
Amed Ahmet’e, Xezal Hazal’a...
Kürtçe isimlerin Türkçelerle değiştirilmesi değişik biçimlerde yapılıyor. Bazı isimler Türkçe’deki fonetik benzerlerine dönüştürülürken bazıları ise hiç ilgisiz Türkçe isimlere bırakıyor kimlikteki yerini. Irkçı histeriyle dolu bazı nüfus memurları ise “inadına” Türk milliyetçi tarihini anıştıran isimler veriyor çocuklara. Çocuğunuzun adını Ciwan koymak istiyorsunuz; üzerinde “Cihan” yazan bir kimlikle çıkıyorsunuz Nüfus Müdürlüğü’nden... Welat Ferhat’a, Amed Ahmet’e, Xezal Hazal’a, Xelîl Halil’e, Xecê Hatice’ye, Newroz Nevruz’a dönüşüveriyor. Bazen de Berxwedan, Teoman diye yazılıyor kimliğe. Tabii bu isimler, Türkleştirmenin, asimilasyonun yöntemi olduğu kadar küçük düşürmenin, kişiliksizleştirmenin yöntemi olarak da kurgulanıyor. Ama isim sahiplerinde ortaya çıkardığı genel his, kimliğine karşı daha fazla duyarlılık ve kendisini kimliksizleştirmeye çalışanlara yönelen öfke oluyor.
Belgesele konu oldu
Asimilasyonun ve kimliksizleştirmenin en saf ve gündelik hali olan bu “isim meselesi”, Kürt yönetmenler Ömer Altaş ve Cihad İlbaş’ın yönettiği bir belgesele konu oldu. “Navê Te Çi Ye?” filminde gerçek ismi yerine Nüfus Müdürlüğü’nün “uygun gördüğü” ismi alan kişilerle görüşüldü; isim hikayelerine kulak verildi. İsimlerinin günlük hayatta yarattığı zor ve kimi zaman komik durumların anlatımıyla soruna dikkat çekilen filmin alt metninde ise Kürt halkının büyük kentlere göç ettirilmesinin yarattığı kimlik bunalımı işleniyor.
Samimi bir film...
Navê Te Çi Ye, yönetmenler Altaş ve İlbaş’ın ilk filmi... Olanaksızlık içinde, tek bir kamerayla, kendi deyimleriyle “olanaksızlığın içinde bile bir şey yapılabileceğini göstermek için” çekiyorlar filmi. Ayrıca “tam zamanlı” sinemacılar da değiller. Altaş Jeoloji Mühendisi, İlbaş ise İstanbul Kürt Enstitüsü’nde Kürtçe öğretmeni... Bu, filme amatörlük katıyorsa da bu amatörlüğün sonucu kalite düşmesi değil, samimiyet oluyor. Filmi izlerken hikayesini anlatan herkese adeta misafir oluyor; çay eşliğinde trajikomik bir sohbete dalıyorsunuz.
İlk gösterimi geçtiğimiz günlerde İstanbul’daki Mekan adlı salonda gerçekleşen filmin yönetmenleriyle çalışmalarına ilişkin konuştuk.
Kürdistan’ın her yanı hikaye!
Ömer Altaş, “Kürdistan öyle bir coğrafya ki, neredeyse her kişinin, her köyün ve her taşın ilginç bir hikayesi var” diyor ve filmlerinin de bu hikayelerin anlatılması uğraşının bir parçası olduğuna vurgu yapıyor. Filmlerine seçtikleri konunun hemen hemen her Kürt’ün yaşadığı trajikomik bir hal olduğunu belirten Altaş, şunları söylüyor: “Düşünün işte, çocuğunuza kendi dilinizde isim vermek bile ne kadar zor, zahmetli bir iş. Üstelik en doğal hakkınız bu. Ama sizin yerinize bir memur, bir müdür çocuğunuza isim veriyor.”
Bütçesiz olabileceğini gösterdik
Filmin ilk çekimleri olduğunu ve acemilik yaşadıklarını hatırlatan Altaş, filmin çekilmesi sürecine ilişkin ise şunları anlatıyor: “Biz kendimize bağımsız bir sinema grubu kurmayı planlıyorduk. Elimizde sadece bir fotoğraf makinesi vardı. Bütçemiz tamamen sıfırdı. ‘Elimizde hiçbir şey olmadan neler yapabiliriz, görelim’ dedik ve gördük. Çok daha iyi işler yapılabilirmiş; onu da anlamış olduk. Bu işlere meraklı arkadaşlara da aslında çok zor olmadığını, bütçesiz de bir şeyler çekilebileceğini gösterdik, sanıyorum.”
Resmi adını bilmeyenler var
Filmin diğer yönetmeni Cihad İlbaş ise filmi çekerken kadınlara ulaşmakta zorluk yaşadıklarını anlatıyor. Kadınları isim hikayeleri konusunda konuşmaya ikna etmenin oldukça zor olduğunu belirten İlbaş, yine de bunu ısrarla yapmaya çalıştıklarını ifade ediyor: “Daha fazla kadın olsun istedik; çünkü bu konuda en çok kadınlar zorluk yaşıyor. Resmiyetle pek temasları olmadığı için, resmi adının ne olduğunu bilmeyenler bile var”
Filmi özellikle sosyal medya aracılığıyla tanıttıklarını vurgulayan İlbaş, festivallere ve benzer etkinliklere de göndereceklerini söylüyor. Film çekmek isteyen gençlere de çalışmalarıyla cesaret vermek istediklerini belirten İlbaş’a göre film çekmeye meraklı gençler, yeterli cesaretle bu amaçlarını gerçekleştirebilirler.
Yeni film yolda
İlk filmleri Navê Te Çi Ye’yle çok şey öğrendiklerini ifade eden yönetmenler, şimdilerde yeni bir film projesi için çalışıyorlar. Yönetmenler, Kürt halkının keşfedilmemiş veya her gün görülmesine rağmen yok sayılan sayısız hikayesine yoğunlaşmaya devam edeceklerini söylüyorlar.
ÖZLEM GALİP