
Mersin'de sokak müzisyenliği yapan Güneş Korosu, sokakta olmalarının nedenini sokakların daha özgür olmasına bağlıyor. Grup üyeleri, sokak sanatı ile hem var olan sisteme muhalif olduklarını hem de yaşadıkları kentin idarecileri tarafından getirilen Kürtçe yasağına karşı sokakta ezgiler seslendirerek karşı çıktıklarını belirtiyor. Sokak müzisyenliği uzun yıllardır Avrupa ve Amerika'da varlığını sürdürürken, Güney Amerika ve Asya'da birçok ülkede insanlar, müziği ve dansı hayatlarının bir parçası olarak sokakta yaşıyor. Türkiye'de ise İstanbul'da sokak müziği son 10-15 yıldır yaygınlaşmış durumda. İstanbul'un başta Beyoğlu ve Kadıköy olmak üzere birçok ilçesinde kukla, dans ve pandomim gösterileri yapan sokak sanatçıları ile karşılaşmak kimseyi şaşırtmıyor artık.
Sokakta müzik yapan müzisyenler, müziklerini paylaşmak için bir mekâna ya da kişiye bağımlı değil. Her şeyden önce "özgür"ler ve istedikleri parçayı istedikleri yerde çalabiliyor.
'Sokakta sanat yapmak bir başka'
Sokak sanatçılarını ikiye ayırmak mümkün. Profesyonel, eğitimli müzisyenler, diğeri de para kazanmak ümidiyle eline uygun bir enstrüman yada sesiyle sokağa çıkanlar. Ancak sokak müzisyenliği yapan topluluklar içinde sadece sanatla uğraşanlar değil, farklı meslek dallarından (avukat, doktor, hemşire, işçi) olan müzisyenleri görmek mümkün. Ailesi ile birlikte hem geçimini sağlamak, hem de insanlara müzikle yaklaşmak için sokakta müzik yapan ataması yapılmayan öğretmen Kahraman Ay'da bunlardan biri. Eline gitarını alan Kahraman, eşi Işınsı Ay ve üç çocuklarıyla birlikte Mersin'in Mezitli ilçesinin Viranşehir sahil şeridinde müzik yapıyor. Sokaktaki ilk günlerinde tedirgin olduğunu söyleyen Ay, insanların ilgisinin artması ile birlikte yaptıkları sanatı daha geniş kesimlere ulaştırmaya başladıklarını ifade ediyor.
Sokakta sanat yapmanın hem zor, hem de keyifli olduğunu kaydeden Kahraman Ay, sokak sanatının bambaşka olduğunu söyledi. Yıllar boyunca hak arayan işçiler, demokrasi ve özgürlük mücadelesi veren başta Kürt halkı olmak üzere bütün yok sayılan halkların sokağı mesken edindiğini dile getiren Ay, sokağın sanat içinde bulunmaz bir değer olduğunu ifade etti. Sokakta müzik yapmaya başladıkları zaman birçok zorlukla karşılaştıklarını kaydeden Ay, başta ilçe belediyeleri tarafından bulundukları yerden uzaklaştırılmak istendikleri, zabıta ekipleri tarafından enstrümanlarına el konulduğunu ve satırlı bıçaklı saldırılara uğradıklarını ifade etti. Kendilerine dönük yapılan tüm saldırılara müzikle karşı koyduklarını belirten Ay, ailesi ile birlikte çıktıkları sokakta kendilerine başka müzisyenlerinde eklendiğini, bu nedenle Güneş Korosu diye müzik gurubunu kurduklarını, şimdilerde 6-7 kişilik koro halinde sokakların tozunu attıklarını kaydetti.
Kadın, işçi ve müzisyen
Güneş Korosu'nun tek kadın üyesi Işınsu Ay ise, hem özel bir şirkette işçilik yapıyor, hem evin işlerine bakıyor, hem de eşi Kahraman ile birlikte sokakta müzisyenlik yapıyor.
'Özgür olduğu için sokaktayım'
Güneş Korosu'nun bir başka müzisyeni Hamza Köse de, yıllardır sokakta müzisyenlik yapıyor. Köse, günümüzde sanatçılığın barlarda ve kafelerde yapılan müzikle yapıldığını düşünenlere alternatif olarak, sokak müzisyenliği yaptıklarını belirtti. Köse, "Kimseyi eğlendirme adına bu işi yapmıyoruz, kendimiz keyif alıyoruz, ancak halka da bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz. Sokak daha özgür olduğunu için sokaktayım" diye belirtti. Piyasaya sürülen müzik anlayışına karşı sokakta bağıra bağıra halk ozanlarının parçalarını seslendirdiklerini ifade eden Köse, sokakta Ali İsmail Korkmaz'ı, Berkin Elvan'ı katledenleri yaptıkları müzik ile teşhir etmeye çalıştıklarını, ayrıca yaşadıkları kentin idarecileri tarafından getirilen Kürtçe yasağına karşı sokakta Kürtçe ezgileri seslendirerek karşı çıktıklarını vurguluyor.