Cizre, Varto, Silopi, Gever, Nusaybin ve Sur belediyeleri, sadece kayyumların baskıcı uygulamalarına maruz kalmadı, aynı zamanda devletin bütün zor aygıtlarıyla saldırdığı ve yıkıma uğrattığı yerlerin başında geliyor. Sömürgeci baskıya ve zulme, kayyum uygulamalarına en net ve güçlü cevapların verileceği yerler buralar olacaktır. Öte yandan Karaçoban, Tekman ve Hınıs’ta halk belediyelerini geri almak için gece gündüz çalışıyor.
YA ME YE -IX-
HABER MERKEZİ
31 Mart yerel seçimlerine giderken sonuçları en fazla merak edilen, merak edilmesinden öte birçok siyasal mesajı içerecek olan ilçelerin başında öz yönetim ilan edilen ve tarihi direnişlerin yaşandığı ilçeler gelmektedir.
Varto, Silopi, Gever, Nusaybin ve Sur belediyeleri, sadece kayyumların baskıcı uygulamalarına maruz kalmadı, aynı zamanda devletin bütün zor aygıtlarıyla saldırdığı ve yıkıma uğrattığı yerlerin başında geliyor. O nedenle gerçekleşen yıkım uygulamalarına, baskıya ve zulme, kayyum uygulamalarına en net ve güçlü cevapların verileceği yerler buralar olacaktır.
2018 seçimlerinde halk aslında güçlü bir cevap vermiş, HDP şahsında Kürt Özgürlük Mücadelesiyle yürüdüğünü ortaya koymuştu. Şimdi bu irade kayyum politikalarına cevap vermeye, 31 Mart’a hazırlanıyor.
Bizler de Varto Belediye Eşbaşkan Adayı Ülkü Karaaslan, Silopi Belediye Eşbaşkan Adayı Süleyman Şavluk, Gever Belediye Eşbaşkan Adayı İrfan Sarı, Nusaybin Belediye Eşbaşkan Adayı Ferhat Kut, Sur Belediye Eşbaşkan Adayı Filiz Buluttekin, Karaçoban Belediye Eşbaşkan Adayı Remziye Sönmez, Hınıs Belediye Eşbaşkan Adayı Mehmet Bayraktar ve Tekman Belediye Eşbaşkan Adayı Müzahit Karakuş ile kayyum politikalarına halkın tepkisini, çalışmalarına yönelik gerçekleşen engellemeleri ve seçim gününe ilişkin çağrılarını konuştuk. Adaylar, seçim günü herkesi oy kullanmaya ve müşahit olmaya çağırırken, sandıklara sahip çıkma çağrısında bulundu.
Varto’da CHP’nin kirli kampanyası
Varto Belediye Eşbaşkan Adayı Ülkü Karaaslan
Varto belediyesi de haksız yere kayyum atanan yerlerden biri. Kayyuma oldukça büyük tepki var. Seçme ve seçilme hakkının gaspedildiği bu uygulamaya halk öfkeli. Sadece bununla da değil, bütün belediyeler karakola çevrilmiş durumda. İnsanlar su faturası ödemek için ya da vergilerini ödemek için belediyelere gittiklerinde polis aramalarına maruz kalıyorlar. X-Ray cihazlarından geçiyorlar. GBT kontrolünden geçiyorlar. Zabıtalar aracılığıyla esnafa ciddi baskı uygulanıyor. Halkımızla görüştüğümüzde kayyumlar bize karakol getirdi diyorlar. Ve belediyenin bütçesini boşaltmışlar. Varto belediyesinin tüm taşınmazlarının satıldığı söyleniyor. Dükkanlarından tutun da, arazilerine kadar. Ciddi anlamda büyük bir borç bırakıldığı belirtiliyor. Tam olarak belediye nasıl bir zarara uğratıldı bilemiyoruz. Ama seçilir seçilmez, bunun fotoğrafını çekip halkla paylaşacağız.
Kayyum, sömürge modelinin yeniden uygulanmasıdır. Kayyum, aynı zamanda geçmişten bugüne gelen inkar biçimi olarak karşımıza çıkıyor. 3 yıldır hırsızlıktan, talandan, karakoldan başka bir şey yapmadıkları görülüyor. Bu bir devlet politikasıydı ve burada da aslında bir yöntem olarak baskı, inkar, yok etme, katletme, asimile etme gibi bir yöntem biçimi olarak, kayyum uygulaması karşımıza çıktı.
