
ÜYELİK KAMPANYASI Avrupa'da, özellikle Almanya'da, bir milyondan fazla Kürdistanlı yaşıyor. Bu Kürdistanlıların kendi kurumlarına üye olma hakları ve sorumlulukları var. Kurumlarımız, başka halkların kurumlarına da benzemiyor. Bu kurumlar, halkımızın alınterinin ve şehitlerimizin kanının temsilidir.
ULUSAL KURUM Kürdistani bir kurumuz. Kürdistan'ın herhangi bir parçasına yönelik bir çalışma esas değildir. Kürdistan'ın herhangi bir yerinde toplumumuza gelecek olan her türlü zarara karşı topyekun seferberlik ruhuyla harekete geçeriz. Kitlemize yaklaşımımız ulusal temeldedir.
NAV-DEM’in Kürdistani bir kurum olduğunu belirten Eşbaşkan Bahattin Doğan, “Bizim için Kürdistan’ın herhangi bir parçasına, partisine veya yöresine yönelik bir çalışma esas değildir. Kürdistan’ın herhangi bir yerinde, herhangi bir kesiminde toplumumuza gelecek olan her türlü zarara karşı topyekun seferberlik ruhuyla kendini harekete geçirecek olan bir kurumuz” dedi.
Almanya’nın dört bir yanındaki Demokratik Kürt Toplum Merkezlerinde gençlerin ve kadınları çalışmalara katma konusunda sıkıntılar yaşandığını belirten Doğan, bu konuda da yoğun bir tartışma içinde olduklarını ve sorunları aşmaya çalıştıklarını kaydetti.
Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nin (NAV-DEM) “Öcalan’a özgürlük, Kürdistan’a statü! Örgütlülüğümüzü büyütelim!” şiarıyla düzenlediği üçüncü olağan kongresinde eşbaşkanlığa seçilen Bahattin Doğan’la kongre sonrasını ve yeni dönem çalışma takvimini konuştuk.
NAV-DEM, geçen kongrede olduğu gibi bu kongrede de önüne 50 bin resmi üyelik hedefi koydu. Neden önemli bu? Ne gibi faydaları var?
Resmi üyeliğin fazla olması, her sivil toplum kurumu için gerekli. Özellikle bir kurumun kurum olabilmesi, dışarıda itibar kazanması açısından oldukça önemli. Kurum çalışmalarının halkın hizmetine sunulması, halkın çalışmalara katılması, yönetimin denetlenmesi açısından da önemli bir şey bu. Üyeliğin bizim açımızdan maddiden ziyade manevi bir değeri var. Zaten bizim diğer kurumlar gibi üyelerimizden maddi açıdan büyük bir beklentimiz yok. İnsanlarımız ekonomik durumlarına göre bir katkıda bulunabilir.
Avrupa’da, özellikle Almanya’da bir milyondan fazla Kürdistanlı yaşıyor. Bu Kürdistanlıların kendi kurumlarına üye olma hakları ve sorumlulukları var. Mesela bir İsveçli, 10 hatta 15 kadar kuruma üyedir. Bir kuruma üye olan herkesin seçme ve seçilme hakkı olur, kurum kararlarına kendini katma konusunda irade sahibi olur. Fakat üyelik kültürü tam olarak toplumumuzda gelişmediği için bu konuda bazı sıkıntılar yaşanıyor. Üyelik kampanyasıyla bu tür sıkıntıları giderme, üyeliğin anlam ve önemini kitlelerimize taşıma konusunda büyük çabalarımız ve çalışmalarımız var.
Şimdiye kadar neden bu yapılamadı? Neden üye sayınız bu kadar az?
