
Barış İçin Öcalan’a Özgürlük Platformu'nun Elit World İstanbul Hotel’de düzenlenen konferansa, KESK Genel Başkanı Lami Özgen, BDP milletvekileri Emine Ayna, Sebahat Tuncel, Ayla Akat, Nazmi Gür, Ufuk Uras, Akın Birdal, Uluslararası Öcalan'a Özgürlük İnisiyatifi üyesi Reimar Heider, Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela'nın avukatı Essa Moosa ve Sosyolog İsmail Beşikçi katıldı.
Açılış konuşmasını yapan platform sözcüsü Eren Keskin, “Platformda yer alan kadınlar kendi kimlikleriyle katıldı. Her hangi bir kurum adıyla katılmadılar. Sayımızı çoğaltmaya çalıştık ama KCK operasyonları çok yoğun olduğu için zorlandık. Her an bizi ne zaman alacaklar diye bekliyorduk” dedi. Türkiye’de barışı isteyen herkesin Öcalansız çözümün olmayacağını bildiğini aktaran Keskin, “Biz platformu kurarken bu gün bu süreci tahmin etmemiştik. Platformu oluşturan kadınlar Kürdistan’da canı yanan kadınlar” şeklinde konuştu. Kürtlerin, Türk devletine güvenmediğini belirten Keskin, “Paris’te katledilen kadınlar saygınlığı olan kadınlardı. Başbakan Erdoğan'ın onlara ilişkin hoş olmayan sözler sarf etmesi Kürtlerin güvenini daha da zedeliyor. Liderler bu konuda dikkatli olmak zorunda” diye konuştu.
Keskin’in konuşmasının ardından Öcalan’ı anlatan sinevizyon gösterimine geçildi. Gösteriminin ardından konferans “Dünya deneyimleri: Halk önderlerinin rolü” başlıklı ilk oturumla devam edildi. Oturumun sonlarına doğru BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak da konferansa katıldı.
Oturumda ilk sözü alan Bask bölgesinde yöneticilik yapan Avukat Jon Andonı Lekue Eguren, ETA’nın müzakere süreçlerini ve yaşanan sorunları anlattı. Barışın adalet üzerinden yükselebileceğini aktaran Eguren, “Çatışmanın son bulması için çift taraflı bir çalışma gerekli. Bütün aktörler kalıcı bir çözüm için rol almalıdır. Bütün siyasi alternatiflerin savunulabileceği bir çerçeve oluşturulması gerekiyor” dedi.
Güney'deki Kürtlerin verdiği mücadeleyi aktaran Selahattin Üniversitesi Siyasal Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Kamuran Mıntık ise, Saddam rejimine son verildikten sonra müzakerelerin başladığını söyledi.
Ulusal bir meclis
Yeni görüşmelerle Irak’ta yeni bir süreç başladığını belirten Mıntık, “Fakat varılan bu sonuç henüz pratikte yaşama geçmiş değil. Şu ana kadar bu görüşmeler devam ediyor. Fakat hala köklü bir çözüm yok. Şu anda peşmergeler ile Irak merkez güçleri karşı karşıyadır. Şunu söyleyebilirim. Merkezi hükümet her zaman Kürtleri kandırmaya çalışmıştır” dedi. Müzakerelerden çözüm alınmasını uluslararası güçlerin engellediğini söyleyen Mıntık, “Kürtlerin hep birlikte olması için bizim ulusal bir meclise ihtiyacımız var. Kürtler bütün bölge devleriyle görüşmeler ve birbirini destekleyecek tutum almalılar” şeklinde konuştu.
Mandela örneği
Konferansta konuşan Prof. Dr. Mithat Sancar ise, konuşmasına “Bu konferansı Paris’teki katliamların gölgesinde yürütüyoruz. Bir daha böyle bir acı olay yaşanmasın diye uğraşıyoruz” sözleriyle başladı. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin seçimle iktidara gelen ilk devlet başkanı Nelson Mandela’nın hapishanedeyken neden görüşmeleri kabul etmediğine değinen Sancar, “Hapishane koşullarında davayı satmaktan şüphe duyduğu için Mandela görüşmeleri reddetti” dedi. Çözüm için görüşülecek liderin özgür olması gerektiğini belirten Sancar, “Liderin hem dışarıdan sağlıklı bilgi alması hem de örgütün diğer isimleriyle irtibat kurması gerekiyor. Görüşmelerin çözüm için yapılması gerekiyor. Şuanda başlayan görüşmelerin de öyle olduğuna inanmak istiyoruz. Başarılı olup olmayacağı belli değil ama çözüm olmasını ümit ediyorum” dedi. Uzlaşmanın iki taraflı taleplerin törpülenmesi anlamına geldiğini ifade eden Sancar, “Öcalan’ın tecrit koşullarına son verilmelidir. Müzakereden barışa ve çözüme gitmenin çok önemli bir şartıdır Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesi” dedi.