Varto’da çok ağır bir baskı ve sindirme ortamından geçtiğimiz bugünlerde 31 Mart’a hazırlanıyoruz. Çalışıyoruz ama çalışmalarımıza yönelik alabildiğine engellemeler var. Her gün gözaltı ve operasyonlar var. Bize, bu partiye gönül vermiş insanlar gelip çalışmak istiyor ama baskı ve gözaltılar nedeniyle onlarla buluşamıyoruz. Varto’da 3 partili, 2 bağımsız adayla belediye seçimlerine gidiyoruz. Bize karşı CHP’nin, AKP’nin ve 2 de bağımsız adayın HDP’yi, bizi yenmek için ittifak şeklinde seçimlere girdiğini görüyoruz. CHP buradaki söylemlerini sadece bize karşı kuruyor. AKP, sadece bize saldırarak yerel seçimleri götürüyor. CHP ve AKP Varto’da, HDP’yi seçerseniz tekrar kayyum atanır söylemi kullanıyorlar. Kirli bir kampanya yürütülüyor. Özellikle CHP’nin Varto’daki adayı bu söylemi AKP’den daha fazla kullanarak kirli kampanya yürütüyor.
Dolayısıyla bir bütün olarak Varto ağır bir baskı ortamında seçimlere gidiyor. Ama Varto 31 Mart’ta ikinci Newroz’unu kutlayacak. Çünkü buranın emeği ve mayası böyledir, bu gerçeği görmek gerek. Bize yönelik engellemeler, sistematik devlet baskısı olsa da, aynı zamanda kendi iç örgütlenmesinde birbirine kenetlenmiş bir de halk var.
Başka illerde olan bütün Vartolulara buradan seslenmek istiyorum. En yakın il ve ilçelere gidip, buraya gelmek istediğinizi söylemeniz yeterli. Bir oy ne değiştirir demeyin. Bir oy Varto’nun kaderini değiştirebilir. O nedenle de seçim günü herkesi Varto’ya oyunu kullanmaya davet ediyorum.
Seçim gününü Kürdün iradesini beyan ettiği gün olarak görüyoruz. O gün tüm seçmenlerimizin müşahit olarak görev alabileceklerini belirtiyor, bunun çağrısını yapıyoruz. Ama tüm Vartolulara çağrım kullandıkları oylara hep beraber sahip çıkalım. Oyumuzu kullanıp, sandıkların önünde bekleyelim. Seçim bittikten sonra seçim kurulu önünde bekleyelim. Oyumuza ve irademize sahip çıkalım. 31 Mart’tan sonra Varto’yu halkımızla birlikte, hep beraber yöneteceğiz. Varto’da ne olacaksa birlikte karar vereceğiz.
Seçim çalışmalarını halkımız yürütüyor
Silopi Belediye Eşbaşkan Adayı Süleyman Şavluk
Halkımızın iradesini tanımayıp zoraki bir temsiliyetin olduğunu halkımız çok iyi biliyor. Bu nedenle kayyumlardan, hizmete dair herhangi bir istekleri yoktur. Zaten belediye bir karakol görünümünde, belediye girişi insanlar kontrol edilerek içeri alındığı için zaten kimse belediyeye zoraki bir işi için bile gitmek istemiyor. Seçim çalışmalarımızı gölgelemek, insanlarımızla buluşmalarımızı engellemek için ellerinde ne geliyorlarsa yapıyorlar. Mesele şehir giriş çıkışlarında özel muameleye tabii tutuluyoruz. En ufak bir etkinliğimizde bile insanları korkutmak için polisler kameralarla çekim yapıyorlar. Esnaf ziyaretimizi bile kamerayla takip ediyorlar.
Ama halkımız, kimliğini inkar eden bir iktidara karşı tepkisini sandıkta göstereceklerini beyan ediyorlar. Bu seçimi sadece bir belediye seçimi olarak görmüyorlar. Bir hukuk ve demokrasi seçimi olarak görüyorlar. Çünkü hukuk ve demokrasi ayaklar altına alındı. Onlarca seçim dönemlerinde çalıştım bu seçim kadar kararlı bir halk gerçeğini görmedim. Artık seçim çalışmalarımızı, bizimle beraber halkımız kendisi yürütüyor.
