Müzmin hastalıklardan mustarip Türk siyaseti

Forum Haberleri —

Muharrem İnce

Muharrem İnce

  • İnce’nin adaylığı Kılıçdaroğlu için ne ifade ediyorsa, Emek ve Özgürlük İttifakı’nda ortak listenin dışında seçime giren partilerin yaratacağı sonuçlar benzerdir.

RAUF KARAKOÇAN

Siyasetin itibarsızlaştığı, güven kaybına uğradığı Türkiye’de seçim havası esmeye başladı. Toplumun her kesiminden beklentilerin yüksek olduğu bir seçim süreci yaşanmaktadır. Ülkeyi içinde bulunduğu buhran ve bunalımdan çıkaracak, toplumsal sorunları çözecek yeni siyasi seçeneklere ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacı karşılayacak potansiyele sahip olan sol siyaset cephesindeki ittifak bileşenlerinden bazıları, kimi nedenlerden dolayı ortak listeden seçime girmekten kaçınmaktadır. Seçimleri kazanma, ülkenin geleceği hakkında söz sahibi olabilecek çoğunluğu yakalama fırsatı doğmuşken, dar parti çıkarlarını esas almaları, oyların ziyan olmasına yol açacak tercihlerde bulunmaları, siyaset bilimine de pek uymayan bir siyaset tarzıdır. 

İktidarı ve muhalefeti de dahil, Türkiye’nin geleneksel siyasi partileri arasında, seçimlerle iktidarın el değişmesinden ibaret olan siyasi anlayışlar da özünde hastalıklıdır. Siyasette ki sorun, tekrarı ve tıkanmayı yaşamasından kaynaklanmaktadır.  Sorunları çözmekten ziyade, kendisi sorun haline gelmiştir. Klasik ve geleneksel siyaset tarzı yeterince aşılmamış olmasına rağmen, şartların ve koşulların dayatmasıyla birlikte, ilk kez ittifaklar temelinde seçimlere girecek siyasi partiler, Türk siyasetini ‘yeni’ bir kavşağa doğru sürüklemiştir. 13. Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve parlamento seçimleri bu ‘yeni’ kavşakta ilerlerken engelli parkurdan geçmektedir.

Türkiye’nin siyasi geçmişinden günümüze varana dek, hakim siyasi anlayışların tümü, resmi ulus devlet ideolojilerini aşmadıkları için siyaseten uzun süre varlık gösterdikleri söylenemez. Bu nedenle Türkiye, siyasi partiler çöplüğüne dönmüş ülke haline gelmiştir. Resmî ideoloji dışında alternatif siyaset üreten partiler de ne yazık ki resmî ideolojinin hukukuyla karşı karşıya gelmekten ve kapatılmaktan kurtulamıyor. Yeni bir seçim sürecine girilirken, HDP’nin başında Demokles’in kılıcı gibi sallanan yargı kararı bunun en son örneğidir.  

Türk siyaseti, saplandığı açmazların içinde debelenerek yaşadığı sistemsel sorunlara çözüm üretemez. En önemli açmazlarından biri hiç kuşkusuz Kürt sorunudur. Bu açmazı aşacak siyasi mantaliteden yoksun partiler, kırk defa seçim de kazansalar sonuç bu günkü durumdan daha da kötü bir duruma düşmekten kurtulamazlar. Müzmin hastalıklara yakalanmış ve sürekli bu hastalıklardan mustarip bir siyaset anlayışı vardır. Bu hastalıklı siyaset anlayışı, zihniyet kalıpları yıkılmadan partiler kurulur, partiler dağılır döngüsü devam edecektir.

İktidardaki faşist Cumhur İttifakı seçimleri kaybedeceğini anlayınca çaresizliğinden dolayı farklı arayışlar içine girmiştir. İlkesiz siyasetin en seçkin örneklerini sergilemektedir. Hızbulkontra örgütünün legal versiyonu Hüda-par, Yeniden Refah partisi, cemaatler ve mafya çeteleriyle aynı çatı altında bir araya geldiler. Türk siyasetin en kirli ittifakı olarak tarihe geçecektir. Seçimleri kazanmaları halinde, bu ittifakın tek amacı ve hedefi, hiç kuşku yok ki Korporatif (faşist) toplum inşasını gerçekleştirmek olacaktır. Faşist AKP-MHP ittifakı ve ortakları Türkiye’yi daha fazla karanlığa gömmenin çatı örgütünü hazırlamış oldular.

Millet ittifakı, Kürt sorunu konusunda rengini yeterince belli etmese de değişim havasını estirmekte ve toplumun beklentilerini karşılayacak umutlar yaratmaktadır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı, ilk başta Meral Akşener’in sert çıkışla ittifaktan ayrılması ve ardından yumuşak iniş yaparak ittifaka geri dönmesi hesaba katılmazsa Altılı Masa’nın varlığı devam etmektedir. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bileşenleri de Kılıçdaroğlu’nun adaylığına teveccüh göstermeleri Türkiye’nin değişim umudunu daha fazla diri tutmaktadır. Memleket Partisi, Türkiye’nin baharına ince ince bir kar yağdırsa da bu sonucu etkileyecek güçten yoksundur. Siyasetin yakalandığı müzmin hastalıkların ürünü olan siyasetçilerden Muharrem İnce, Doğu Perinçek, Sinan Oğan gibi adayların çıkışı da yapı itibarıyla hastalıklıdır. Kazanamayacakları bir yarışa bilerek giriyorlar ve Türkiye’nin kaotik durumuna hizmet ediyorlar. Halkın ve ülkenin geleceğini, ihtiraslarına ve egolarına feda edecek kadar gözü karadırlar. Millet İttifakı’nın bileşenleri, HDP karşıtlığı yapmalarına rağmen HDP’nin gösterdiği hassasiyettin binde birini gösteremeyen çakma Atatürkçülük siyaseti zaten iflas etmiştir.  

Gönül ister ki Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan partilerin tümü bu kritik seçimlerde parti kaygıları yerine toplumsal kaygıları ön plana çıkarmış olmalarıdır. Partiler nihayetinde siyasetin araçlarıdır. Hangi araçlar daha fazla fayda sağlayacaksa o aracın işletilmesidir. Ortak listeden girilmesi solda konumlanan bütün partilerin ve de halkın genel çıkarınadır. Ve yine gönül ister ki Türk siyasetinin yakalandığı hastalıklardan sol siyasetin arınmış olmasıdır. İnce’nin adaylığı Kılıçdaroğlu için ne ifade ediyorsa, Emek ve Özgürlük İttifakı’nda ortak listenin dışında seçime girmesi, yaratacağı sonuçlar benzerdir ve aynı kapıya çıkıyor. Genelin çıkarına bireyin fedakarlığı veya feda edilmesi, her zaman için erdemdir, devrimci bir tutumdur, sol siyasetin bir gerekliliğidir.

Birleşerek başarmanın yanlış pratiğine sapmadan, yaratılan değişim rüzgarlarını arkasına alarak meclis aritmetiğinde hatırı sayılır bir çoğunluk ile yapılacak çok fazla iş vardır. Sol siyaset, belki de ilk kez, etkili bir şekilde Türkiye siyasetini belirleyecek fırsatları heba etmeden, devrimci dayanışmanın gereğine yürekten inanarak, küçük hesapların kurbanı olmasınlar. Eğer tarih yazılacaksa, başarmak için ortak güce ihtiyaç vardır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.