Bu elbette ki yöneticiler olarak bizim eksikliğimiz. Halen tam olarak ulaşmamız gereken kitlemize ulaşmış değiliz. Üyeliğin önemini de halkımıza kavratmış değiliz. Yer yer bazı sıkıntılar yaşansa da kurumlarımız genel olarak bulunduğu ülkenin yasaları doğrultusunda kurulan resmi kurumlardır. Hatta birçoğu “toplum yararına çalışma yürüten kurum” statüsünde olduğu için üyelerimiz ödedikleri aidatları yıl sonunda vergilerinden düşebiliyor. Bu açıdan bakılınca tam olarak anlamama veya üyeliğin gereklerini tam olarak kavratamama sorunu yaşanmaktadır.
Bunun yanında YEK-KOM’dan NAV-DEM’e geçerken bir üyelik kayması oldu. Halen birçok kurumumuzun bürokratik işlemleri tamamlanamadığı için üye sayısını artırma konusunda bazı sorunlar yaşanıyor. Fakat o sorunlar bugün itibarıyla aşılmış bulunuyor. Bu yüzden tüm halkımıza çağrımız kurumlarına sahip çıkıp üye olmalarıdır.
Bizim kurumlarımız, başka halkların kurumlarına da benzemiyor. Bu kurumlar, halkımızın alınterinin ve şehitlerimizin kanının temsilidir. O yüzden de herkesin onursal bazda da olsa kurumları sahiplenmesi ve bu mirasa sahip çıkması gerekir.
Peki bu dönemde sizin mevcut eksikliği aşmak için bir planlamanız, çalışma takviminiz var mı?
Şu anda başlattığımız bir üyelik kampanyası var ve bu sadece bir dönemle sınırlandıracağımız bir çalışma değil, bütün çalışma dönemimiz boyunca sürdüreceğimiz bir çalışmadır. Nitekim startını bugün itibarıyla verdik. Gerek komisyonlarımız gerekse meclislerimiz bu yönlü çalışmalarını yürütecektir.
Hazırlıklarımız bitti. Hızlı bir çalışmayla ulaşmamız gereken kitleye ulaşmayı hedefliyoruz. Kitlemiz Avrupa’nın her tarafına yayıldığı için ulaşamadığımız halkımıza çağrımız, kendilerinin gelip kurumlarını sahiplenmeleri ve üye olmalarıdır.
NAV-DEM’e bağlı her kurumun da önüne koyduğu hedefler olacak. Bu hedefleri daha sonra yapacağımız toplantılarla belirleyip kamuoyuyla da paylaşacağız.
Kuzey Kürdistan’da önemli bir süreç yaşanıyor, katliamlar ve güçlü bir direniş var. Buna dair planlamanız var mı?
Kuzey Kürdistan’da yürütülen mücadeleye yönelik çalışmalar, her zaman gündemimizde. Fakat bu çalışmalar, ülkemizde gelişen süreçle beraber biraz daha öne çıkaracağımız çalışmalardır. Şu anda birçok yerde paneller, konferanslar, dost meclisleri oluşturma, Kürdistan dostluk inisiyatifleri geliştirme gibi çalışmalarımız yoğun olarak yürütülüyor.
Bunların yanında Kürdistan’da Türk devletinin yaptığı yıkımdan dolayı mağdur olan halkımızla dayanışmak için Kardeş Aile Kampanyası yürütüyoruz. Bu çalışma, Türk devletinin yaptığı tahribatı giderme konusunda yetersiz kalıyor. Halkımıza çağrımız, durumları dahilinde bu kampanyayı mutlaka desteklemeleridir ki, bir nebze de olsa halkımızın yaralarına merhem olalım.
Avrupa’da NAV-DEM denilince daha çok Kuzey Kürdistan akla geliyor. Ancak kongrenizde aldığınız kararlarda 4 parça Kürdistan’ın sorunlarına değinildiği ve sorunların sahiplenildiği görülüyor. Bu sizin açınızdan yeni bir atılım mı?
