İnsanlık 20. yüzyılı kapitalist üretimin sonucu olan rekabet ve kalkınma süreçleriyle tüketti. Yeni yüzyılımız ise bu kez ‘büyüme’ adı altında parayı ve kağıtları dolaştıran ama yaşama katkı sağlamayan bir balonun tehdidi altında. Günümüzde ‘kalkınma’ denince, özellikle ekonomik büyüme ve kişi başına düşen gelir kıstas alınıyor. Ancak insanlık 21’inci yüzyılı başarıyla tamamlamak istiyorsa, kalkınma ve hayat kalitesini yeniden tanımlamak zorunda.

Kaynaklar tükendi
Global Footprint Network yani Küresel Ayak İzi Ağı adlı sivil toplum örgütü her yıl “Yaşayan Gezegen” adlı bir rapor yayımlıyor. Rapor, o yılki ekonomik faaliyetlerimizi ve hayatımızı sürdürmek için doğanın bir yıl içinde sağladığı kaynakları hangi tarihte tükettiğimizi saptıyor. Rapora göre, yılın geri kalan kısmında hayatımızı, bir sonraki yılın kaynaklarını erkenden tüketerek sürdürüyoruz. 2011 yılı için bu tarih 27 Eylül günüydü. Dünyanın en varlıklı ülkelerinde yaşayan ve dünya nüfusunun beşte birini oluşturan 1 milyar 400 milyon insanın, tüketimin yüzde 80’inden sorumlu olduğu bildiriliyor.

Tıksırıncaya kadar yemek

Raporda Almanya için ise, doğanın sağladığı kapasite 15 Mayıs’ta tüketilmiş olarak gözüküyor, zira diğer zengin sanayi toplumları gibi Almanya’da da tüketim, ülkenin doğal kapasitesinin çok üzerinde. Dünyanın en varlıklı ülkelerinde yaşayan ve dünya nüfusunun beşte birini oluşturan 1 milyar 400 milyon insanın, tüketimin yüzde 80’inden sorumlu olduğu bildiriliyor.


Mutluluğun tanımı
Çevre ve Kalkınma Forumu Başkanı Jürgen Meier, Almanya’da ve diğer birçok ülkede mutluluk ile maddi varlığın neredeyse aynı şey olduğunun düşünülmesini, en önemli sorunlardan biri olarak gösteriyor. “Daha mutlu olmak için, daha varlıklı olmayı istiyor insanlar. O zaman daha çok üretip, daha çok tüketiyoruz ve ekonomi daha hızlı büyüyor” diyen Meier, birçok ülkede insanların artık daha çok üretimin, daha fazla strese yol açtığını ve insanları daha mutsuz ettiğini fark ettiğini kaydediyor. Maier, “Son yıllarda, strateji değiştirmemiz gerektiğini öğrenmeye başladık” şeklinde konuşuyor.

FRANKFURT