Geçen yazımda olası Musul operasyonunu irdelemeye çalışmıştım. Musul operasyonunu zorlaştıran etmenlere değinirken, bu operasyon için speküle edilen tarihlerin Mart ve Haziran ayları olduğunu da eklemiştim.
Verilen tarihlerden Mart ayında operasyonun başlama olasılığının düşük olduğunu belirtmiş, Haziran’da ise ‘bekleyip göreceğiz’ demiştim.
Ancak 24 Mart’ta Irak Savunma Bakanı yaptığı açıklamada ‘Fetih Operasyonu’ ismini verdikleri Musul Harekatının başladığını kamuoyuna duyurdu. Açıklamada ayrıca operasyona Irak ordusunun yanı sıra koalisyona bağlı hava kuvvetlerinin katıldığı, belirtilmişti. (Ancak mevcut duruma Musul operasyonundan ziyade, operasyona hazırlık aşaması demek daha doğru olur. Fakat biz yine de resmi açıklamaları baz alarak devam edelim.)
Operasyonun ilk aşaması olarak Maxmur’un çevresindeki 13 köyün hedeflendiği belirtiliyordu. Bu köylerden Harbardan, Garmandi, Nasır ve Gudeyle’nin birkaç gün içinde ırak ordusunun eline geçtiği haber bültenlerine düştü. Ancak bu alanda Musul’a ulaşmak için halen alınması gereken yüzlerce köy var.
Maxmur cephesinde Irak ordusu operasyon başlatırken, Şengal cephesinde de YBŞ operasyon başlattı. Bu iki cephede yoğun çatışmalar da yaşandı. Ancak operasyona dair halen kafaları kurcalayan soru işaretleri bitmiş değil. Aksine yeni sorular türedi.
Irak ordusu ile YBŞ farklı cephelerde de olsa aynı hedefe doğru operasyon başlatmışken ve koalisyon uçakları Irak ordusuna havadan destek verirken, YBŞ’ye neden destek vermiyor? Bunu hangi dengelerden yapmıyor ya da bunu kim, neden engelliyor? Kaldı ki YBŞ, bu operasyonun en etkili gücü olacağını stratejik öneme sahip Mediban ve Umrice köylerini DAİŞ’ten alarak gösterdi. HPG ise önemini 2014 Ağustos’unda Şengal halkını DAİŞ katliamından koruyarak ve çetelerin ilerleyişini durdurarak zaten tüm dünyaya göstermişti.
Tabi bu operasyona aktif katılmaları beklenen peşmerge ve Heşd El Şebi de henüz dahil olmuş değiller.
Tüm bunları bir araya getirdiğimizde güçler arasında Musul operasyonu konusunda halen bir konsensüsün sağlanmadığını, operas- yonun bu haliyle sonuca gitmesinin oldukça zor olacağını söylemek mümkün.
Bu konsensüsün sağlanmasında temel engel güçler mevcut durumda KDP ve Türk devleti görünüyor. Zira bu güçler HPG, YBŞ’nin yanı sıra Heşd El Şebi’nin bu operasyona katılasını istemedikleri gibi, Sünni milis gücü Heşd El Vatani’nin ise yer almasını istiyorlar.
Peki bununla ne amaçlanıyor? Sahadaki gerçeklikten bakıldığında görünen senaryo şu. Sünni blokun oluşturduğu Heşd El Vatani, Musul operasyonuna peşmerge ve Başika’da konuşlanan Türk askeriyle birlikte aktif katılacak. Musul alındıktan sonra Şengal’de bulunan HPG ve YBŞ güçleri bu alandan çıkarılacak ve Musul çevresiyle birlikte Sünnilerin yeni temsilcisi Heşd El Vatani’ye teslim edilecek.(İsmi Heşd El Vatani olsa da özünde DAİŞ’tir.) Ortadoğu’da Sünni bloku oluşturan güçler bu şekilde bir taraftan Şii bloka karşı etkin bir pozisyona geçerken bir yanda da Rojava sınırını kapatarak bu alanı da boğmuş olacak.
Irak Sünni, Şii ve Kürtler arasında bölünürken Rojava, Türk devleti ve Irak Sünni bölgesi tarafından sarılarak oradaki Kürtler açısından sadece güzel bir hayal olarak tarihe karışacak. KDP de, Türk devletinin vereceği destekle güney Kürdistan’da bağımsızlık ilan edecek ve bölgedeki muhaliflerini de elimine ederek tek iktidar gücü haline gelecek. Dolayısıyla bölge haritası bu güçlerin istemi doğrultusunda değiştirilmiş olacak.
Peki bunun olması mümkün mü? Bunu zaman gösterecek. Çünkü bu senaryo hayata geçirilmeye çalışılırken öyle boş arazide gezinti yapılmayacak. Ancak KDP açısından şunu söyleyebiliriz. KDP’nin mevcut durumda kesinlikle bir ulusal siyaset izlediğini söylemek mümkün değil. Kaldı ki, çizilen bu senaryo başarılı olsa da, Türk devletinin ve onun ittifak güçlerinin Kürt fobisi ve düşmanlığı düşünüldüğünde Barzani KDP’sinin öyle bağımsızlık ilan etmesi bir yana, Rojava boğulduktan sonra ilk saldırıya uğrayanın kendisi olması kaçınılmaz olacak.
Dolayısıyla tüm bunlara bakıldığında Musul operasyonu başladı, artık Musul’da bir dönemin sonuna geliniyor demek öyle kolay görünmüyor. Anlaşılan bu hamur daha çok su alacak. Savaşın kazananının da öyle kağıt üzerinde belirlenen olmayacağı Rojava’da görüldü. O açıdan Musul’un DAİŞ’in eline geçmesi nasıl ki bir süreç başlattıysa alınması da aynı şekilde yeni bir süreç başlatacak ve hatta Ortadoğu savaşında kopma noktası olacak.