Sayın Öcalan'ın deklare edilen acıklaması ve heyetlerin basın toplantısıyla birlikte, demokratik ve karşıtı kamuoyunda tartışmalar doğal olarak yoğunlaştı.
İlk olarak anlaşılanlar... 10 konuda müzakere yapılması üzerinde asgari müşterek olduğu, kısaca diyalogdan müzakereye geçileceğidir.
Müzakere başlangıcında eğer AKP belirtilen bu konularda demokratik yönde atım atarsa, sayın Öcalan'ın yaptığı çağrının gereği olarak KCK'nın toplayacağı kongrede Kuzey'de silahlı mücadeleyi sona erdireceğini ve demokratik mücadeleye geçeceğini beyan edecek.
Bu noktaya bilindiği gibi Srilankavari 2011-2012 savaş dönemi ve ardından Kobanê saldırısından sonra gelindi. Her ikisinin mağlubu AKP iktidarıdır. Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı zalimce büyük iki saldırıyı yenilgiye uğratmıştır. Geçen sürede Türk halkının Gezi/Haziran ayaklanması, artçı eylemleri var. Yine fedekar Kürt halkımızın 6-8 Ekim serhildanı gerçekleşti.
Demek ki, Erdoğan ve AKP iktidarı, 2013 Newroz'unda başlatılan karşılıklı diyalog sürecine rağmen saldırılarının ancak direnişlerle yenilgisinden sonra müzakere sürecine geçmeye zorlanmıştır.
Müzakereye geçişin beklenmesi gereken ilk sonucu, KCK'ye yakın isimlerin yazdığı gibi ''tahkim edilmiş ateşkes''tir. Haklı olarak KCK Yürütme Konseyi yaptığı açıklamada ''Top artık AKP'dedir'' demekte, demokratik gelişmeye ilişkin niyet beyanını AKP iktidarından istemektedir.
AKP ve Erdoğan tarafı ucuz hileyle, HDP Eşbaşkanı sayın Demirtaş'ı itibarsızlaştırmaya, Kürt Özgürlük Hareketi'ni ''terörist'' lafzıyla karalamaya ve O'nun birliğini zedelemeye, savaş yangının yaktığı Ortadoğu'da ''silahsızlanın'' ajitasyonuyla olmayacak duaya amin dedirtmeye çalışmaktadır.
Ayrıca Davutoğlu "güvenlik paketi"ni çıkarmaya devam edeceğini de dillendirmekten geri durmayarak, antidemokratik/faşist niyet beyanı yapmış oldu. Demokratik "yol temizliği" yapmayan bir iktidarın demokratik çözüme yanaşmayacağını ve demokratik Anayasa yapmayacağını herkes bilir. Erdoğan-Arınç-Davutoğlu Kürtlerin aklıyla alay mı ediyor?
Anlaşıldığı kadarıyla, müzakere heyeti görüşmelerine ve izleme komitesine AKP de evet diyecek, bunu süreçte demokratik niyetinin göstergesi olarak kabul ettirmeye çalışacaktır.
Fakat daha ötesi yok. Mehter marşındakinden daha kötü, iki geri bir ileri. Geçmişin faşist kurumlarını eksiksiz devam ettirirken, devlet güvenlik paketini buna ekle. Terazinin faşist kefesine bunları koymuşken diğer kefesine müzakereye başlangıç adımlarını koymakla yetin! Bunu demokratikleşmenin kanıtı olarak yutturmaya çalış.
Erdoğan ve AKP diktaörlüğü, zorunlu kaldığı, bırakıldığı için müzakere masasına oturdu. Daha ötesine geçmeyip, Kürt hareketinin topu taca attığı yalan bombardımanı eşliğinde halkı kazanmak için ve var olan desteği sürdürmek için bu durumu kullanacaktır.
Bu politikanın altında, demokratik kitle hareketleriyle mücadelenin geliştirilmesini, polis terörü/terör devletiyle, Hizbulkontra gibi tetikçilerle vb. bastırmaya çalışacaktır. Daha ilerisi için Kobanêvari veya değişik türden imhacı saldırılar da ihtimal dahilindedir. AKP'nin bu taktiğni, onyıllardır sürdürdüğü zorlu mücadele deneyimine sahip Kürt Özgürlük Hareketi, herkesten daha iyi biliyor.
Vurgulamak istediğim ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin de çok iyi bildiğini düşündüğüm, bu sürecin diğer başta gelen temel mücadele görevi: kitlelerin kendi deneyimleri ile kirli savaşçının ve çözüm önünde engelin AKP olduğu gerçeğini öğrenmelerini sağlamak, bu yolla güçbiriktirerek düşmanın güç kaybetmesine yol açmaktır. Bu yöndeki gelişme kaçınılmaz olarak yeni güç ilişkilerine yol açarak halkların demokratik güçlerinin büyümesini sağlayacak, diktatörlüğü tırmandırmak isteyen AKP'yi yenecek, büyük demokratik olanaklar yaratacak düzeyi yakalayacaktır.
Bu, Kürt halkımız için AKP'nin etkisindeki geri kesimleri kazanmakta somutlaşırken Türk halkımızı ise şovenizmin Kürt düşmanı zehirleyiciliğinden kurtarmakta, onları demokratik barış mevzisine ve demokratik ve ezilenlerin sınıf mücadelesi mevzilerine ilerletmekte somutlaşmakta. Kitleler mücadele içinde deneyleriyle hangi politikaların doğru olduğunu anlayarak, halkların demokratik mücadelelerinin saflarını büyütecek, toplumsal mücadeleyi geliştirmek ve örgütlenmelerini güçlendirmek için ise güç elde edecekler ve koşullar yakalayacaklar.
1 Mayıs, yasaklanan grevler, 7 Haziran seçimi, kadın cinayetlerine karşı mücadele, öğrenci gençlik sorunları ve diğer sayısız sorun ve taleplerle mücadeleyi geliştirmek daha geniş kitleleri bu mücadelerden geçirerek eğitebilmek sınavı var önümüzde.
Bu sınavda her başarımız, AKP'nin tabanı dahil yeni yeni kitlelerin bizim cephemize kaymasına, etrafımızda örgütlemeye elverişli hale gelmelerine, AKP'nin ve karşı devrimin hesabını görecek gücü biriktirmemize yol açacaktır.