
Mirady’yi bundan 7 yıl önce çıkardığı ‘Xemname’ adlı albümü ile tanıdık. Kendine özgü tarzıyla tanınmaya başladı. Arjen Arî, Osman Memed, Rojin Xewn, İtil Yojif, Feqiyê Teyran gibi şairlerin şiirlerinden yaptığı bestelerin yanı sıra kendi besteleri de bulunuyordu.
Mirady, yedi yıl aradan sonra şimdi de ‘Marmasî’ (Yılanbalığı) adlı albüm ile karşımıza çıktı. Albüm, ikisi Kirmanckî, dokuzu Kurmancî toplam 11 şarkıdan oluşuyor. Sanatçıya, vokalleriyle Vedat Yıldırım, Harun Ataman, Ferec Reh eşlik ediyor. Anadolu Müzik’ten çıkan albümde, Way Delalê, Gulîzer, Marmasî, Lê Baranê, Meke, Bi Xatirê Te, Êdî Nagirîm, Seyran, Rîsiya, Leyla ve Vace şarkıları yer alıyor. Kimi zaman hüzünlü ve düşündürücü, kimi zaman isyancı; biraz etnik biraz fazla da rock, belki de hepsi Marmasî. Ama kendine özgü.
Samimi bir albüm
Albümüne ilişkin konuştuğumuz Mirady, bu kadar beklemesinin nedenini arkasında durabileceği gerçek bir çalışma yapma isteğinden kaynaklandığını dile getiriyor. Mirady, devamla şunları belirtiyor: „Geçmişe göre kimi insanlar yenileniyor, kimileri de ya değişmiyor ya da eskiyor. Bu süreçte kendimi yenileme ve geliştirme imkanım oldu. Yaşadıklarımı eski birikimlerimle belki de yaptığım yanlışları veya yapamadıklarımı değerlendirerek samimi ve gerçek bir albüm yapmak istedim. Müziğin diğer sanat dallarına oranla daha aktüel, tüketiminin daha hızlı gerçekleştiği ve yedi yıl gibi bir sürenin uzun olduğu kimi çevreler için haklı görünsede ben, hem müzik kaygılarımı ifade etmeyi hem de bu süre içinde yaşadıklarımı şarkılarımla anlatmak istedim. Yazacağım sözden yaptığım müzikten emin olmak istedim. Bu karmaşa içinde özgün bir şeyler yaratma çabam var.“
Müziğimi ve sözümü yaratmak istiyorum
Mirady’nin bu özgün bir şeyler yaratma arayışı albüme de yansıyor. Adlandırılmış, etiketlendirilmiş müzik tarzı yerine kendi tarzını oluşturmada önemli bir adım albüm. Her ne kadar rock-pop adlandırması yapılsa da, sound ve entrüman kullanımı, geleneksel ile dünya müziğini buluşturma anlamında özgün bir yapıyı içeriyor. Zira Mirady de belli bir başlıkta müzik yapmak istemediğine dikkat çekiyor: „Bence şarkı neyse odur. Düzenlemede ne yapılması gerekiyorsa o yapılmalıdır. Ama diğer şarkılardaki fikirlerin, düzenlemenin ortak paydası olması gerekir. Marmasî’de ilk albüme işaret eden bazı müzikal fikirler var. Ama benim amacım kendi müziğimi, sözümü yaratmak.“
Albümde iki şarkı dışında diğer şarkıların söz ve bestesi sanatçıya ait. Mirady, besteler ortaya çıktıktan sonra müzisyen arkadaşlarıyla çalışmaya başlar. Bir taraftan stüdyoda demo kayıtları yaparken, diğer yandan bu kayıtları sahneye taşır. „Sözler ve müziğin canlı hissettirmesini istedik“ diyen Mirady, stüdyo aşamasında Ferhat Güneş, Cansun Küçüktürk, Baran Karakoçla ile beraber aranjeleri son haline getirirler. Mirady, aslında sahnede çalınanları kaydettiklerini de belirtiyor.
Marmasî acı veren bir imge
Yaşanmış hikayelerden yola çıkarak Kürtçe’nin sokakta konuşulan saf haline kendi dünyasını katan Mirady, albümdeki tüm şarkıların bir hikayesi olduğunu belirtiyor. Ancak Mirady, bu hikayeleri anlatmaktan ziyade insanların şarkıları dinlerken hissedecekleri kanısında: „Albümdeki bütün şarkıların hikayesi var. Kendi hikayelerimle dinleyici arasına çok girmek istemem aslında. Benim hikayelerimde dinleyici kendisinden bir şeyler bulsun isterim. Marmasî benim için acı veren bir imge. Dinleyici ne hissediyorsa belki de o...“
Rock özgürlük arayışımıza ve dilimize yakın
„Dünyada rock müzik ortaya çıkarken bir özgürlük arayışı vardı. Şu an rock müziği dünyada özgürlük arayışı olan bir anlayışta mı? Tartışılır.“ diyen Mirady, bunun tüm halklar için geçerli olduğunu dile getiriyor. Rock müziğinin müzikal kimyasını, Kürtlerin özgürlükçü anlayışına ve Kürt diline yakın bulduğunu belirten Mirady, son olarak şunları söyledi: „Bu çalışmamda Vace (Söyle) adlı şarkımın toplumsal sorunların anlatımı ve rock müziğiyle ilişkisi açısından iyi bir örnek teşkil ettiğini düşünüyorum. Dilimiz tarihsel bir mücadelenin ve emeğin sonucunda bu günlere geldi. Bunda sanatın da önemli etkisi var. Her iki durumda aslında birbirini tamamlıyor. Sanatçının toplum gibi özgürleşme isteği yani birincil problemimiz olan özgürlük; sanatçıyı aslında siyaset yapmaya mecbur kıldı. Kimi sanatçılar toplumu, toplum psikolojisini güzel örneklendirirken, kimileri politika adına sanat adına söylemleri sadece ajitatif sloganlar düzeyinde kaldı. Öte taraftan popüler kaygıları, para kazanma çabaları vs. yüzünden topluma, tarihe uzak duranların büyük çoğunluğu ise sanat yaptıklarını sandı. Söylemi, anlattığı konu ne olursa olsun toplum adına sanat adına özenli, önemli çalışma yapan herkesin bir yerde özgürleşme çabalarımıza katkısının olduğunu düşünüyorum.“
DENİZ BİLGİN