ABD öncülüğünde Uluslararası DAİŞ ile Mücadele Koalisyonu’nun desteği ile 17 Ekim 2016’da Irak ordusunun startını verdiği Musul operasyonunda son aşamaya gelindi. 

10 Haziran 2014’ten beri DAİŞ çetelerinin elinde bulunan petrol merkezi ve Irak’ın en büyük ikinci kenti Musul’da, Irak ordusu önceki gün DAİŞ’in elinde kalan bölgeyi almak amacıyla son bir operasyon başlattı.  

Son aşama, Musul'da DAİŞ’in kontrolünde olan bölgenin tarihi kent merkezi ve Dicle Nehri'nin batısı boyunca sıralanan 3  komşu bölgeyi kapsıyor. 

Son durum ile ilgili açıklama yapan Ortak Harekat Komutanlığı,  "Ordu güçleri El Şifa mahallesi ve Cumhuriyet Hastanesi'ne, federal polis güçleri El Zincili mahallesine ve terörle mücadele güçleri El Saha el Ula mahallesine taarruz başlattı" ifadesini kullandı. 

Geçen Cuma günü ise operasyon yapılacak olan alanlardan sivillerin çıkması için Irak Hava Kuvvetleri bildiri atmıştı. Uluslararası alanda krizleri incelemekle görevli insan hakları kuruluşları, yardım örgütleri ve DAİŞ’e karşı savaşan güçler ise DAİŞ çetelerinin çatışma ortamında kaçmak isteyen sivillere yönelik acımasız saldırılar yaptığını sık sık gündem getirmişti.  

Siviller çok büyük tehlike altında

BBC’ye konuşan Birleşmiş Milletler’in Irak’taki İnsani Yardım Koordinatörü Lise Grande şu ifadeleri kullandı "Batı Musul'daki bir sonraki aşamanın en zoru olacağını biliyoruz ve bütün harekat boyunca olduğu gibi en çok tehlikede olanların siviller olduğunu da biliyoruz.DAİŞ’in kaçmaya çalışan aileleri doğrudan hedef aldığını ve gıda ve ilaç stoklarının oldukça sınırlı olduğunu, büyük çapta su ve elektrik kesintilerinin yaşandığını biliyoruz. Bütün bu kanıtlar bize bu mahallelerde ve bölgelerde mahsur kalan sivillerin çok büyük tehlike altında olduğunu gösteriyor."

17 Ekim’den bu yana Musul’daki çatışmalarda 8 binden fazla sivilin öldüğü belirtiliyor. Irak yetkililerinin 580 binden fazla insanın Musul operasyonunda kenti terkettiği yönündeki açıklamaları eklendiğinde Musul operasyonunun ne kadar ağır bir maliyetinin olduğu ortaya çıkar.

Sivil ölümleri tartışma yaratmıştı

Bitişik evler ve dar sokakların kentin fiziki yapısını oluşturduğu Musul’da bu kadar kayıp geçtiğimiz bir kaç ay içinde gündeme gelmişti. 

ABD, Mart ayında kendi uçaklarının yaptığı hava bombardımanında 105 sivilin öldüğünü doğrulamıştı. ABD, saldırı yaptıkları yerin koordinatlarının ise Irak ordusu tarafından verildiğini duyurmuş operasyonunun hızında bir azalma görülmüştü. 

Musul operasyonunun 2015’te başlaması planlanıyordu. Ancak, bu operasyon Sünni nüfusun yoğun olduğu Ramadi kentinin DAİŞ’in kontrolüne geçmesi ve Irak ordusuna operasyonda çok büyük faydası olan Şii milislerin beklenen ilerlemeyi sağlamaması üzerine 2016’ya kadar ertelenmişti. 

DAİŞ için büyük yenilgi zamanı

Ancak takvimler, 17 Ekim 2016’yı gösterirken Irak Başbakanı Haydar Ebadi gece saatlerinde Irak devlet televizyonuna yaptığı açıklamada Musul operasyonunun başladığını duyurmuştu. 

10 Haziran 2014’te DAİŞ’in çok kısa sürede ve ordunun en ufak bir karşı koyması olmaksız kendi ele geçirdi ve Irak ordusundan elde ettiği silahlarla Irak, Suriye, Rojava ve Şengal’de soykırıma varan büyük katliamlar yapmasında ele geçirdiği bu silahlar belirleyici oldu. 

Çıkardığı petrolü Türkiye’ye sattığı, Türkiye ile askeri, siyasi ve ekonomik ilişkiler içinde olduğu belirtilen DAİŞ’in elindeki en büyük kent durumundaki Musul’u kaybetmesi ve şu anda QSD’nin sürdürdüğü Reqa operasyonu eklendiğinde stratejik bir yenilgi ile yüz yüze geleceği söylenebilir. DAİŞ’in Musul ve batıya doğru Şengal ve Suriye sınırına yakın alanlarda toprak kaybı, terör örgütünü sadece Irak’ta değil, Doğu ve Kuzey Suriye’de de zorlayacak. 


HABER MERKEZİ