Mart 2006, yine “Kürtleri sindirdik” biçiminde söylemlerin ayyuka çıktığı bir dönemdi. Hem dağlar, hem de sokaklar cayır cayır yanıyordu. Süreç bu biçimiyle devam ederken 14 PKK’linin kimyasal silahlarla katledildiği haberi yayılıyor Mezopotamya’nın dört yanına. Ardından tüm Kürtler ayağa kalkıyor. 28 Mart 2006’da Amed’de başlayan olaylar günlerce devam ediyor; kentin kolluk kuvvetleri çevre illerden alınan desteğe rağmen olayları bastıramıyordu. Ardından başbakanın kulak tırmalayıcı konuşması yansıyordu ekranlara: “Kadın da olsa, çocuk da olsa güvenlik güçlerimiz gerekeni yapacaktır.” Nitekim gereken yapılıyor ve insanlar sokak ortasında katlediliyordu.
Eylemler sırasında yaşanan bir olay hiç aklımdan çıkmıyor. Onca acının çekildiği bir zaman diliminde gülümseten bir “an” bu. Bağlar Dörtyol’da bir çocuk ve panzer karşı karşıya. Adeta düelloya çağırıyorlar birbirlerini. Az sonra kozlar paylaşılacak gibi. Polis panzeri süratle çocuğun üzerine sürüyor. Çocuğun yüzü açık ve gözlerinde korkuya dair tek bir emare yok. Avucunda taşları. Panzeri ara sokağa çekmeyi kafasına koymuş, belli! Var gücüyle o sokağa doğru koşuyor ancak panzer tuzağı sezmiş olacak, sokağın ağzına kadar gelip geri dönüyor. Bu sefer kovalama sırası çocukta. Ellerindeki taşları atarak koşuveriyor panzerin peşinden. Panzer bunu görünce fren yapıp tekrar çocuğun üzerine gidiyor, çocuk yine sokağa. Bu restleşme birkaç kez daha tekrar edince panzer pes ediyor.
Geri geri giderek başka bir sokağa geçip oradan uzaklaşmaya niyetleniyor. Ancak ilahi adalet bu ya! Panzerin arka tekerleri kocaman çukura saplanıp kalıyor. Çıkamıyor oradan. Çocuk “savunmasıza saldırmak namertliktir” edasıyla elindeki taşları yere atıyor. Üstüne başına çeki düzen verdikten sonra gururla, başı dik bir şekilde panzere doğru ilerliyor. Tam dibine kadar sokulunca hafif tebessüm ediyor. Alaycı bir ifadeyle sağ elini beline koyuyor. Sol elini panzere doğru uzatıp bilekten yarım daire çiziyor ve “naber” dercesine Amed’in eşsiz şivesiyle “ne oldi?” deyiveriyor dişlerini sıkarak. Sonra yüzündeki çocuk gülüşüyle diğer arkadaşlarına desteğe gidiyor koşa koşa.
Mart 2012, yine “Kürtleri bitirdik, nefes alamaz hale getirdik, KCK operasyonlarını yaptık artık olay çıkmaz” söylemleri yine tavan yapmış. Newroz kutlamalarının bir referandum niteliği taşıdığının farkında olan devlet bunu engellemenin yollarını arıyor. Ardından Newroz kutlamalarına sadece üç gün kala “Newroz’un sadece 21 Mart günü kutlanması gerektiği” gerekçesiyle kutlamalara yasak getiriliyor. Belki de bu şekilde halk korkup alanlara çıkmayacaktır.
Valiler, emniyet müdürleri hatta AKP’ye layık İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ardı ardına açıklamalar yapıyor ve izin verilmeyeceğin açıklıyor. Kendilerinden o kadar eminler ki! Ne de olsa Kürtler iktidara boyun eğmek zorunda. Ancak hesapları tutmuyor. 18 Mart günü kıyametler kopuyor. Kawa’nın örsü yine Zalim Dehaq’ın tepesine iniyor. Amed’de uzun savaşımlar sonucu yüz binlerce insan Newroz alanında özgürlüğe göz kırpıyor. Newroz ateşi yandı bir kere. Özgürleşene kadar da sönmez. Şimdi Bakan İdris Naim Şahin’in karşısına geçip muzip bir ifadeyle ve Amed ağzıyla sormak gerekiyor, “ne oldi” diye…
Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi