya Erdoğan’ın “kişilik haklarına saldırı“ gerekçesiyle açılan tazminat davaları kapsamında işlem gördü.
Temmuz-Eylül döneminde 15 gazeteci ve bir hukukçu, yazı, görüş ve eleştirileriyle “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret etmek”ten Ceza Kanunu’nun 299. Maddesi uyarınca açılan davalar kapsamında yargılanıyordu. Bu dönemde, TCK’nin 299. Maddesinden yeni soruşturma veya suç duyuruları tespit edilemedi.
Kapatma ve iptal
OHAL’in etkili olduğu Temmuz-Eylül 2016 döneminde 775 basın kartı ve 46 gazetecinin pasaportu iptal edildi. Yine yutuklu Şahin Alpay’ın kızı, Ercan Gün’ün oğlu, Can Dündar’ın eşi Dilek Dündar’ın pasaportuna el konuldu. Ayrıca 5 gazetecinin pasaportuna el konulması için de talepte bulunuldu. Bu üç aylık dönemde 155 medya organı (TV, radyo, gazete ve yayınevi) kapatıldı, 3 yayın yasağı veya geçici yayın yasağı ile 18 site kapatıldı, 4 site haberi sansür gördü. 7 yayına müdahale edildi, 2 gazeteci sınır dışı edildi, 1 gazete toplatıldı. Temmuz-Ağustos-Eylül 2016 döneminde 4 gazeteci toplam 55 yıl 4 ay hapis istemiyle yargılandı.
İstenen cezalar
Temmuz-Ağustos-Eylül 2016 döneminde 117 gazeteci TMK uyarınca 880 yıl, 6 ay hapis istemiyle yargılandı. 61 gazeteci “örgüt yöneticiliği,” örgüt üyeliği” veya “örgüt örgüte yardım”dan toplam Bin 36 yıl hapis istemiyle yargılandı. 5 gazeteci TCK’nin 301. Maddesi’ni ihlal etmek suçlamasıyla toplam 10 yıl hapis istemiyle yargılanıyor.
6 gazeteci de “Devletin güvenliğe dair gizli bilgileri temin etme ve açıklama” gibi suçlamalarla bir müebbet ve 216 yıl ve 6 ay hapis tehdidiyle yargılamaya devam ediyordu. Ayrıca, 2 gazeteci “Kin ve düşmanlığa tahrik”, bir diğeri de “soruşturmanın gizliliği ihlal” iddiasıyla hakim karşısındaydı. Tüm bu suçlamalardan hepsine istenen cezaların toplamı 1 müebbet ve 2 bin 152 yılı buluyor.
Bu dönemde, Özgür Gündem gazeteciyle sembolik bir günlük dayanışma eyleminde bulunan 32 gazeteci ve hak savunucusu “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla kendisini mahkemelerde buldu. Bu dosyalardan 10 takipsizlik kararı çıkarken 8’inin soruşturmasıysa sürüyor.
AİHM ve AYM durdu
Aynı döneminde, Anayasa Mahkemesi’nden (AYM) bireysel başvuru kapsamında ifade ve haberleşme özgürlüğüyle ilgili karar çıkmadı. Özgür Gündem gazetesi, itirazı reddedilince kapatılmasını AYM’ye taşıdı. Rapor döneminde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında herhangi bir dosyada karar vermedi. HDP, vekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının ardından AİHM’e başvurdu.
2 bin 500 işsiz
Temmuz-Eylül 2016 döneminde Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak medya organlarının kapatılması sonucu 2 bin 500’e yakın gazeteci ve medya çalışanı işsiz kaldı. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam 45 iken tüm 2015 yılı için 348 oldu.
RTÜK cezaları arttırdı
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Temmuz-Eylül 2016 döneminde haber, film ve program yayınlarından dolayı TV kuruluşlarına beş uyarı, beş para cezası ve bir yayın durdurma cezası verdi. Bu dönemde radyo kuruluşlarına bir para cezası uygulandı. Kurul, Radyo ve TV’lere toplam 300 bin 698 TL idari para cezası verdi.
ÇGD: Yok etmeye çalışıyor
Gazeteci örgütlerinin raporlarına göre; OHAL döneminde 118 basın kuruluşu kapatıldı, 184 basın emekçisi gözaltına alındı ve bunların 56’sı ise tutuklandı. Ayrıca 886 basın emekçisinin işsiz kaldı, 620 gazetecinin basın kartı, 32’sinin ise parlamento kartları iptal edildi.
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Ankara Şubesi Başkanı Can Güleryüzlü, AKP ve Erdoğan’ın iktidara gelir gelmez kendi medyasını oluşturmaya çalıştığını hatırlatarak, “Son aşamadaki siyasi gerilim döneminde de muhalif gördüğü ve olası muhalif olabilecek bütün yapıları tamamen yok etme noktasına ulaştı” dedi.
Darbe biçimlerinin de günümüzde farklılaştığına değinen Güleryüzlü, AKP’nin 15 Temmuz darbe girişimi ardından ortaya koyduğu baskıcı tabloyu darbe olarak değerlendirdi. “Basın özgürlüğü artık toplumsal temel haklarımızı savunma özgürlüğümüzdür” diyen Güleryüzlü şöyle devam etti: “60, 70 ve 80’lerin dünyası ayrı bir dünyaydı. Darbeler artık birbirine benzemiyor. 15 Temmuz’da darbe girişimi oldu fakat gerçekleşmediği halde sonuçlarına bakıldığında ortaya çıkan fotoğraf bir darbe fotoğrafıdır. Darbeler illa askeri olarak gelmez. Bu dönemde darbe, halkın haber almasını sağlayan kanalları yok ettiğinizde gerçekleşiyor. Toplumu yanlış yönlendirecek basın kuruluşlarını elinize geçirdiğinizde zaten bir darbe yapıyorsunuz. Türkiye’de darbe durumunu fiili olarak bu süreçte yaşıyoruz ama özellikle AKP iktidarı ile birlikte toplumsal değerlerde birçok darbe yaşandı. Basına yönelik saldırıyı da kendilerine yakışacak şekilde kapatma ve yok etme şeklinde olgunlaştırdılar.”
Gazetecinin kendini örgütleyebileceği, doğru haber ve meslek etiği çerçevesinde bir duruş sergileyebileceğini fakat bunun da iktidarlar karşısında yetersiz kalabileceğini ifade eden Güleryüz, gazetecinin örgütlü olmasının toplumdaki diğer alanlardaki örgütlülüğün ne kadar güçlü olduğu ile ilişkili olduğuna dikkat çekti. Güleryüzlü, “Eğer toplumda örgütlenme güçlü olursa ve iktidara reaksiyon gösterebiliyorsa ancak o zaman da örgütlü bir alan olabilecek ve basın alanı da örgütlenir. Örgütlenme sorunu salt basın ile ilgili değil, neredeyse tüm alanlarda sorunlu” diye konuştu.
İSTANBUL