
HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken ve Pervin Buldan ile İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, dün Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Heyet adına açıklamayı yapan Sırrı Süreyya Önder, Türk Hükümeti’nin açıklamalarına karşılık verdi. Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “HDP bir parti gibi davranırsa muhataplığımız devam eder” sözlerine cevap vererek konuşmasına başlayan Önder, “Üstten, buyurgan, çok itici, sürece hizmet etmeyen barışı öncelemeyen bir dille partimiz üzerinden ahkam kesmiş. Bu dili ve buna benzeyen yaklaşımların hepsini reddediyoruz. HDP’nin nasıl olacağını belirlemek kimsenin haddi ve hakkı değildir. Bunu Sayın Davutoğlu’na aynen iade ediyoruz” dedi.
Hükümetin dili için, “başlangıçta gerekirse baldıran zehiri içerim diyen bir dildi ama o dil bu gün baldıran zehiri saçıyor” diyen Önder, “Davutoğlu ve onun gibi düşünen herkes bizim bu tehdit, baskı, nizamet verme duygularına karşı nasıl bir tepki vereceğimizi merak ediyorlarsa ya da unutmuşlarsa iki sene öncesine gitmeleri kafidir. Bu Hareket kimseden nizamet alarak siyaset yapmaz” diye konuştu. “Kimse bize diz çöktürme hevesine kapılmasın, bizim üzüldüğümüz onlardan daha fazla dert ettiğimiz şey halklarımızın akibetidir” diyen Önder, “Büyük endişe duyduğumuz barıştır, kardeşliktir, adelettir ve ahlaktır. Biz bunu elden bırakmamaya çalıştık” diye belirtti.
Hükümet inisiyatifi kaybetti
Kobanê ve halk gerçeğinin herkes tarafından görüldüğünü, bunu bir tek Türk Hükümeti’nin görmediğinin altını çizen Önder, müzakere heyeti olarak krizli aşamalardan geçtiklerini hatırlatarak, “Fark edilmeyen anların bir çoğunda hükümetin siyasi iradesi ile bizler alanlarda ortaklaşarak bunun vahim bir hal almasını engelledik ama Kobanê söz konusu olunca hükümet orada inisiyatifi yitirdi. İnisiyatifi tamamen güvenlik güçlerine, onların da merkezi olarak belirlediği kuşkulu tavırlarına bıraktı. 6-7 Ekim’i konuşmaya başlayacaksak buradan almakta fayda var” diye konuştu.
Bugün olsa yine yaparız
Kobanê’de katliam eşiğine gelindiğinde insanların harekete geçtiğinin altını çizen ve “Artık bir çağrı yapmaya gerek kalmamıştı. Bizim şimdiye kadar hiç yapmamışsak çok kez yaptığımız çağrılardan biriydi” diyen Önder, bunun demokratik bir hak olduğunu ve kimseyi şiddete çağırmadıklarını belirterek, “Bunu yaptık, bugün olsa yine yaparız. Çünkü yaptığımızda demokratik olmayan bir unsur yok aksine demokratik haklarımızı kullanma çağrısıydı” dedi.
Şiddet olayları araştırılsın
1 Kasım’da da Türk Hükümeti çevrelerinin benzer bir provokasyon peşinde olduğunu ancak halkın duyarlılığının buna zemin sunmadığını belirten Önder, Davutoğlu’nun “HDP parti gibi davranırsa süreç devam eder” sözlerine de sert tepki gösterdi: “Lafa bakın, nereden karar veriyorsunuz Anayasa Mahkemesi misiniz? Sizin partiyi şirket gibi yönettiğinizden olmasın bize parti gibi olmayı önermeniz... Size mi kaldı bize had bildirmek bize ölçü bildirmek” diye tepki gösterdi.
Hükümetin “Bir günde eski ezbere dönme yönündeki bu istekliliğinin kendilerini derin bir endişeye sürüklediğini” belirten Önder, Kobanê olaylarını Meclis gündemine taşıdıklarını belirterek, “Kobanê olaylarını araştıralım. Barışın kilidi orada yatıyor. Hangi aymazlıklar ve hoyratlıklarla oraya gelmiş. Varsa sorumluluğumuz bunu herkesten önce kabul etmeye hazırız. Hükümet şahittir ki biz sorumluluğumuzu yerine getirdik” dedi.
Faşizan uygulamalarla barış mı yürür?
