Almanya'da son haftalarda mültecilere yönelik ırkçı saldırılarda artış yaşanıyor. Aşırı sağcılar Saksonya eyaletine bağlı Heidenau kentinde kurulan geçici mülteci merkezi önünde üst üste iki gece gösteri yapmıştı. Baden Württemberg Eyaleti'ndeki Weissach im Tal kasabasında ise iltica başvurusunda bulunanlara tahsis edilmesi planlanan bir bina yandı. Yetkililer yabancı düşmanı bir saldırı olduğundan şüpheleniyor. Berlin'de ise ırkçıların sokak ortasında göçmen iki çocuğun üzerine işemesi büyük tepki çekmişti. 


NAV-DEM desteğe çağırdı

Ülkede yükselişe geçen ırkçı saldırılar demokratik kitle örgütlerinin de tepkisini çekiyor. Mültecileri hedefleyen saldırıların kabul edilemez olduğunu ifade eden Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV-DEM) Eşbaşkanı Yüksel Koç, "Irkçı saldırılara Kürdistanlılar da tepki göstermeliler" dedi. 


1 ve 12 Eylül'de alanlarda olalım

12 Eylül'de Hamburg'da antifaşitlerin ırkçı grupların gösterilerine karşı yürüyüş ve miting yapacakları bilgisini veren Koç, Kürtleri de bu eyleme katılmaya davet etti. 

Gazetemize konuşan Koç, "Almanya'da yaşayan Kürdistanlılar, 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde yapılacak olan tüm etkinliklere güçlü bir katılım sağlamalılar" diye de ekledi. 


Faşizm her yerde faşizmdir

"Faşizm her yerde faşizmdir. Kürdistan'da Erdoğan ve DAİŞ ne ise burada da bu gruplar aynıdır. Buradaki bazı politikacıların sorumsuz açıklamaları da bu faşist grupları cesaretlendirmekte" diyen Yüksel Koç, "Buna bir an önce son verilmelidir" çağrısı yaptı. 


Sistemin yedeğiler 

Koç, mülteci karşıtı gösterileri organize eden faşist örgütlenmelerin sistemin yedeği olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Irkçılık her zaman toplumda kim zayıf ise ona yönelmiştir. Almanya'da şu an zayıf olanlar ise mültecilerdir. O yüzden bütün saldırılar onlara yönelik olmakta. Ekonomik daralmaları bahane eden faşistler ilk olarak mültecilere yönelmekte. 


Bu durum kabul edilemez

Bu durum kabul edilemez. Sistem bu tür durumlarda bir algı ve karartma olayına giderek gündemi saptırmakta ve yedeği olan bu ırkçı grupları sokağa salmaktadır. Tıpkı 90'lı yıllarda olduğu gibi. O dönemde de bu tür Nazi örgütlenmeler, polis ve Anayasayı Koruma Örgütü ile birlikte çalışıp, cinayetler işlemişlerdir." 


DİDF: Saldırılar kitleselleşiyor

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) da son saldırılar ile beraber Almanya'da durumun çok tehlikeli bir noktaya geldiğini belirtti. 

DİDF yazılı açıklamasında Almanya'da yaşanan ırkçı saldırıların giderek kitleselleştiğine dikkat çekerek "Eli sopalı Neonazi grupların, polisle çatışarak sığınmacılara saldırma girişimleri, ırkçı şiddetin giderek kitlesel bir karakter kazandığını ortaya koyuyor" dedi. 


Hükümet acilen önlem almalı

Federal hükümete ırkçı saldırı engellemek için gerekli önlemleri alması çağrısı yapan DİDF, "Sığınmacılara ve göçmenlere yönelik saldırı planı içinde olan ya da olabilecek gruplara karşı zamanında etkili önlemler alınmalı, sert bir şekilde cezalandırılmalıdırlar" talebinde bulundu. 


Aksi halde daha kötü olaylar yaşanabilir

DİDF, önlem alınmamasının daha kötü sonuçlar doğuracağına da işaret ederek, "1990'lı yılların başında Solingen, Mölln, Rostock ve Hoyerswerda olduğu gibi sığınmacılara ve göçmenlere yönelik şiddet olaylarının tekrarlanması çok da uzak bir ihtimal değildir" uyarısında bulundu. 


Suçlu göçmenler değil sizsiniz

"Almanya'ya yüzbinlerce insanın sığınmak zorunda kalmasının sorumlusu çaresiz ve zor duruma düşen sığınmacılar değil, Suriye'yi, Irak'ı, Afganistan'ı ve diğer ülkeleri karıştıran ülkelerdir" tespitinde bulunan DİDF, açıklamasını "Savaş, politik baskı ve inkar politikalarıyla karşı karşıya olanlar için başka bir ülkeye sığınmak en insani haktır ve ülkeler de hiç bir şart öne sürmeden bunu kabul etmelidir" talebiyle bitirdi. 


 HABER MERKEZİ