Mursi’nin ve Erdoğan’ın iktidar olmaları, demokratik değildi.

Biri devrildi, diğeri de giderse, bu da demokratik olmayacak.
Mursi, Kuran’ı yükselterek, batı dünyasını “şeytan” gösteren ajitasyon üzerinde yükselerek geldi.
Erdoğan, yükselen Türk ulusal sermayesinin iktidara getirdiği adam.
Ulusal Kapital’in seçimlere ayırdığı payı, makarna ve buzdolabına yatırarak seçimleri “kazandı”.
Erdoğan’da batı dünyasındaki “ahlaksızlığı” ajite eden propagandistlerin Başbakan ettiği adam oldu.
İkisi de kitlelere siyasi “zor” aşıladılar.
Şiddet’e dayalı vizyonla başa geldiler.
Erdoğan, Kürtler’e karşı şiddet’i Türk kitlelerine aşılayarak başa geldi.
Bir anlamda Erdoğan, Marks’ın “…teori de, kitlelere ulaşır ulaşmaz, maddi şiddete dönüşür” tesbitine uygun siyasi biyografinin eseri.
Mursi askeri derbeyle devrildi.
Erdoğan polisleştirdiği Türkiye‘deki darbeyle ayakta duruyor.
Bundan dolayı da Erdoğan’ın korktuğu, bir darbeyle alaşağı edileceği değil.
Erdoğan “tek adam”laştırılan bir ülkenin “inatçı gençleri” ve kendisine tahammülü kalmayan bir toplum tarafından devrilmekten korkuyor.
Bir de Kürdistan var.
Erdoğan Kürdistan’daki “nüfus”a oynuyor.
Bundan dolayı da, “çözüm”e en yakın gelinen yerde, katliam teşebbüsü “Lice” pratiğine şaşmıyorum.
Türkiye, Kuzey Kürdistan’daki halkı “Türklük” üzerinden Türkiye’deki seruma bağlama şansına sahip değil artık.
Şimdi Türkiyeli’lik ve İslam ile Kürt nüfusunu AKP üzerinden Türkiye’ye yedek tutmak istiyorlar.
Ancak, Erdoğan’ın “tek adam” olmak için aralıklarla gerçekleştirdiği “tırpanlama”, Türkiye’deki toplumu derin bir bunalıma sürüklüyor.
Onun toplumu ruhen yaralayan her konuşması, Türk nüfusunun bir bölümüne, onyıllardır şiddete maruz kaldıklarını hatırlatıyor.
Erdoğan, Kenan Evren “hafızası”nın sembolü gibi.
Konuşmaları Evren döneminin batağının izdüşümü gibi duruyor.
Ve Kürdistan’dakiler, Diyarbekir’e rağmen Ankara’da direnen Erdoğan’ı kabul etmeyecekler.
Bundan dolayı da gelecek, planlandığı gibi, “iyi”ye işaret değil.
Erdoğan cephesi, Diyarbekir’in boğazını sıktığı oranda, çelişkilerle birlikte, savaş derinleşecek.
Bu işin sorumluları Ankara’dalar.
Toplumsal bir kanundur: “…şiddet ancak pratik zor kullanılarak alaşağı edilir…” (Marks)
Bundan dolayı, Erdoğan ve onun sisteminden rahatsız olanlar, bir an önce ondan kurtulmanın yolunu aramalıdırlar, çünkü ilk basamak çözüm: Ankara cephesinin değişmesi.
Diyarbekir ne kadar özgür olur ve kolonyal faşizmden koparsa, Türkiye o kadar özgürleşir.