Bize karşı seçilirseniz kayyum atanacak, sizi tutuklayacaklar gibi söylemleri halkı korkutmak için kullanıyorlar. Ama halkımız bu sefer kayyumları o kadar kolay atayamayacaklarını çok iyi biliyorlar. Her zamankinden daha çok adaylarına ve oylarına sahip çıkacaklarını söylüyorlar.
Kayyum belediyenin içini boşalttı. Belediye milyonlarca lira borca batırılmış. Hizmete dair hiçbir icraatları yok. Bugün bile Silopi sokaklarında araçla gezemesiniz yollar harabe, alt yapıyı tahrip ettiler. Haksız yere yüzlerce belediye işçisini işten attılar, yerine yandaşlarını aldılar.
Türkiye’nin neresinde olursa olsun seçim günü Silopi’ye gelip oy kullanmak isteyen seçmenlerimizin geliş-gidişlerini sağlamak için hareketli seçmen çalışmamız devam ediyor. Oyu Silopi’de olup, oy kullanmak isteyenlerin en yakın HDP il, ilçe örgütüne gitmeleri yeterlidir.
Seçim günü sandık görevlileri başta olmak üzere oyunu kullanan halkımızın, oy kullandıkları yerden ayrılmamalarını istiyoruz. Oylar sayıldıktan sonra oy taşıma araçlarını seçim kurulu binasına kadar takip etsinler. Oyları sahipsiz, korunaksız bırakmasınlar.
Seçimden çok referandum
Gever Belediye Eşbaşkan Adayı İrfan Sarı
Kayyum, bir gasp tarzıdır. Kent yıkımlarının hemen sonrasında başlayan talan politikalarının en belirgin yüzü kayyum atamalarıyla göründü. Halkın, kendi çocukları tarafından yönetilen belediyelere yerelden de ortaklar bulunarak, bir çeşit talan söz konusu oldu. Ve bu talan yine halkın gözleri önünde gerçekleştirildi. Ne bir adım az ne bir adım gizli, dosdoğru bir talanın fotoğrafı çekildi. Tabi bu talanda yerel ortakların küçük paylar almaları bazı kimselerin iştahını da kabarttı. Haksız kazanç kapısında kendilerine de bir parça düşebileceği ihtimaliyle saf değiştiren kimseler de oldu. Ancak bu belirgin, bariz talan genelde halkta çok yüksek bir şekilde tepki görüyor. Bir yandan elde tutamayacakları belediyeleri borçlandırıp bir yandan da yeniden yapımını çok zorlaştıran “çalışma” dedikleri talan politikalarını devreye soktular. Eksi derecelerde bir şeylerin üstünü kapama telaşına girdiler. Adına “hizmet” dedikleri düzmece ve formalitelerini gördük.
Aslında bu seçimden çok bir referanduma benziyor. Kabul ve red şeklinde yanıt arıyoruz. Ancak karşımızda devletin tüm olanaklarının kullanıldığı, yine tüm fırsatların yoklandığı acayip bir atmosfer içindeyiz. Oy istemekten çok, oy verilmeye zorlanan personel gerçeği de var. Kamuya dair ne varsa, meslek örgütlerine kadar tüm kapılar, bizlere kapatılmış. Korku hakim; işinden olma, ekmeği elinden gitme korkusudur bu. Yüksek düzeyde güvenlik ölçütleriyle caydırma, bezdirme denemeleri bitmek bilmiyor.
Halkın iktidara karşı çok yüksek oranda bir itirazı da var. Halkımız siyasal alanda kendi temsilcilerinin tutuklanmalarını, sürgün edilmelerini ve çocuklarının korkunç baskı altında olmalarına en yüksek perdeden tepki gösteriyor. Üniversitedeki çocuklarının durumlarından tutun, günü birlik yaşamlarına kadar olan her sahada karşı karşıya kaldıkları ayrımcılık canlarına tak etmiş. Bu tepki sandığa da yansıyacaktır.
Seçilirsek yerimize kayyum atanacağı söylemi kullanılıyor. Evet, en çok bu konuda bizi demoralize etmeye çalışıyorlar. “2. gün tutuklanırsınız ve belediyeye kayyum atanır” söylemi, psikolojik harp dairesince planlı bir şekilde ortaya atılıyor. Özellikle yerel ortakları bu dedikoduyu tüm imkanlarını sarf ederek kullanıyorlar. Bu anlamda boyalı basını da harekete geçiriyorlar. Halkı korkutma olayı burada devreye sokuluyor.
