Kızı, 19 yıl önce tecride karşı bedenini ateşe verdi. Eşi açılan davalar ve verilen cezalardan dolayı ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Tutsak ise şimdi açlık grevinde.

 Nezahat Teke, hayatının 20 yıldır  “İnsanlar ölmesin” ve “Anneler ağlamasın” sloganlarıyla geçtiğini belirterek, “Sessiz kalacağımız beklenmesin. Nasıl rahat yaşayabiliriz?” dedi.

Barış Annesi Nezahat Teke, “Bugün çocuklarımız aç. Ölümden öte köy mü var” diyerek sessizliği eleştirdi. Fahriye Bakır ise açlık grevi eylemcilerinin taleplerinin karşılanması için mücadele ettiklerini belirterek, “Biz anayız. Tek istediğimiz; eşit, özgür ve demokrasi içerisinde sorunların çözülmesidir” dedi. Zümre Emeç, üç aydır da oğlunu göremediğini aktararak, “Artık nereye kadar korkacağız? Bu korkuyla nereye kadar gideceğiz?” diye sordu.

24 yaşında ve 2 yıldır Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Mazlum Teke, 1 Mart’ta açlık grevi eylemine dahil oldu. Annesi Nezahat Teke, Öcalan üzerindeki tecrit ve oğlunun açlık grevi eylemine başlamasına ilişkin konuştu. Nezahat Teke, Öcalan üzerindeki tecrit koşullarını protesto etmek amacıyla “Öcalan’sız asla” sloganıyla 10 Temmuz 2000’de Amed’de bedenini ateşe veren Özgür Halk Dergisi çalışanı Nesrin Teke’nin de annesi. Anne Teke, kızının bedenini ateşe verdiği 2000’den bu yana Barış Annesi olarak savaşa karşı mücadele yürütüyor.

Sessiz kalmamız beklenmesin

 Eşi Mehmet Şah Teke’nin hakkında açılan davalardan dolayı ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını belirten Teke, bir kızıyla yaşıyor. Anne Tekke, “Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için kızım bedenini ateşe verdi” hatırlatmasında bulunarak, “Bugün de Mazlum, binlerce arkadaşıyla tecridin kaldırılması için bedenini ölüme yatırdı. Anne olarak sessiz kalacağımız beklenmesin. Nasıl rahat yaşayabiliriz” dedi.

Kimse önünü alamaz

 Hayatının “İnsanlar ölmesin” ve “Anneler ağlamasın” sloganlarıyla geçtiğini dile getiren Teke, “20 yıldır barış için mücadele ediyorum. Kızımı binlerin talebi için kaybettim. Kin, nefret, ölümler olmasın. Leyla Güven 4 aydır, cezaevlerinde 3 ayı aşkındır insanlar bedenini ölüme yatırmış durumda. Bu taleplere kulaklarını, gözlerini kapatıyorlar. Anneler harekete geçmelidir. Ölü toprağını üstünden atmalılar, gaflet uykusundan uyansınlar. Eğer cezaevinden tek bir tabut çıkarsa çok kötü durumlara neden olabilir. Kimse önünü alamaz” şeklinde konuştu.

Bir anne evladı için yaşar

 “Bir anne evladı için yaşar” diyen Teke, “Bir anne aç uyuyabilir ama evladının aç kalmasına yüreği dayanmaz. Ölümden öte köy mü var? Ben sadece çocuğum için mücadele etmiyorum. Bütün anneler çocukları için birlikte mücadele etmelidir.”

 Nereye kadar korkacağız

Tarsus 1 No’lu T Tipi Cezaevi’nde 5 Ocak’tan bu yana açlık grevine başlayan Erdal Emeç’in (32) eylemi ise 65. gününde. Oğlunun 8 yıldır cezaevinde olduğunu anlatan Zümre Emeç, üç aydır da oğlunu göremediğini dile getirdi. Oğluyla sadece haftalık telefon görüşmesinde konuşabildiğini aktaran anne Emeç, oğluyla gerçekleştirdiği son telefon konuşmasını anlatarak, “Oğlumun sesi çok kısık geliyordu. Ama morali çok yüksek ve eyleminde de kararlıdır” dedi. Anne Emeç, gardiyanların ise tutsaklara hakaret ettiğini ve kötü davranıldığını belirtti. Anne Emeç, şunları ifade etti: “Hepimiz birleşelim ve ayaklanalım. Artık nereye kadar korkacağız? Bu korkuyla nereye kadar gideceğiz?”

Herkesin kapısın çalacağız

 Barış Anneleri Meclisi Amed Şubesi, kentte bulunan siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarına ziyaretlerde bulunuyor. Barış annelerinden Fahriye Bakır, açlık grevi eylemcilerinin taleplerinin karşılanması için mücadele ettiklerini belirterek, “En önemli sorunumuz tecrit. Binlerce insan cezaevlerinde açlık grevinde. Biz anayız, onlar bizim evlatlarımız. İdeolojileri insanlıktan yana olan bütün kapıları çalacağız. Tek istediğimiz; eşit, özgür ve demokrasi içerisinde sorunların çözülmesidir. O yüzden tecrit kalksın, talepler karşılansın, açlık grevleri son bulsun” dedi.

Sessizlik baskıyı artırıyor

Leyla Güven’in başlattığı açlık grevi eyleminin yayılarak devam ettiğine dikkat çeken anne Sabahat Balkaya, “Sessizlik zindanlardaki baskıyı arttırıyor. O insanlar hepimiz için açlık grevindeler. Çünkü tecrit bir insanlık suçudur. Cezaevlerinden gelecek bir ölüm haberinden herkes sorumludur. Biz annelerin tek talebi bir an önce tecridin kaldırılmasıdır” şeklinde konuştu.

Kapılar açılmalı, çözüm tartışılmalı

 Anne Raife Özbey ise açlık grevi eylemlerinin kritik bir aşamaya ulaştığını ve taleplerin derhal karşılanması gerektiğini belirterek, “Can kaybı yaşanmadan bir an önce İmralı kapıları açılmalıdır. Çözüm tartışılmalıdır” dedi. Hükümetin ve kamuoyunun açlık grevi eylemlerine karşı sessizliğini eleştiren Özbey, “Yarın cezaevlerinden bir tabut çıkarsa Türkiye için de bizim için de iyi bir şey değil. Leyla Güven bir halkın, ülkenin ve meclisin vekilidir. Neden devlet bir milletvekilline karşı bu kadar sessiz?” diye sordu. n AMED