SPD Genel Başkanı Nahles’in istifası, “Almanya’da bir erken seçim olur mu” tartışmasını birlikte getiriyor. Partinin muhafazkar yetkilileri ve diğer ortakları bu ihtimali hiç görmek istemese de anketler, SPD’nin hükümette kalması durumunda erimenin hızlı biçimde devam edeceğini gösteriyor.
26 Mayıs’ta Avrupa Parlamentosu ve aynı gün yapılan Bremen Eyalet Parlamentosu seçimlerinde aldığı tarihi kayıp nedeniyle istifa eden Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin (SPD) Genel Başkanı Andrea Nahles, bir erken seçime yol açar mı?
Birlik partileri CDU/CSU ve SPD’den oluşan Almanya Federal Hükümeti’ndeki bütün ortaklar, şimdi bu soruyu soruyor ve ihtimal dahilinde olan bir erken seçimi dahi telafuz etmek istemiyor.
26 Mayıs’ta her iki seçimden alınan ağır yenilgi ve bu yenilginin ardından yapılan son bir ankete göre bundan sonra daha fazla kan kaybı yaşayacak olan SPD sadece bu partinin yetkililerini değil, CDU’lu Federal Başbakan Angela Merkel ve onun kardeş partisi CSU’yu da derin bir kaygıya sürüklüyor.
SPD’de belirsizlik hükümeti nasıl etkileyecek?
SPD’nin yetkili kurulları, normal şartlar altında bu yılın Aralık ayında ortaya koyacağı bir bilanço ile yeni bir parti yönetimi için seçime gidilmesini öngörüyordu. Ancak, 26 Mayıs’ta alınan kötü sonuçlar gelişmeler açısından bir nevi katalizör etkisi yarattı. Parti içinde Andera Nahles’e yönelik tepkiler arttı, tartışmalar parti dışına taştı ve nihayet Nahles, 2 Haziran Pazar günü yaptığı açıklama ile SPD Genel Başkanlığı ve SDP’nin Federal Almanya Parlamentosu Grup Başkanlığı’ndan istifa edeceğini duyurdu.
Koalisyon hükümetinin küçük ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) içindeki bu deprem, Alman hükümetinin geleceğini tehlikeye atabileceği yorumlarına neden oldu.
Seçimleri öne çekme taraftarı olanların yanı sıra karşıt görüşte olanlar da var. SPD Genel Başkan Yardımcısı Karl Lauterbach, Passauer Neuen Presse gazetesine verdiği demeçte, “Seçimleri öne çekmenin mantıklı olmayacağını özellikle sağlık ve istihdam politikalarında yoğun bir çalışma içinde olduklarını” söyledi. Benzer bir görüşü SPD’nin Federal Parlamento’da muhafazakar kanadında yer alan Seeheimer Grubu Sözcüsü Johannes Kahrs, şu şekilde dile getirdi: “Koalisyon hükümeti 4 yıllığına seçildi. Bu hükümet Aralık ayında iki yılını dolduracak. İşte bu tarihte, iki yıl daha yönetmek için bir zeminin olup olmadığı enine boyuna tartışılacak.”
Noele kadar hükümetin kalıp kalmayacağı mechul
Ancak Lauterbach ve Kahrs’ın aksine SPD’nin önde gelen isimlerden ve Federal Parlamento Başkan Yardımcısı Thomas Oppermann net ifadelerle “Noel’e kadar bu hükümetin kalıp kalmayacağı meçhul” dedi.
Öte yandan Almanya Başbakanı Angela Merkel, hükümet ortakları Nahles’in istifası karşısında üzüldüğünü ancak bunun hükümetin sonu anlamına gelmediğini söyledi. Angela Merkel, Sosyal Demokrat Parti’nin kararlarına saygı duyduğunu hatırlattı ancak “Biz işimize devam edeceğiz” diye konuştu. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Genel Başkanı Annegret Kramp-Karrenbauer de koalisyon hükümetinin devam ettirilmesinden yana olduğunu açıkladı.
Merkel’in de sonu olur
Eğer, SPD giderek eridiğini görüp, dümeni erken seçime gitmekten yana kullanırsa bu durumda Merkel’e, hükümeti sürdürme konusunda bir seçenek kalmıyor.
Zaten Angela Merkel’in kendisi de “Son başbakanlık dönemim” dediği bu hükümet uzun müzakereler ve krizlerle kurulmuştu.