Başbakan’ın “Kamu düzeni olmadan müzakere olmaz” sözlerine de cevap veren Önder, “Davutoğlu’nun akademik kimliği var. Kamu düzeninin bir barış sorunu olduğunu bilmiyor mu? Faşizan uygulamalara dönmekle barış mı yürür Allah aşkına” diye sordu. Parti ve Hareket olarak barış süreci için üzerlerine düşeni fazlasıyla yaptıklarını ve yapmaya hazır olduklarını belirten Önder, “Bunu dünya kamuoyuna duyuruyoruz. Bu sözümüzün ağırlığı ve ciddiyeti en fazla siyasi muhataplarımız tarafından bilinir. Bunu en başta onlara söylüyoruz” şeklinde konuştu.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “Çözüm süreci biterse en başta İmralı altında kalır” sözlerine de sert tepki gösteren Önder, “Sayın Öcalan’a saygısızlık etmeyi aklınızdan geçirmeyin bir daha. En başta Öcalan bunun altında kalır demenin nereye varacağını biliyoruz. Bunu bir daha aklınıza da dilinize de almayın” uyarısında bulundu. Öcalan’ın sürecin devamlılığı konusundaki kararlılığının Türk Hükümeti tarafından bilindiğini ifade eden Önder, “Bu, sizin gayriciddi ve laubali bir muhatap olduğunuz izlenimini yaratmaktadır” dedi. “Bu tür kibirli kerameti kendinden menkul yaklaşımların” terk edilmesini isteyen Önder, “Eğer yabancıların ülkemizde at koşturmasını istemiyorsak hepimiz bu sürece mecburuz” diye ekledi.
Öcalan ile mutabakat sağlandı
Önder, açıklamalarına şöyle devam etti: “Sayın Öcalan ile mutabakat sağlandı ve son görüşmede Sayın Öcalan bize bunu açıkladı. Bunun gerekleri kayıtsız şartsız yerine getirilmelidir. Sekreteryanın oluşturulması, üçüncü gözün oluşturulması, çalışma koşullarının düzenlenmesi, görüşmelerin böyle kırılgan ve şartlı olmaktan çıkarılması, bunu şart olarak değil Öcalan ile hükümetin vardığı mutabakat olarak dile getiriyoruz. Her şart altında demokratik siyaset için mücadele vermeye devam edeceğiz.”
Süreç devam ediyor
“Çözüm süreci devam ediyor ve her şartta devam edecek” diyen Önder, şöyle izah etti: “Çünkü Türkiye halkları buna inandı ve güvendi bu hükümeti de bizi de aşacak bir irade olarak ortaya çıktı. Müzakere çerçeve yasası ve buna bağlı oluşturulan Sayın Öcalan’ın mutabakatı var. Bu mutabakat çerçevesinde müzakere eşliğinde bekliyoruz.”
Hükümetin açıklamaları doğru değil
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Önder, bir soru üzerine, Öcalan’ın “Bir uluslararası barış gözlemcileri komisyonu kurulabilir” dediğini aktararak, “Ama böyle bir ısrarı yok. Masayı kalabalıklaştırmaktansa kendi insanlarımızın nezaretinde ve deneyiminde daha çok ısrar ettiğini söyleyebiliriz. Ama hükümetten yana böyle bir şey gelirse onu da değerlendiririz” şeklinde konuştu.
Hükümetin kendileriyle yaptıkları görüşmeler sonrasında, “içeride şöyle dediler dışarı çıkıp şöyle konuştular” şeklindeki açıklamalarına da tepki gösteren Önder, “Bunu ahlaki bulmuyoruz. Bize şöyle dediler sonra çıktılar şunları açıkladılar şeklindeki hiçbir açıklama doğru değil. Bunları kendileriyle çıkıp tartışmaya hazırız” dedi.
Koyun pazarlığı yapılmıyor
‘Çözüm süreci’ne ilişkin “Şu anda bir kilitlenme hali var” diyen Önder, hükümetin müzakerenin gereği olan mekanizmalara ilişkin çıkardığı engellemelere işaret ederek, “Sayın Öcalan Davutoğlu’na şununla çalış bununla çalışma diyor mu ki. Sayın Öcalan böyle bir koyun pazarlığı yürütmüyor. Çünkü kendisi çalışacak, binlerce sayfa tarama yapıyor. Bir sekreterya istemesinden daha doğal bir şey yok, gayri kanunu bir şey de yok. Çözüm çerçeve yasasını okuyun bu çalışmaların hükümete görev olarak yüklendiğini görürsünüz” diye belirtti.
Müzakerelere bir an önce başlanmalı
Türk Hükümeti’nin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile sürekli görüştüğünü ifade eden Önder, “Görüşmeleri kontrol etmediği zaman devlet kendisinden katkı istiyor. Hem Öcalan’dan destek isteyip hem de sen altında kalırsın demek hiç ahlaklı değil. Bir daha hangi yüzle gidip bir şey isteyecekler? Bizim artık randevu istememize gerek yok bizim müzakereleri bir an önce müzakereleri başlatmamız gerekiyor” dedi.
DİHA/İSTANBUL