Musul operasyonu başlarken ABD Savunma Bakanı Ash Carter "Musul'u DAİŞ'den kurtama operasyonunun örgütün kalıcı olarak yenilgiye uğratılmasına yönelik kampanyanın dönüm noktasıdır!” dedi.

Bana göre de operasyonun sonunda muhtemelen Musul'u terk etmek zorunda kalacak olan DAİŞ; Musul sonrası alan tutmakta zorlanacak ve giderek varlığını halk düşmanı eylemler yaparak sürdürmeye çalışan sıradan cihatçı bir örgüte dönüşecek!

Musul DAİŞ'in eline geçerken de dünya kamuoyunu çok meşgul etmişti; şimdi DAİŞ'den alınırken de dünya kamuoyunu çok meşgul ediyor. 

Hatırlarsınız, “Irak Ordusu” sayıları bir kaç binle ifade edilen DAİŞ'linin önünden; ellerinde ABD tarafından verilmiş çok gelişmiş silahlar olmasına rağmen, o silahların tetiğine bile dokunmadan kaçtılar.

DAİŞ'in sonraki askeri başarılarında Musul'un bu görüntülerle alınmasının büyük payı var; bu çok ucuz zafer DAİŞ'i motive ederken, DAİŞ karşıtı grupları demoralize etti. Üniformalı Irak askerleri silahlarını bırakıp kaçtılar! 

DAİŞ bunu büyük bir propaganda operasyonuna dönüştürdü; kamyonlara doldurduğu Irak'lı askerleri götürüp topluca infaz ediyor; bununla bütün diğer çevrelere korku ve dehşet yayıyordu. Vermeye çalıştığı imaj şuydu: “Beni yenemezsiniz bana direnemezsiniz, bana direnirseniz sonununuz bu Irak'lı Şii askerler gibi olur!”

Ta ki DAİŞ'in Musul'da ve başka yerlerde ele geçirdiği; tanklar ve diğer ağır silahlarla Kobanê’ye saldırmasına ve Kobenê’de  ellerinde neredeyse sadece ferdi silahları ve inançları olan YPG'lilere yenilmesine kadar devam etti “DAİŞ'in yenilemezliği” efsanesi. 

ABD Savunma Bakanı Ash Carter doğru söylüyor; Musul muhtemelen DAİŞ'ın kalıcı yenilgiye uğratılmasında önemli bir dönemeç olacak; ama asıl kırılma Kobanê’dir. 

Kobanê, Kürtlerin tarihinde bir dönüm noktasıdır, Kobanê'de Kürtler özgürlüklerine ölümüne bağlıklarını bütün dünyaya gösterdiler. 

Ancak Kobanê sadece Kürtler için değil; bütün Ortadoğu halkları için önemli bir deneyim olmuştur. Kobanê’den sonra artık DAİŞ; dünyanın gözünde “yenilmez bir örgüt olmaktan çıkıp, herhangi sıradan bir cihatçı örgüt!” olma yoluna girmiştir. 

İşte bugün dünyanın 36 ülkesinin katılımıyla Musul'da insanlık düşmanı DAİŞ'e bir operasyon yapılıyorsa ve operasyonu yapanlar sonuçta DAİŞ'i Musul'dan çıkaracaklarına inanıyorlasa bu Kobanê'de direnen, şehirlerini DAİŞ barbarlarına bırakmayan kahramanların sayesindedir.

Kaldı ki; Kobanê'de yaşanan sadece bir askeri zafer de değildir; orada iki farklı yaşam biçimi de çarpışmış ve hakların ve inançların eşit özgür birlikteliği zafer kazanmıştır.

Kobanê zaferi sonrasında olanlarda en az; DAİŞ'e karşı kazanılan askeri zafer kadar önemlidir; DAİŞ sonrasında Kobanê ve bütün Rojava'da hiç kimse inancından veya etnik kökeninden dolayı kötü muameleye maruz kalmamıştır.

Rojava halkı; en yerelden başlayarak kendi kaderlerini kendi ellerine almış; başka bir hayatın inşaasına girişmiştir. Kuruluş ve kurtuluş Rojava'da bir birini destekleyerek yoluna devam etmektedir.

Musul'da Kobanê modeli esas alınmalıdır. ABD’li bakan Ash Carter ve bütün Batılı yöneticiler DAİŞ benzeri barbarlıklarla gerçekten etkin mücadele etmek istiyorlarsa; sürekli birini diğerine tercih etme yanlışından vazgeçmelidirler.

DAİŞ gidip El Nusra gelecekse bunun kimseye faydası olmaz. Kobanê zaferi sadece askeri boyutu ile değil; savaşan ve kentini savununanların bileşimi ve kurmaya çalıştıkları yeni dünya üzerinden de model alınmalıdır.

Yoksa her defasında başa döneriz; DAİŞ sadece isim değiştirir ama sonuç hep aynı olur!