Mülteciler kaderlerine terk edildi
Dünya Mülteciler Günü çerçevesinde her yıl 20 Haziran tarihinde çok sayıda etkinlik düzenleniyor. Bu yıl ise Covid-19 salgını nedeniyle önceden organize edilen etkinlikler bulunmuyor.
Fransa genelinde oturum hakkı bulunmayanların çeşitli kurumlar öncülüğünde yasaklara rağmen sokağa çıkması beklenirken, Covid-19’dan en fazla etkilenen mülteciler için ne Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ne de sivil toplum örgütleri kılını kıpırdatmadı.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2001 yılı itibariyle 20 Nisan tarihini Dünya Mülteci Günü ilan etti. Düzenlenen kurulda, 2001 yılının 1951’de imzalanan Mültecilerin Statüsüne İlişkin Sözleşme’nin 50. yılı olduğu notu düşülmüştü. Bu yıl ise Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), Avrupa Birliği'ne (AB) çağrıda bulunarak, AB ile Türkiye arasında 2016 yılında imzalanan mülteci mutabakatının, iltica yasasında yapılması planlanan değişiklikler üzerinde belirleyici olmamasını talep etti.
Türkiye ile anlaşma çözüm değil
Hiç yoktan iyi denilebilecek bu çağrıyı yapan BMMYK Brüksel temsilciliği Siyaset ve Hukuki Destek Birimi Başkanı Sophie Magennis, Çarşamba günü sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, AB-Türkiye mutabakatının sadece görünürde iyi bir çözüm olduğunu açık bir dille ifade etti. Magennis’in kastettiği neydi? Son yıllarda Avrupa'ya gelen sığınmacılar hızlandırılmış bir sürecin ardından, güvenli bir üçüncü ülke olduğu gerekçesi ile Türkiye'ye sınır dışı ediliyorlardı. Türkiye ise bunu her defasında AB ile hesabı olduğunda bir şantaj aracı olarak kullanıyordu. Türkiye aldığı ekonomik yardıma karşın hiçbir zaman AB hukukuna uygun davranmadı. Özellikle Mart ayında yaşananlara bakıldığında, Erdoğan’ın çağrısıyla Türkiye’deki göçmenler Yunanistan sınırına yığıldı ve kendi kaderlerine terk edildi.
Fransa, otobüslerle sınıra götürüyor
Tüm insani çağrılara karşın BM şimdi Türkiye'den gelen ve Yunan adalarında tutulan göçmenlerle sığınmacıların durumunun "şoke edici" olduğunu ifade ediyor. Magennis, Avrupa Birliği'nin sorumluluğu başka ülkelere yıkmak yerine tüm iltica başvurularının içeriğini dikkatli bir biçimde değerlendirmesi gerektiğini savunurken, Avrupa’da sığınmacılar özellikle Fransa örneği gözden kaçırılıyor. Fransa, yeni sığınmacılar almamak için günlük olarak otobüslere bindirip ya İtalya ya da İspanya sınırına insan yığarken, kendi sokaklarında binlerce sığınmacının insanlık dışı koşullarda kalmasına izin veren ülke olarak başı çekiyor. Türkiye konusundaki şantaja da göçmenler nedeniyle sürekli yeşil ışık yakan ülke konumunda.
İstatistiklere dahi giremediler
BM’nin kabul ettiği 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nde halen oturumsuz sınırlar arası bir ülkenin diğer ülkeye attığı onbinlerce sığınmacı bulunuyor. Bu sığınmacılar arasında Covid-19 nedeniyle sokaklarda can verenler ise istatistiklere dahi dahil edilmedi. Kamplarda hiçbir önlem alınmazken, mülteciler kendi kaderlerine terk edildi.
Yeni iltica yasası yolda
AB Komisyonu'nun önümüzdeki haftalarda yeni iltica yasası ile ilgili planlarını kamuoyuna duyurması bekleniyor. 20 Haziran’ı Dünya Mülteciler Günü olarak kabul edenler, dünyanın her yerinden şiddet ve baskıdan dolayı evlerinden kopartılan ve zulümden kaçan insanların anıldığı ve onurlandırıldığı bir gün olacağını ifade ediyorlardı. Şimdi buna karşın bugün hem mevcut salgın hem de çatışma ve savaşlardan kaçan mültecilerin sayısının yükselmesine sebep olanlar, onları sınırlarından sokmamak için çabalıyor. SELMA AKKAYA/PARİS