Öcalan doğru bir tercih
“Öcalan’ın tercih edilmesi bence doğru bir karardır müzakerelerin yürütülmesi konusunda” diyen Sancar, “Örgütün bütün bileşenlerinin kayıtsız şartsız Önderlik olarak gösterdiği kişidir. Öcalan yakalandıktan sonra Kürtlerde oluşan üzüntü ve kırılmayı da düşünmek gerekiyor. Öcalan’ın bu süreçte rol almasını önemli buluyorum. Türkiyeli bir çözüm için en iyi muhataptır. Devletin diğer kanatlarının da bunun değerini bilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
Müzakere döneminin dili
Oturumda son olarak konuşan, Güney Afrika’dan Sosyal Bilimci Brian Currin: "İhtiyaçlar doğrultusunda kullanılan dil her iki taraf için çok önemlidir. Müzakere dönemlerinde sakin ve soğukkanlı olmak mümkün değildir. Bazen bir taviz elde etmek için sertleşmeler olur. Yanlış yapılmış bir hesap karşılıklı batağa basmasına yol açar. Çok özel özelliklere sahip olması gerekiyor liderlerin. PKK’nin yasallaştırılması ve bütün tutukluların serbest bırakılması gerekiyor" diye konuştu.
Kürdistan ile aşk
"Kürt Sorununda çözümsüzlüğü aşmak: Kürtlerin Özgürlük Mücadelesi" başlıklı ikinci oturumuna Prof. Dr. Mesut Yeğen, BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Doç. Nuray Mert ve Sosyolog İsmail Beşikçi konuşmacı olarak katıldı. Kürt meselesini özetleyen Prof. Yeğen, "Kürt kitleleri bugün Kürdistan ile aşk içerisindedir ve Kürtleri yok etme fikri esasen başarısızdır. Kürtler, kendi dillerinde eğitim görmek ve tanınmak; Kürdistan'da da bir hakimiyet kurmak istiyorlar. Bunları kabul etmemek Kürtlere 'siz bir millet olarak tarih sahnesinde yer almayı hakketmiyorsunuz' demektir" dedi.
Evrensel özne gerçeği
Türkiye'de zannedilenin aksine asimilasyon büyük açıdan başarıya ulaştığını kaydeden Doç. Nuray Mert ise, hiçbir iktidar kurgusunun kendini zorlayan bir güç olmadıkça haklar konusunda lütufkar bir hava yaratmayacağını belirtti. Mert, "Bu nedenle Kürtlerin nasıl politikleştiğini ve evrensel bir özne olduğuna bakmakta fayda var" diye konuştu. Öcalan ile gerçekleşen görüşmelere de değinen Mert, Kürtlerin "Önderlik" kavramını "Nasıl olsa hepsi Öcalan'a bağlı sadece Öcalan ile görüşürüz diğer Kürtler nasıl olsa onu dinler" şeklinde algılamanın da oryantalist bir yaklaşım olduğunu belirtti.
Esas sorun unutulmamalı
"Görüşmeler yapılırken sorunun temeli nedir?" sorusunun önemli olduğunu belirten Sosyolog Beşikçi ise, "Bu sorudan uzaklaşmamak gerekiyor. 1920'ler Kürdistan'ın üçüncü bölüşümüdür. Kürtler bölünmüş parçalanmış, devlet kurma hakları gasp edilmiştir. Öcalan ile görüşmeler yapılırken, esas sorunun bu olduğunu ve bu sorunun Ortadoğu ve Yakındoğu'da bulunduğunu da unutmamak gerekiyor" dedi. Kürtlere karşı yürütülen politikaların 1900'lerden itibaren uluslararası düzeyde olduğuna dikkat çeken Beşikçi, "Kürdistan'daki mücadele bir cehennem içinde yürütülüyor. Çevresinde hiçbir dostu yok" diye konuştu.
Görüşmeler devam edecekse
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak ise konuşmasına Paris'te 3 Kürt kadın siyasetçinin suikast sonucu katledilmesini kınayarak başlayıp "Bu katliam yapılmamış gibi devam edemeyeceğimizi düşünüyorum" dedi. Görüşmeler devam edecekse bu katliamı yapanların açığa çıkarılması gerektiğini belirten Kışanak, Fransa'nın bu konudaki sorumluluğu ve yükünün Türkiye'nin sorumluluğunu hafifletmediğinin de altını çizdi.
Oturum soru cevap bölümü ile sona erdi. Verilen aranın ardından konferans, "Kürt sorununun çözümünde Abdullah Öcalan'ın rolü: Neden Öcalan'a özgürlük?" oturumu ile devam etti.
İSTANBUL