Seçim günü Geverlilerin gelip oy kullanmaları için çağrılarımızı yaptık. Ailelerden isim alıyoruz. Öğrencilere ulaşıyoruz. Her kesim bu vesileyle sizin kanalınızla da çağrımızı duyabilirler. Oyu Gever’de olup da başka ilde olanlar varsa en yakın HDP il, ilçe örgütüne gidip buraya gelmek istediklerini söylemeleri yeterlidir.
Seçim günü sandıkta görev alacak arkadaşlarımıza eğitimlerimizi vermeye başladık. Okul temsilcilerimiz, sandık görevlilerimiz tam anlamıyla hazır diyebiliriz. Halkımızın bir referandum bilinciyle sandığa gidecek, oylarına sahip çıkacaktır, buna inanıyoruz.
Bir oy çok şey değiştirir
Nusaybin Belediye Eşbaşkan Adayı Ferhat Kut
Halk, iradesini gaspeden kayyumu gayrimeşru görüyor ve bunu kabul etmiyor. Bu itibarla iradesini tekrar eline almak için dört gözle sandığa gitmeyi bekliyor. Seçim çalışmaları esnasında halkla her temasımızda polis fotoğraf ve video çekerek, halkın üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. İlçe binamızın önünde zırhlı araçların beklemesi, her etkinlikte zırhlı araçlarla çevremizin sarılması hem halkta tepkiye yol açıyor hem de seçim kampanyamızın halka ulaştırılmasında engel oluyor. Ayrıca köy ziyaretlerimizde köylüler bize askerlerin HDP’ye oy verilmemesi konusunda baskı yaptıklarını belirtiyorlar. Seçim afişlerimizin kaldırılması isteniyor. O nedenle halkın kayyuma olan tepkisi doğal ve haklıdır. Zira yerel yönetimler demokrasinin vazgeçilmezidir. Sandıkta kazanamadığı belediyeyi atamayla elinden alındığından halkın bunu hak gaspı olarak değerlendirmesi haklı bir tepkidir ve bu kabul edilmezdir. Seçilirsek yerimize kayyum atanacağı söylemi bizlere karşı kullanılıyor ama biz diyoruz ki, halk olarak bütün negatif algı operasyonlarını kabul etmiyoruz.
Halkın yerel yönetim hizmet binalarının adeta karakollara dönüştürülmesi, giriş-çıkışlarının sıkı kontrollerle yapılması halkı kendi evi olan belediyeden uzaklaştırmıştır. Şehrin nevi şahsına münhasır kimliği, kültürü ve özetle rengi değiştirilmeye çalışılmış, halka hizmet eden kurumlar kapatılmıştır.
Çağrımız halkımızın seçim günü oyuna, iradesine ve sandığına sahip çıkmasıdır. Ayrıca müşahit olmak için il ve ilçe örgütlerimize başvurarak görev almasını istiyoruz. 31 Mart, halkımız için demokrasi şöleni olacaktır. Bu şöleni güçlendirmek ve gürleştirmek için lütfen herkes ne olursa olsun oyunu kullansın. Bir oy çok şey değiştirebilir.
Sur çok öfkeli
Sur Belediye Eşbaşkan Adayı Filiz Buluttekin
Sur, Amed’in topraklarının yüzde 52’sine sahip toplamda 253 köyü olan bir ilçe. Direnişin kalesi olan Sur birçok rengin, inancı ve yaşamı kendi içinde barındıran, komşuluk ilişkilerini önemseyen, sevinçleri, üzüntüleri, beraber yaşayan ve birlikte hareket eden ortak yaşam alanıydı. Dolayısıyla kayyumların halkın iradesini gasp etmesi, yıkımlarla birlikte halkın konut hakkının ellerinden alındığı, yaşamsal ihtiyaçlarının o bölgelerde yok edilmesi ve en önemlisi değerlerine faşizan bir şekilde saldırmasından dolayı ve bu da yetmezmiş gibi açlık ve işsizlikle de terbiye edilen Sur halkı kayyuma çok öfkeli. Her gittiğimiz alanda ve evlerde sürekli bunları dile getiriyorlar. Yapılan haksızlık, hukuksuzluklar en çok da yapılan Kürt düşmanlığına tecrit meselesi konusunda öfkeleri var. Tabi bunun yanında yapılan yolsuzluklar da cabası. Belediye hizmetlerinin yapılmaması, belediyenin içinde güvenlik güçlerinin olması insanları son noktaya getirdi. Seçim çalışmalarında sürekli polis engeliyle karşılaşıyoruz. Seçim bürolarımız ablukaya alınıyor, halkın girişleri engellenmeye çalışılıyor. Ama halkımız bu konuda bir adım dahi geri atmıyor ve 1 saatliğine bile olsa belediyeleri alacağız diyor. Tüm sandıklara sandık görevlisi ve müşahit görevlendirmeleri yapıldı. Halkımız da seçim günü sandıklarını koruyacaktır.