24 Eylül 2017’de yapılan genel seçimlerden sonra Merkel, uzun bir süre Yeşiller ve FDP ile hükümeti kurmak için müzakereler yürütmüş ancak bir başarı sağlayamamıştı.
Merkel, FDP ve Yeşillerle yürüttüğü müzakerelerden sonuç alamayınca tekrar eski ortak SPD’ye yönelmiş, bu parti ile ancak 6 ay sonra, 12 Mart 2018’de CDU/CSU- SPD üçlü koalisyonunu kurabilmişti.
SPD’siz alternatif durumunda Merkel’in SPD’siz ya bir azınlık hükümeti kuracağı, ya da Hür Demokratlar Partisi (FDP) ve Yeşiller Partisi ile yeniden hükümet kurma görüşmelerine başlayacağı tahmin ediliyor.
Bunun dışında Merkel’in diğer bir seçeneği de erken seçime gitmesi. Böylesi bir karar Almanya’da Merkel döneminin de sonunu da getirmiş olacak. Zira, şu anda Merkel son başbakanlık dönemi içinde.
SPD hükümette kaldıkça bitiyor, erime sürüyor
SPD, 26 Mayıs Pazar günü yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde 2014’e göre yüzde 11.4 oy kaybı yaşamıştı. SPD, yüzde 15.8’le alarak büyük hezimetin sahibi olmuştu. SPD’nin 2014’teki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yüzde 27 oy aldığı göz önünde alındığında partideki erime daha net bir şekilde anlaşılır.
Aynı gün gerçekleşen Bremen Eyalet Meclisi seçiminde de yüzde 24.94 oranında oy alan SPD, eyalet seçimlerini 73 yıl sonra ilk kez ikinci sırada tamamlamıştı.
Bu hezimet aynı zamanda 2018’de Martin Schulz’un yerine gelen ve SPD’nin ilk kadın genel başkanı olan Andrea Nahles’in de sonunu getirmiş oldu.
Aynı zamanda SDP’nin Federal Parlamento Grubu Başkanı olan Nahles, parti üyelerine yönelik yaptığı yazılı açıklamada, parti içindeki tartışmalarda, üstlendiği görevlerini yerine getirmeye ilişkin gerekli desteğin verilmediğini belirterek, “Bu yüzden pazartesi günü yapılacak yönetim kurulu toplantısında genel başkanlıktan ve salı günü meclis grubunda Federal Meclis Grubu başkanlığından istifa edeceğimi açıklayacağım” ifadelerini kullanmıştı. Partisine, halefini belirleme imkanı vermek istediğini vurgulayan Nahles, SPD üyelerinin birlik içinde ve sağduyulu davranmalarını talep etti.
Tüm bu gelişmeler ve tartışmalar bir yana, yapılan anketler SDP’nin hükümette kaldıkça veya hükümet içindeki şu anki kişiliksiz ve vasat politikasını sürdürdükçe daha büyük oy kayıplarını yaşayacağını gösteriyor.
Son açıklanan anketler Almanya’da uzun yıllar en güçlü ikinci parti konumunu koruyan Sosyal Demokratların (SPD) yerini Yeşiller Partisi’ne bıraktığını hatta Yeşiller Partisi’nin Almanya genelinde, CDU/CSU gibi muhafazakar partileri de geçerek birinci sıraya yükseldiğini ortaya koyuyor.
Cumartesi günü önemli anket şirketlerinden Forsa’nın 2001 kişi üzerinde yaptığı son anket, SPD’nin ülke genelinde tarihinde elde ettiği en düşük seviye olan yüzde 12 seviyesine düştüğünü ortaya koydu.
“Pazar günü seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz?” sorusunun yöneltildiği ankette ilk kez Yeşiller Partisi, Hristiyan Birlik partilerini geride bırakarak birinci çıktı.
Yeşiller böylece Avrupa Parlamentosu seçimlerinde elde ettiği (yüzde 18) oyun 9 puan üzerine çıkarak, son anketlerde yüzde 27 oranında destek aldı. Hristiyan Birlik partilerine yönelik destek ise (yüzde 28) yüzde 26 seviyesine geriledi.
Sol Parti kendi yağında kavruluyor
Sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) partisinin de Avrupa Parlamentosu seçimlerinden (yüzde 13) bir hafta sonra 2 puan düştüğü gözlendi. Hür Demokratlar (FDP) yüzde 8’lik oy oranını korurken, Sol Parti’ye destek (Die Linke) bir puanlık düşüşle yüzde 8’den yüzde 7’ye geriledi.
HABER MERKEZİ