Halen “ulusal bir kurum” olmadığımız gibi bir düşünce oluşabiliyorsa bu, çalışmalarımızın taşınmasındaki yetersizlikten kaynaklanıyor. Biz neticede Kürdistani bir kurumuz. Bizim için Kürdistan’ın herhangi bir parçasına, partisine veya yöresine yönelik bir çalışma esas değildir. Kürdistan’ın herhangi bir yerinde, herhangi bir kesiminde toplumumuza gelecek olan her türlü zarara karşı topyekun seferberlik ruhuyla kendini harekete geçirecek olan bir kurumuz.
Rojhilatê Kurdistan’da, Başûrê Kurdistan’da, Rojavayê Kurdistan’da, Bakûrê Kurdistan’da, Avrupa’da, Kafkaslar’da ve Kürtlerin yaşadığı bütün alanlarda Kürtlerin siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel sorunlarına çözüm geliştirme konusunda kendisini sorumlu gören bir kurumuz. Kitlemize yaklaşımımız ulusal temeldedir. Yaptığımız, herhangi bir parçanın çalışması değil. Sadece bir kurum ve örgüte yönelik çalışmayı da esas almıyoruz. Bizim açımızdan Kürdistan halkının yanında olan demokrat ve hümaniter kesimleri de kapsayacak, onlarla ortak çalışma yürütecek bir çalışma, temel prensiptir. O yönüyle herkese hem kapımız hem de gönlümüz açık.
Doğrudur, mevcut durumda özellikle Bakûrê Kurdistan kimliği öne çıkıyor; fakat gerek Şengal’de gerek Rojava’da gelişenler karşısında yaptığımız çalışmalara bakıldığında görülecektir ki, çalışmalarımızın yüzde 95’i bu alanlara endeksli yürütülüyor. Yine Rojhilat’taki idamlarla ilgili eylem ve etkinlikler yaptık. Neticede insanlığa ve başta da Kürt halkına zarar veren her türlü durum karşısında tavır sahibi olan bir kurumuz.
Kongrenizde gençlik ve kadın çalışmalarının yerel DTKM’lerde yeterince aktif yürütülmediği de dile getirilen eksiklikler arasındaydı. Bu sorunların çözümü noktasında planlarınız neler?
Bu yönlü yoğun bir tartışma içerisindeyiz. Özellikle kadın iradesinin öne çıkarılması noktası yıllardan beri tartıştığımız bir konu. Bunu örgütlü kadın birimlerimizle tartışıyoruz. Gençlik de benzer sorunlarla karşı karşıya. Gerek meslek edinme, gerek eğitim, gerekse de burada iki kültür arasında kalmaktan kaynaklı yaşamış olduğu sıkıntıları giderme konusunda gençliği eğitmeye yönelik plan ve projelerimiz var. Fakat bu konuda birçok açıdan yetersiz kaldığımız özeleştirisini verebiliriz. Kadın temsilinin az olması da bizim açımızdan kabul edilemez bir durum.
Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin farklı yollara saplanması, kabul edemeyeceğimiz bazı yollar tutması konusunda kurumlarımıza başvurular yapılıyor. Bu sorunları çözmek için komisyonlarımız, meclislerimizle yaptığımız planlar var. Hem kadına hem de gençliğe çağrımız da var tabii. Gelip kurumlar içinde kendilerini bir kimliğe kavuştursunlar; aynı zamanda ortak projeler, ortak çözümler geliştirelim. Bütün olanaklarımız hem gençliğe hem de kadınlarımıza açıktır. Kadın ve gençliğin olmadığı bir örgütlenme, bizim açımızdan başarısızdır.
Kurumlarımızda yüzde 50 cinsiyet kotasını esas alıyoruz. Kadın arkadaşlarımızdan beklentimiz, bu kotayı komisyon ve diğer organlarda doldurmalarıdır.
Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin dünya çapında kahramanlıklarla anıldığı, olumlu bir imaja sahip olduğu bir dönemdeyiz. Bu, çalışmalarınızı nasıl etkiliyor?
