Açlık grevlerine ilişkin din alimlerin katımıyla yapılan toplantıda konuşan HDP’li Nimetullah Erdoğmuş, Leyla Güven’in eylemiyle barış için bir yol açmak istediğini ve muhatabın Meclis ve devlet olduğunu ifade etti.
Demokratik İslam Kongresi (DİK) öncülüğünde açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla din alimlerinin katılımıyla Amed’de basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk ve Eşbaşkanlık Divan üyeleri, AKP’nin kurucularından Fatma Ünsal Bostan, HDP milletvekilleri Musa Farisoğulları, Hüda Kaya, Nimetullah Erdoğmuş, İmam Taşçıer, Saliha Aydeniz, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Şeyh Said Derneği, İlim-Der, İnsan ve Özgürlük Partisi temsilcileri ve kanaat önderlerinin yanı sıra çok sayıda din alimi katıldı. Toplantının yapıldığı salona Bediüzaman Saîd-î Kurdî’nin “Medar-i niza bir mesele varsa meşveret ediniz. Çok sıkı tutmayınız. Herkes bir meşrepte olamaz. Müsamaha ile birbirine bakmak şimdi elzemdir” sözünün olduğu ve “Leyla ve açlık grevi direnişlerine ses ver!”, “Ölüm değil, çözüm, hukuk ve adalet işlesin tecrit kırılsın, kimse ölmesin!” pankartları asıldı.
Toplantının açılış konuşmasını yapan HDP Urfa Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş, toplantıya katılanlara teşekkür ederek, “Buraya teşrifiniz her şeyden önce manevi bir güç ve arayıştır. Maneviyat, arayış pusulasında bir gecikmeye uğrarsa özünü kaybeder. Bırakınız bir anlık gecikmeyi, zamanında en hızlı bir şekilde adım atmamayı maneviyatı küstürmek olarak tanımlamak istiyorum” dedi.
Hukuki ve adil olan
Ayetlerden örnek veren Erdoğmuş, şunları söyledi: “Ayetlerin bir ikazı var. Buyuruyor ki cenabı Allah, onlar ki hayır işlerinde suratlı hareket ederler. Hayır dediğimiz şey meşru olandır. Hayır dediğimiz şey, maaruf, makul, hukuki ve adil olandır. Demek ki meşru, makul, hukuki, adil ve diğer iyiliklerde ehli maneviyatın mümin olanların, inanç sahiplerinin bu ayet istikametinde hızlı hareket etmesi gerekiyor. Bireysel, ahlaki ve vicdanı çağrıdan ziyade bu bir sorumluluğunun ifadesidir.”
Salonda asılan Bediüzaman Saîd-î Kurdî’nin sözünün olduğu pankartı gösteren Erdoğmuş, “Pankart, toplantının içeriğine isabet etmiş. Bizim medere meselemiz kangren olmuş. Bu mesele kangren olmuş. ‘Meşveret edin. Ama sonuç itibariyle de müsamaha ile birbirine bakarak bu çıkmazdan hep birlikte el ele vererek çıkınız’ yazıyor. Burada bulunmamız o meşverettir. İster beşeri, ister ilahı hukuk olsun hepsinin ortak paydası adalettir. O zaman ortak paydada buluşmamız için hiçbir engel yok. Adalet paydasında buluşmazsak zulümden ve zalimden şikayetçi olma hakkımız da kaybolur” şeklinde konuştu.
Birinci muhatabı Meclis’tir
Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle süren açlık grevlerine dikkat çeken Erdoğmuş, konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Yarım yıldır açlık grevi ile karar veren ve o karar istikametinde de bu ana kadar bir insanın, kamil olarak nasıl bir ahlak sergileyebileceği vasıflarını da üzerinde toplayarak halen hak, hukuk, eşitlik, iyilik ve onur eşitliği temelinde bulunan DTK Eşbaşkanımız, Hakkari Milletvekilimiz ve arkadaşımız Leyla Güven, lisanı haliyle insanlığa bir çağrısı var. Bu çağrının adı şer olmasın, kötülük, adaletsizlik olmasın, iyilik gelsin, hukuk layıkıyla cari olsun ve bunun karşısında da benim kendi varlığım hiçleşsin, diyor. Aslında kendi şahsiyetini hiçleştiren insanlar, gerçek insan olma yolculuğunun öncüleridir. Barış için bir yol açmak istiyor. Onu yalnız bırakmak istemeyen binlerce yoldaşı şu anda o şekilde, o ümitle büyüterek bize, yani insanlığa çağrıda bulunuyor. Bu çağrı sadece kendimize dönük değil. Birinci muhatabı Meclis’tir. Bu çağrının sahibi, o Meclis’in üyesi olan vekilidir. Bizzat devletin kendisidir. Sadece iktidarı değil, bizzat devleti muhatap alan bir çağrıdır. Çağrının özeti; hukuk neyse onu uygulayın.”
Toplantı, açılış konuşmasının ardından basına kapalı bir şekilde devam etti.
n AMED