Nihayet Davutoğlu, KDP ile stratejik ortaklıklarını en çıplak haliyle duyurdu. KDP, baştan itibaren Rojava devrimini kabullenmedi. AKP ile birlikte kantonların tasfiyesi ve Rojava'nın KDP'ye teslim edilmesini istediler.Türk devleti ile KDP'nin planları 2012 Temmuz ayında Türkiye’nin Hewler Büyükelçiliğinde ele geçirilen belgelerle deşifre oldu. Belgelerde yazılı olanlar tek tek hayata geçirildi. Rojava’yı boşaltmak için ellerinden geleni yaptılar. Hewler ve Türkiye’nin farklı kentlerine yerleştirdiklerinden 'Rojava Peşmergesi' diye bir güç devşirdiler. Bu gücün Rojava’ya geçmesini istediler. Bunun üzerinden Rojava saldırılar planladılar.

Şimdi yeniden Rojava’da anadilde eğitim üzerinden artık bir provokasyon yapısı olan ENKS, KDP peşmergelerinin Rojava'ya geçmesini planlı bir şekilde gündeme getiriyor. Nitekim önceki gün Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun  CNN İnternasyinol’dan Cristiyan Amanpour’un sorularını yanıtlarken, bu konudaki baklayı ağzından çıkardı. Amanpour neden 'Rojava Kürtlerine karşı çıkıyorsunuz' sorusuna Davutoğlu'nun cevabı dikkat çekiciydi: ''Rojava Kürtlerine değil, oradaki PKK, PYD, YPG’ye karşıyız. Onların yerine peşmergelerin eğitilerek gönderilmesini istiyoruz. Bu yönlü bir adım atılırsa her türlü yardımı da yaparız.''

Davutoğlu’nun bu sözlerinden şunu anlıyoruz: 'Rojava Peşmergesi' denilen oluşum aslında AKP ve KDP tarafından hazırlanmış, eğitilimiş paramiliter bir güçten başka bir şey değil.

Soru şu: Rojava Peşmergesi acaba KDP, ABD ve Türkiye'nin arasında yeni bir eğit donat planı mıdır?

Eğer öyle ise, üç yıldır hazırlanan bu güç, 'ılımlı gruplar' adıyla Rojava ve Suriye’ye sokulmak isteniyor olabilir.

Ancak ABD’nin böyle bir adım atması demek baştan beri karşı çıktığı AKP’nin Müslüman Kardeşler çizgisini kabul etmesi anlama gelir.

Rojava ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin de alternatifsiz olmadığı da bilinmek zorunda. Kürtler sadece bir güçle olan ilişkiye muhtaç değil. Şimdi çok sayıda alternatif oluşmuş durumda. Kendini sadece kantonlarla sınırlı tutan değil, Suriye’de demokratik bir federasyonu da talep eden bir program ve pratikle ortaya çıkıyor.

Zira Suriye başta ABD, Rusya, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar gibi güçler başta olmak üzere uluslararası birçok gücün fiilen uygun gördükleri Lazkiye, Tartus, Cısırşuxur, Şam’dan oluşan bir Alevi bölgesi, Idlıp’tan Dear Zor’a kadarki alanda bir sünni bölgesi ve Rojava’da bir Kürt bölgesinin oluştuğunu görüyor. Türkiye ile KDP’nin rahatsızlığı biraz da buradan ileri geliyor. 

ABD’nin böyle bir çizgiye gelir mi? Şimdilik bilinmiyor. Ancak atılan adımlar farklı arayışların da olduğunu gösteriyor. 

Örneğin 1 Kasım seçimlerinden hemen sonra Dışişleri Bakanı F. Sinirlioğlu’nun Hewler ve Irak’a yaptığı ziyaret önemlidir. KDP, bu ziyaretin devam ettiği sırada, ENKS içindeki partileri yeniden Rojava’da harekete geçirerek bunun zeminin hazırlamaya başladı. Ancak şu ana kadar zeminlerine malzeme sunacak herhangi bir girişimde bulunulmadı. Çünkü Rojava Özerk Kanton yönetimleri devrimlerini inşa etme çalışmalarını aralıksız sürdürerek bu çabaları boşa çıkarıyor. İç ev dış savunma güçleri ise Haseke’nin güneyini çetelerden temizleme operasyonunu başlatan QSD güçlerinin içinde yer alarak direnişini sürdürüyor. 

O zaman soralım, Kobanê direnişi sürecinde Kobanê'ye gelen KDP peşmergeleri neden geri çekildi de, şimdi ‘Rojava Peşmergeleri’ Rojava'ya gönderilmek isteniyor?