Zorlu ve direnişle geçen yılların ardından doğduğu toprakları terk etmek zorunda kalıp Hewlêr’e gelen HDP Üyesi Nasır Yağız, tecride karşı 71 gündür açlık grevini sürdürüyor. Nasır Yağız, 1992’de Êlih’te (Batman) dünyaya geldi. Yağız, doğmadan iki dayısı kontrgerillalar tarafından şehit edildi. Köyleri 1980-1985 yılları arasında Türk devleti tarafından yakıldı, bu nedenle Êlih’e göç ettiler. 2004’e kadar Êlih’te kaldılar ama ekonomik sıkıntılar nedeniyle duramadılar. Yağız, sonrasını şöyle anlatıyor: “Hiç unutmam. Sabahın ilk ışıklarıyla bir battaniye, bir minder, küçük bir tüple arabaya bindik ve Amed’e gittik. 12 yaşındaydım. Hayattan bir şey anlamıyordum. Gözümü açtığımda, babamın Amed’de ev hazırladığını gördüm. O zaman anlamıştım bizim için bazı şeylerin yolunda gitmediğini. Amed bize yabancı geliyordu. Bir kelime dahi Türkçe bilmediğim için dışarı çıkmıyordum.” Babasıyla birlikte 2004 yılından 2011’e kadar seyyar satıcılık yaptığını söyleyen Yağız, 2010’da BDP ile tanışır. Bu arada bir kez daha Êlih’e gitmeye karar verirler. 2014’ten sonra parti çalışmalarına daha fazla katılır. HDP gençlik merkezinin yönetiminde yer alıp iki sene DBP ve HDP Gençlik Merkezi Sözcülüğünü yapar. Yağız, “Partiyi tanıdıkça aileye daha çok bağlandım ve toplumu daha çok sevmeye başladım” diyor. Birçok defa gözaltına alınıp tutuklanır. Yağız, Güney Kürdistan’a geliş sürecini de şöyle paylaşıyor: “2016’da iki defa tutuklandım. Türk devleti bizi ajan yapmak istedi ama benim iradem daha güçlüydü. 2018’e kadar birçok defa gözaltına alındım. Cezaevinde eksikliklerimi görme fırsatı buldum. Özgür ve onurlu bir yaşam sürmeye karar verdim. Önder Apo’nun bize öğrettiği inanç ve düşüncelerle PKK’nin yaşamını esas alarak mücadele etmeye karar verdim. Türk devletinin baskı ve tutuklamalarına karşı Türkiye’den çıkmaya karar verdim. Bu amaçla Başûr’a geldim.”
Başûr’a geçtikten sonra HDP Hewlêr Temsilciliği’nde çalışmalara devam eden Yağız, açlık grevi eylemine başlamasını da şöyle açıklıyor: “Leyla Güven’in, ‘Ben varlığımı Önder Apo’nun ideolojisiyle tanıdım. Bu nedenle tecrit kırılmadığı sürece eylemim devam edecektir’ sözleri beni etkiledi. Leyla Güven tecridi kabul etmediğini söylediğinde, ben de aynısını yapmam gerektiğini düşündüm ve Önder Apo üzerindeki tecridi kabul etmeyerek açlık grevi eylemine başladım. Herkes güçlü bir şekilde Önder Apo’ya sahip çıkmalı. Bütün Kürt halkına çağrım, eylemleri güçlendirip Önder Apo’ya daha çok sahip çıksınlar. Eylemler yalnızca Nasır’ın ve arkadaşlarının değil, Kürt halkının direnişidir. Önder Apo özgür olana kadar eylemimiz devam edecek.”