Hınıs belediyesini alacak
Hınıs Belediye Eşbaşkan Adayı Mehmet Bayraktar
Hınıs’ta gaspedilen halk iradesini geri almaya kararlıyız ve demokratik siyaseti birlikte öreceğiz. Kaymakam ve askeri güçler ile köylerde muhtarlar ve memurlar üzerinden AKP’ye oy vermeleri çağrıları yapılıyor. Bu da öfkeye neden oluyor. Bizler kapı kapı çalışma yürütüyoruz. Halkımızın partimize ve eşbaşkanlarımıza olan güveni tamdır. Kayyum ve AKP, Parmaksız köyünde örneğin kadınlara 200 TL dağıtarak oy istemiş, bunu öğrendik. Seçim günü her türlü hileyi yapacaklar, bunu biliyoruz. Bizler de sandıklarımıza sahip çıkacağız.
Hınıs’ta 83 Kürt köyü var. Bunların 40 Alevi köyleridir. Türk ve Laz köyleri var ama ağırlıklı Kürt köyleri bulunuyor. AKP adayı feodal geleneğin temsilcisi konumunda. Ama halkımız buna itibar etmeyecektir. Seçilirsek kayyum atanacağı söylemleri kullanılıyor ama halk ne olursa olsun belediyeyi almaya kararlı. Belediye kasasının kayyum tarafından boşaltıldığını biliyoruz. Biz her yerdeki Hınıslıları oy kullanmaya çağırıyoruz. Avrupa’daki halkımız da akrabalarını arayıp oy kullanmalarını söylemelerini rica ediyoruz.
Belediye borç batağında
Karaçoban Belediye Eşbaşkan Adayı Remziye Sönmez
Karaçoban’a kayyum atandığı zaman halkın büyük tepkisi oldu. Öncelikle bu irade gaspına bir cevap verilmesi noktasında halkta bir istenç var. Belediye kayyum atandıktan sonra adeta karakola çevrildi, belediye hizmetleri donduruldu. Şu an belediyenin ciddi anlamda borç batağında olduğu söyleniyor. Çalışmalarımıza yönelik sürekli bir engelleme var. Yöneticilerimiz, çalışanlarımız gözaltına alınıyor, köylerde HDP’ye oy vermeyin toplantıları yapılıyor. Ama halkımız bunlara gereken cevabı sandıkta verecektir. Karaçoban halkına da çağrımız seçim günü sandıklara sahip çıkmalarıdır.
Bir saat bile olsa
Tekman Belediyesi Eşbaşkan Adayı Müzahit Karakuş
Tekman’da halkın kayyuma öfkesi çok büyük. Bu irade gaspına 31 Mart’ta halk gereken cevabı verecektir. Çalışmalarımıza yönelik engellemeler, gözaltılar yaşanıyor. Yapılan ev baskınlarında birçok arkadaşımız gözaltına alındı, tutuklandı. Bizlerin evi iki defa basıldı bu süreçte. Tabi ki tüm bu baskılar bizlerin çalışmalarını engellemeye yönelik. Ayrıca Tekman’da çocuk paraları, engelli ve yaşlı aylıkları AKP’ye oy verilmiyor diye kesilmiş durumda. 6 aydır halk AKP’ye bu şekilde oy vermeye zorlanıyor. Kazanırsak kayyum atanacağı söylemleri karşısında halkımız bir saat bile olsa belediyeyi bu gaspçıların elinden almaya kararlı. Başka illerde bulunan Tekmanlıların da oy kullanmaları için çalışmalarımıza devam ediyoruz.