Daha önce de belirttiğimiz gibi biz Kürdistani bir kurumuz. Kürt sorununun demokratik çözümüne, Kürt toplumunun siyasal, kültürel haklarının tanınmasına yönelik çalışmalar yürüten her kurumu destekliyoruz. Bunun için en büyük uğraşı, bedeli veren hareketlerden bir tanesi Kürt Özgürlük Hareketi’dir. Özellikle Avrupa devletleri nezdinde halen kriminalize etme, çalışmalarını engelleme üzerine geliştirilen yasağın kaldırılmasına yönelik bazı çalışmalarımız olacak. Çünkü mevcut durumda yasakların çözüm olmadığı açıktır.
Neden bu kadar önemli PKK yasağının kaldırılması?
Bir kere, Kürt sorununu demokratik yollarla çözmek isteyen Kürtlerin muhataplığın dışına itilmesi kabul edilemez bir durum. Özellikle ülkemizde akıtılan kanın durdurulması için Kürtler üzerinde geliştirilen yasağın mutlaka kaldırılması gerekiyor.
Burada da Kürtler adına hareket eden siyasetçilerin, kurum temsilcilerinin muhatap alınması gerekiyor. Bu yasak, barış, kardeşlik ve ortak yaşama hizmet etmiyor. Aksine daha fazla kana, gözyaşına, köy yakmalar gibi uygulamaların geri dönüşüne hizmet ediyor.
Avrupa devletlerine çağrı yapıyor: Kürt Özgürlük Hareketi üzerindeki yasağa derhal son verin, Kürt iradesini tanıyın. Zaten şu anda, yer yer sıkıntılar yaşasak da, defakto olarak bu durumu aşmış bulunuyoruz. Toplumlar nezdinde yasak, pek de kabul görmüyor. Tabii yasağa ilişkin dostluk komitelerini geliştirme, aydınlarla ilişkilenme, siyasi partiler ve sivil toplumla çalışmalar yürütme çabalarımızı sürdüreceğiz. Halkımızla beraber tabandan tavana bir kamuoyu, lobi çalışması yapacağız.
İşi, gücü, konumu ne olursa olsun halkımızla dayanışmak isteyen herkesi de lobi oluşturma, kamuoyu baskısı yaratma çalışmalarına seferberlik ruhuyla katılmaya çağırıyorum. Türk devletinin halkımıza karşı yürüttüğü kirli savaşı, böylelikle teşhir edebiliriz.
Son dönemin en önemli konularından biri de Rojavalı göçmenler... Binlerce Rojavalı, Avrupa’ya geldi. Onlarla ilişkilenme düzeyiniz nasıl?
Evet, Rojava’dan Avrupa’ya büyük bir göç yaşandı ve halen yaşanmaya devam ediyor. Buna ilişkin daha önce birçok çalışma yürüttük fakat henüz istediğimiz noktada değiliz. Bu, bizden kaynaklı bir takım eksiklikten dolayıdır. Eksik kaldığımız bu hususu gidermek için DTKM’lerde özel Rojava komisyonları kurma çalışmalarımız var.
Başka bir konu... 15-20 önce kurumlarımızda ağırlıklı Türkçe konuşulurdu fakat şu an bu tür sıkıntıları aşmış bulunmaktayız. Çünkü ağırlıklı olarak artık toplantılarımızda olsun, çalışmalarımızda olsun Kürtçe konuşuyoruz. Yani dil sorunu bahane edilip kurumlara gelmemek gibi bir durum söz konusu değil.
Rojava kitlemizden beklentimiz, gerek meclislerimizde gerek komisyolarımızda gerekse DTKM’lerimiz bünyesinde kendilerini ifadeye kavuşturmaları ve sorunlarına çözüm geliştirip diğer çalışanları da buna dahil etmeleri. Bugüne kadar yaptığımız kongrelerde özellikle Rojava halkımızın temsile kavuşturulması için yönetimlerde öncelik tanıdık ve tanımayı sürdüreceğiz.
HABER MERKEZİ