Musul’daki Türk Konsolosluğunun işgali ise alışıla gelen takkiye, Türk tarafına "bakın, onlar zaten bize karşı" söylemine sarılma mizanseni, oyun içinde oyun...
Irak’ta bulunan gazeteci Fehim Taştekin’in Iraklı bir gazeteciye atfen aktardığına göre, bu kanı Irak’ta da yaygındı.
Nitekim, bölgede oldukça güçlü bir istihbarata sahip PKK’nin liderlerinden Murat Karayılan da, bir konuşmasında, Türk devletinin etkin rolünü doğruluyor ve şöyle diyordu:
"Biz Türkiye'nin IŞİD’le ilişkilerini biliyoruz. Türkiye, IŞİD’ı destekledi. Türkiye aslında rahat. Bunu (Konsolosluk baskını) biliyorlardı. Dünyaya, bunlarla ilişkimiz yok imajı vermeye çalışıyorlar. Vay Konsolosluğumuzu bastılar diyerek, biz bunlarla beraber değiliz mesajı vermek istiyorlar. Kendilerini temize çıkarmaya çalışıyorlar."
Ancak, mağdur rolü gerçeği değiştirmiyor.
Çünkü, Musul baskını hazırlayan başlangıç yeni değil, labirentte yıllara dayalı olarak dokunan bir ilişkiler ağıdır. Ağın ilk ilmiği de Tarık El Haşimi’nin Ankara himayesinde yerini alması…
Tarık El Haşimi sıradan biri değildi. Aşiretsel bağları olan etkin bir Sünni, El Kaide’nin pek tutkunu olduğu Hanifi mezhebinden bir lider, Irak’ın da Cumhurbaşkanı yardımcısıydı. Devrik BAAS rejimiyle derin bağları olan…
Bugünkü sonuca ulaşmanın başlangıcı olarak, belli bir süreç izlenerek, ilkin o ana gövdeden koparıldı.,
Cumhurbaşkanı yardımcısı Maliki, Ankara rüzgarını ardına alarak, Başbakan El Maliki ile giriştiği çatışmada tutunamaz hale gelince, ülkesi ve makamını terk edip Ankara’nın himayesine sığındı. AKP rejiminin politik aktörleri ve yeni zenginlerinden büyük bir kabul gördü.
Elbette, o da boş durmadı. Aldığı "derin" destekle kadrolarını oluşturup, çalışmaya, tahkimat yaparken, dünyanın dört bir yanından gelen El Kaide çeteleri, derin labirentin dokuları tarafından, Suriye üzerinden içeriye sokulmuş, BAAS destekli darbe gerçekleşmiş, sonuç alınmıştı.
IŞİD'in Musul’u ele geçirmesinden hemen sonra, dünyaya "bu bir devrimdir" diyen ilk kişi de Haşimi'ydi.
Ortadoğu kültüründe, himayede olan birinin koruyan ve kollayan güce rağmen, böyle bir çıkış yapması imkansızdı. Hele hele o güç, meydana gelen olay ve olaylar zincirina karşı ise...
AKP iktidarı, dünyanın gözü içine bakarak, insan kesen, kitlesel kırım yapan çete karşısında suskun duruyor, alkışlamayı Haşimi’ye bırakıyordu.
Dahası, ülkesinin bir parçası olan Konsolosluğu basılmış, uğrunda Kürtler üzerine sefere çıktığı bayrağı yere atılmış, personeli esir alınmış boynu bükük mağdur rolünü oynuyordu.
"Bakın, sizin destek alıyor dediğiniz İslami terör bana neler yaptı?" demeye getiriyordu.
AKP iktidarının suskunluğu, dolaylı alkıştı. Nitekim, aradan bir hafta geçmesine rağmen, bırakın orada giriştikleri insanlık kıyımını, kırım, tecavüz ve talanı lanetlemelerini, işgali, bayrağın yere atılması personelin tutuklanmasını da kınayamadı.
Demek ki, danışıklı dövüş, pek revaçta olan söylemle şike, yani entrika dolambacı bir değil, pek çoktu. O kadar yalan çıkan yalanlamalarını gördük ve duyduk ki, Türk Genelkurmayının, IŞİD’i eğittiği ve bu işi yapan dört subayın yakalandığına dair haberleri yayımlaması neyi değiştir ki?
Başbakan, ağından çıkan emirle, medya da susturuluyordu. Yasağın adı, gerekçesi de, "ellerinde rehinelerimiz var, onları kızdırmayalım" olmuş oluyordu.
Yine bu gerekçeyle, Amerika'ya dil döküyor, "onlara ilişmeyin" yerine, "rehineler zarar görür" diyerek...
Ne de olsa, Ortadoğu aleminin efendiliğine soyunmuş lider, küçücük de olsa bir vaha ele geçirmişti.
Kazanç varken, bayrağı da, egemenliğin parçası olan konsolosluğun çeteye yatakhane yapılmasına karşı çıkıp, bunu da şeref, namus meselesi haline getirmenin de anlamı ve önemi yoktu.
Darbenin olduğu saatlerde, Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında yaptığı ve naklen yayımlanan konuşmasında, müjde verir gibi "bölgede artık bizim sözümüz geçiyor" diyordu.
Musul bir Ankara projesidir!
Son sözü, en başta söylemek gerekiyorsa Irak'ta çamurlaşarak bulanan sular duruldukça, Musul’da başlayıp yayılan İslami terör çeteciliği El Kaide (Daiş-IŞİD) baskınlarının, bir Ankara projesi olduğu berraklaşmaya başlıyor.