İbadetlerini gösteriş ve zulümlerini perdelemek için yapanlara, adil olan Allah, milyonlarca insanın gözleri önünde, din satıcılığı ve yaptıkları zulümden dolayı rezilliği tattırmıştır. Bayram namazını onlarca yıldır bombaladıkları, çocuklarını vahşice katlettikleri, tabiatını yaktıkları, mezarlıklarını yıktıkları, cami ve medreselerini ateşe verdikleri, bu mezalimin karar vericileri ve uygulayıcıları yaratıcının huzuruna münafıkça çıkmak istediler. Seccadelerini mazlum ve haklı mücadele veren Kürt halkının kanları üzerine sererek namaza durdular. Allah bu zalim, tağut ve müstekbirlerin, insanları münafıkça aldattıklarını bizlere göstermek için, kara propagandalarından dolayı uyuşturdukları beyinlerin hakikati görmelerini sağlamıştır.
Planlarında Kuran’ı miting alanlarında kullanan Reislerinin yaptıklarını sürdürmek olan, yalan dolanlarla, akıllarını başlarından alıp, gözlerine koydukları milletin algısını rahat yönetmek için, kendi görsel medyalarının eli ile, Allah adına kurmuş oldukları tuzak onların boynuna geçmiştir. Türk İslam sentezi adına, birey ve toplumun dini inançlarını kendilerinin şekillendirdiği, insanların ve cemaatlerin inançlarını, manipülasyon ile iğdiş ederek, tahkiki imanı, taklidi imana dönüştürmek için, devletin bütün zor ve maddi imkanlarını seferber etmiştir.
Devlet ve uzantılarının toplumda bilinçli imanı nerdeyse ortadan kaldırdığına şahitlik ettiğimiz bugünlerde, Allah bu görüntülerle, temiz iman ehline ve dürüst müslümanlara rahmet kapısını açarak, bir fırsat daha vermiştir. Dindarlık ve müslümanlığı maske olarak kullanan bu iktidar güruhun zalim, hırsız, katil ve beynamaz olduklarını çıplak gözlerle görmemizi sağlamıştır. Allah’a ibadeti şova ve riyakarlığa dönüştüren bu namaz tüccarlarının, bayram namazını dahi kılamadıklarını, kendi medyalarından herkese göstertmiştir. Bakan, müftü, vekili, kuvvet komutanlarının da dahil olduğu bu tiyatroda, başrolde oynayanların hakikatini bizlere çıplak gözlerle göstermiştir. Allah dünya malı, evlat ve maddi kuvvetin sadece bir oyuncak olduğunu, bunları elde etmek için kötülük ve zulüm yapmamamız gerektiğini defaatle Kur’an da belirtmesine rağmen, kendine müslümanım diyenlerin, bu denli dünya malı ve iktidar hastalığına kapılmalarını, bu dünyada cezalandırmıştır.
Dinden ve ibadetten 24 saat aralıksız bahs edenlerin, kiblelerini ve ibadet biçimlerini de bu görüntülerden öğrenmiş bulunmaktayız. Görüntülerde kiblede Atatürk’ün heykeli bulunmakta ve namaz kılanlar Atatürk’ün heykeline doğru durarak namaz kılmaktadırlar. Kendi tv’lerinde sakallı ve cübbeli şeyhlerini, İlahiyat profesörlerini konuşturarak, evde resim bulunursa o evde namaz kılınmaz diyenlerin, Atatürk heykelini kible yaparak namaz kıldıklarına şahitlik etmekteyiz. Allahım sen her şeye kadirsin! Bizlere neleri yaşatmakta ve göstermektesin.
Kur’an’ın söylemi ile hakikati her şeye rağmen görmek ve anlamak istemeyenler olacaktır. Allah hakikati görmek istemeyenlerin, kör, sağır, vicdansız ve akılsız olduklarını, belki hayvanlar gibi ve onlardan daha aşağılık bir durumda olduklarını söylemektedir. “Andolsun biz, cinler ve insanlardan kalpleri olupta bunlarla anlamayan, gözleri olupta bunlarla görmeyen, kulakları olupta bunlarla işitmeyen, birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendilerdirler.” (Araf 179) Dikkat edilirse iktidarcı Müslümanların ve onlara taraftar olanların, düşünce dünyaları dumura uğramış, kalpleri taşlaşmıştır. Bu kesimlerden dini bütünlük beklemek, ibadeti tam beklemek de ciddi bir sorundur. Yanılgı şudur:, İnsanın en mukaddes saydığı inanç, dini ve imanı, madde karşılığında ve iktidar için, alet ediliyor ve satılıyorsa, mukeddasatlarını satan bir şahsiyet veya toplumlardan dindarlık ve insanlık beklemek, büyük yanılgıdır.
Ne acıdır ki, bu namazlı beynamazların bu hale düştüğünü kendi gözleri ile görenlerin, hala bunlardan kopmadıklarını görmekteyiz. Israrla ve inatla bunların peşinden gidenlerin olması, Türk-İslam sentezinin nasıl bir Müslüman ve dindar kişilik şekillendirdiğini de açığa çıkarmaktadır. Katledeni alkışlayan, hırsızı ve talancıyı öven, yalancıyı baştacı eden, namaz kılmayı bilmeyen, ama namaz kılmadıkları için insanları öldüren, oruç tutmadığı halde, oruç tutmayanı linç eden, çarpık ve tehlikeli inanca sahip bir şahsiyet ve toplumla karşı karşıyayız.
Biz Müslümanlar nasıl bu hale geldik ya da getirildik? Nasıl bu kadar İslam ve din karşıtlığına dönüştürüldük? İslam karşıtlarından nasıl İslami rehberler çıkarttık? Bunun analizi belki ansiklopediler karşılayamaz. Ayette söylendiği gibi, kalpleri vardır ama his etmezler, gözleri vardır ama görmezler, kulakları vardır ama duymazlar. Bu hakikati bu gün kendine müslümanım diyen toplumlarda, derinlikli müşahede etmekteyiz. Kürt milleti kendi insani ve İslami hakını aradığı için, dinsiz ve tekfir edilirken, zalim ve terörist gösterilirken, Dini satarak, alet ederek ondan iktidar devşirenler, namazı bilmeyen ve gösteriş için yapanlar, insan katleden, faiz alan ve veren, başkasının malını zorla gasp eden, uyuşturucu alıp satan, münker ne varsa uygulayanlar ne yazıktır ki, hala zemin bulmakta ve toplumu kendi peşlerinden sürüklemeye devam etmekteler. Bu onların mahirliği olduğu kadar, bizlerinde eksik ve yetmezliklerinden kaynaklanmaktadır.