DEP Genel Sekreteri iken silahlı saldırıya uğradı. Beş kurşunla yaralandı. Mucize eseri kurtuldu! Ağır kalp krizi ve "Açık kalp ameliyatı!" 5 yıl hapiste tutuldu! Bunlar kendiliğinden olmadı. Bu devletin sistematik saldırısıdır. Yıllarca birlikte mücadele ortamında bulundum. Yaşamının ayrıntılarını, kişisel özelliklerini bilecek kadar yakındık. Kanser olmasının nedeni içinde bulunduğu koşullardır. Kokuşmuş sistem kimimizi kurşunlayarak, kimimizi de "Kanser" ederek katletti! Desem tuhaf bulanacak! Kalp krizinden kaybettiğimiz Orhan Doğan, kanserden kaybettiğimiz Murat Bozlak ve kurşunlanarak katledilen Apê Musa, Vedat Aydın, Mehmet Sincar’ı yitirmemizdeki fark birinin direk saldırı diğerinin dolaylı saldırıyla katledilmesidir!
30 Aralık 1952’de Ankara Şereflikoçhisar, Aktaş Köyü'nde doğdu. Babasının adı Kadir, annesinin adı Fatma’dır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Serbest avukat olarak çalıştı. SODEP, SHP, HEP, DEP Kurucu üyeliğinde, HADEP Kurucusu ve Genel Başkanlığını yaptı.
O HADEP Genel Başkanı ben de HADEP Ankara İl Başkanıydım. Uzun süre birlikte çalıştık, mücadele ettik. En küçük bir konuyu bile danışırdı. Konuştuğunuz sürece sözünüzü kesmez dinlerdi. Hapishanede aynı koğuşta kaldık. Genel Başkanımızdı, çok saygıdeğer insandı. Koğuşta "İş yapsın diye" bir beklentimiz yoktu. Ama yemek yapar hem de ne yemek! Yetmedi, bulaşık yıkamak isterdi! Mütevazılık sembolü! Herkesin hatırını sorar, ilgilenir, elinden gelen yardımı esirgemezdi. Koğuşta satranç oynardık, satrancı sevmezdi! Bir gün "Adli suçluların" koğuşundan bir tavla aldık. Oyun çekişmeli, dört dört oldu. Bu durumda kaybetmek mizah konusu olur. Beni çok sıkıştırdı, oyunda psikolojik hakimiyeti de harbiden biliyor. Öyle bir noktaya geldi ki 6/1 atarsam oyunu alacağım. Kahkahayla güldü ve "Seni pirler de emliden alamaz!" dedi. Zarları aldım "Erenler, pirler" deyip attım. O da ne 6/1 geldi! Oyunu 5/4 aldım. "Yavrum sizden korkulur!" dedi, tavlayı kapattı!
Düşünce ve eylem emekçisiydi. Gece yarısı arar; "Şu konuyu ne yapalım?" diye sormayı ihmal etmezdi. Sabır ve basiret kişiliğinin ayrılmaz parçası, sorumluluk ve disiplin yaşam biçimiydi. Halkın içinden, halk gibi yaşayan bir insandı. Evine gelen konuklara kendisi hizmet eder, halk tabiriyle cömert insandı. Sert görünümlü ama yufka yürekli ve duygusaldı! Türkü dinlerken dalıp gider, gözlerinin buğulanırdı. "Hele bir barış olsun! Çocukları da alıp Kürdistan’ı dolaşacağım!" der, iç geçirirdi. Barış, eşitlik, adalet, özgürlük için çekmediği eza cefa kalmadı! Barış ve demokrasi emekçisi, özgürlük tutkunuydu!
Dilinin ve kültürünün aşığıydı! Ölürse ten ölür, Canlar ölesi değil! Dün, bu gün, yarındır yaşam! Dünü emekle bezeyen, bu günü mücadeleyle ışıtan, yarın Hak ile Hak olan Sevgili Bozlak Aşk olsun sana! Hakkın habibi, erenlerin yareni, şehitlerin yoldaşı olasın! Uğruna bir yaşam sürdüğün barış ve demokrasiyi, eşitlik, özgürlük ve adaleti senin kadar tutku, azim ve dirayetle savunup mutlaka kazanacağız! Yedin, içtin, kondun, göçtün! Aşıkların, sadıkların divanına eresin canlar canı! Yoksul bir Kürt Köyünden Hukuk Fakültesine, politik yaşamın her evresinden milletvekilliğine kadar yol sürdün!.. Seni milyonlar sevdi, yoksul Kürt Halkının ve eşitliğe inanan yoldaşların halkın sevgilisi oldun!
3 Kasım 2002 Genel seçim gezisinde halkın "Başbakan Bozlak" diye seni sarmalaması, mütevazı ve mücadeleci kişiliğinin halktaki yansımasıdır. Biz yoldaşların ve yarenlerin SENDEN RAZIYIZ… Hak da RAZI OLSUN… Rıza Şehrinde Rızalık görenlerden olasın canlar canı…! Hakkın keremine, Erenlerin himmetine nail olasın…! Toprağın yeğnik, Işığın bol, Devrin daim olsun. Kürt Halkının, HDP yöneticisi dostların, milletvekili arkadaşlarının, demokrasi ve eşitliğe inanan yoldaşlarının, Sevgili Eşi Şeycan Bozlak’ın, Bozlak Ailesinin, hepimizin BAŞI SAÐ OLSUN!
Hevalin, Yerenin, Öğrencinim! Bana "PİRİM" deme tevazusu gösterirdin, Pirlerin nuru himmeti yattığın yerde sana ışık olsun! Karlı bir Ankara sabahında kar taneleri eşliğinde sonsuzluğa uğurladık. Aşk ile…